Ah Macideciğim ve Ömer insansısı... Kitabımız Balıkesir'de başlayıp İstanbul'a uzanan, zıt ama bunun farkında olamayan, birbirlerini dahi pek tanımadan evlilik gibi bir bilinmeze imza atan iki gence sahip. Sonrasında, evlilikle açılan göz perdelerine teşekkürler olsun, geçen zaman içindeki farklı fikirler ve ideolojiler arasında sıkışmasını, geçim sıkıntısını ve kaçınılmaz ayrılığı konu alıyor.
İşte tam bu nokta beni saran şey İçimizdeki Şeytan kitabın bir hayalde seyir etmemesi, gerçekçiliği. Çünkü birbiriyle tam anlamıyla tanışmadan sürüklenen bu iki genç için hayat bir anda gül bahçesine dönüşse, tozpembe şarkılar söylense evet, daha hoş yüreği ısıtan bir kitap olurdu fakat benim nezdimde sadece bir hayal olurdu. Tam bu noktadaki gerçeklik vurucu olan!
Gelgelelim kitabın en etkilendiğim sahnesine:
Hafız Efendi'nin Ömer'e yaptığı konuşma. Oturup ağlar insan olan bu konuşmaya öyle ağır ama Ömer gibi biri ne anlar işte...