E. Lockhart’ın Yalancılar kitabı, okura ilk sayfalarından itibaren sinir uçlarına dokunmayı başaran fakat oldukça anlaşılır dile sahip bir kitap. Kitabın ilk 210 sayfasını okurken sık sık sinirlenmek, karakterlerin tavırları ve olayların gidişatı nedeniyle hayal kırıklığına uğramak mümkün. Öyle ki, bazı anlarda kitabı yarıda bırakmayı bile düşündüğüm oldu. Yazarın yarattığı bu atmosfer, bir yandan okurun sabrını sınarken bir yandan da karakterlerle ilgili belirsizlikler yaratıyor.
Kitap boyunca yapılan varsayımlar, olayların gidişatı hakkında okuru yönlendirse de, birçok noktada bu varsayımların yanlış çıkması büyük bir şaşkınlık yaratıyor. Kitabın son 38 sayfasına geldiğimde, tüm varsayımlarım yıkıldı ve gerçeklerin yüzüme çarpmasıyla adeta dehşete kapıldım. Tam da bu noktada, kitabın anlatısı derinleşti ve duygusal olarak yoğunlaştı. Gerçeklerle yüzleştiğimiz bu bölümlerde gözyaşlarıma engel olamadım. Yazar, son sayfalarda okura öyle bir duygusal darbe indiriyor ki, kitap boyunca biriktirdiğiniz tüm sinir ve sabırsızlık adeta yerini bir kedere ve derin bir hüzne bırakıyor.
E. Lockhart’ın bu eseri, klasik bir gençlik draması gibi görünse de, derinlerinde travmatik ve ağır bir hikaye barındırıyor. Bu hikaye sadece karakterlerin değil, aynı zamanda okurun da ruhsal dayanıklılığını zorlayan bir yapıya sahip. Kitabı bitirdikten sonra, okurun geriye dönüp tüm yaşananları tekrar düşünmeye ve olayların arka planını çözümlemeye ihtiyaç duyacağı bir yapıt olduğunu düşünüyorum.
E. LockhartYalancılar