Ben İnce Memedi bilmezden önce tanıyorum Yaşar Kemal'i. Yine de Kemal'in kemale erdiği bu hikâyedir. Tek benim övgülerim böyle bir kitap doldurur ama gerekmez. Bir daha okuyamayacağım için üzüldüğümü, gerçekten üzüldüğümü hatırlıyorum. Gerçekliğimi bile sorgulatmış demek ki bana. Bu bir kitap açar açar okurum keyfimce diyememişim. Yaşar Kemal gerçekten büyük bir usta. 2017 yılında bir kitabı geçti elime, o gün bugündür okuyor ama hiç bıkmıyorum. Belki de geç bulmanın verdiği bir açlık bu bilmiyorum. Düşünüyorum da bir insan çocukluğunda tanışsa Yaşar Kemal'in kalemiyle aynı olabilir mi hayata bakışı? Bir tamlama bu. Ben çok severim: hayata bakışım. Ferdi Tayfurun bir şarkısında geçer oradandır çok severim. Onu yirmisinde tanıdım. O benim ilk aşkımdı, hayata bakışımdı. Hayata bakışım. Bütün sevmelerin, övmelerin üzerinde bir güzel söz dizimi. İşte. Bazı insanları erken tanımak o hayata bakışa katkıda bulunuyor. İşte Yaşar Kemal'in kendisini değilse de kalemini tanımak böyle bir olay. İşte dedirtir. İşte bu budur. Bir kelimeye anlam yüklemenin ne demek olduğunu ben onunla öğrendim. O bir şey öğretmeye çalışmadı, ben kapmak istedim. Bazen Hürü Ana bazen Hürüce dedi. Ben orada olaya aydım. Ayırdına vardım ne zaman seren olunur ne zaman serence. Böyle bir şeyler. O yaptığı şeyi bilinçli mi yapıyor onu bile bilmiyorum. Bütün Çukurova değil de tekmil anavarza köyleri demesini seviyorum. Bir de o anlattığı insanların ciğerinden bir koku geliyor. Ben de yaşarken bunu hissediyorum. Biriyle konuşurken ne dediğini değil de ne demek istediğinin kokusunu alıyorum. İşte. Ben bunları Yaşar Kemal okumaktan biliyorum. Bugünlerde ne yaşadığımı bilmiyorum ama nefes almak gibi bir şey yaşadım okurken. Kendimi bulduğum tek anlar şu kitabı elime almaktı. İnsanlara gücümün yetmediği, tahammülümüm sınırında geldiğim anları böyle böyle atlattım. Yoksa bir vuruşta okumayı da biliyorum. Yudum yudum içmek istedim . Gerçekten çok zorlanıyorum ben. Bu kadar iki yüzlü insan arasında nasıl direniyorum bir ben bir Allah bilir. Yapamıyorum da. Gizleyemiyorum suratımı. En sevdiğim insanların bile bu pisliğe bulaştığını görüyor mahvoluyorum. Ben öyle olunca. İyi dediğimin elinden bir tas su bile içmem. Bir şey ya iyidir ya kötü. Biri de ya öyledir ya böyle. Yani. Zor zor. Bu kitap benimle çok geceler atlattı. Gündüzleri göz göze geldik, sustuk. Kolay olmadı. Belli ki hiçbir zaman da olmayacak. Allah bilsin bakalım. Bir kitapla paylaşacak her duygumu paylaştım. Ama insanlara anlatmak zor. Yüreğim kaç defa doldu boşaldı bilmiyorum. Kimselerle paylaşmayacağım kadar çok. Tek avuntum. Gene okuyacağım gene okuyacağım....
28.03.2021
Bir Yaşar Kemal biyografisi okumuştum, İnce Mehmed için mecbur adam diyordu Yaşar Kemal. Mecbur adamın romanını mecburen bitirdim... Çok üzüldüm bittiği için, ben ilk defa bir kitapla vedalaştığım için bu kadar üzgünüm. Bir daha İnce Memedi, Ferhat Hocayı, Hürü anayı, Seyranı, Topal Ali'yi, Müslümü, Küçük Memedi, Temiri, Kasımı tüm o oba köylerini, tekmil Çukurovayı okumayacak olmaz zor. Böyle olacağını bile bile okudum ama yine de... Tek avuntum, avuntusu herkesin, "Gene geleceğim, gene geleceğim..." olmalı.
İnce Memed bir destan doğru. Abartılmış, halk türkülerinde üzerinde çok değişiklik yapılmış bir destan. Köroğlu gibi. Tüm destanlar gibi. Ama düşününce haklarında ne biliyoruz? Abartıldığını düşünecek kadar yani. Bilinmez. Belki gerçekten Memed gibileri Kırklar koruyordur. Selahaddin Eyyubinin gömleği, kırk göz ocağının yüzüğü belki. Hz. Ali'nin kılıcı. Gerçekten bilinmez. Tek bildiğim İnce Mehmed "İnsanoğlunun yüreğine sıkışmış kalmış bütün ayaklanmaların timsali oldu."
Ve yine bildiğim,
"Bu dünya o yürekli insanların yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor."
Bir de,
"Bir ağa gidince bin tanesi gelirse, bir İnce Mehmed gidince on bin, yüz bin, yüz yüz bin tanesi gelecekti. Ağalar az, fıkralar çoktu..."
Tüm cümleleri alıp buraya yazmam mümkün değil. İnce Memed kitapları bitti. Ama herkesin içinde bir İnce Mehmed var işte o hiç bir zaman ölmeyecek...
"... Korkma, içindeki o yüz bin yıllık ağının, korkunun üstüne yürü, ona başkaldır. Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir. Getirdiğin iyilikler de, belki bir gün insanlar için kötülük olur, kendi iyiliğine de başkaldır..."
Yaşar Kemal