Aslında hepimiz kendi hayatımızın askerleriyiz. Hepimizin içinde yer yer sığındığı korunaklı kaleleri var
Ama hayatı yaşamak için dışa dönük olmak gerekir. Çünkü hayat sandığımızdan çok daha hızlı akıp geçiyor ve çok şeyi farkında olmadan değiştiriyor.
Biz arkamızda açık bıraktığımız kapıları, geride bıraktığımız insanları, şartları, bir gün dönmek istediğimizde aynı şekilde bizi beklerken bulacağımızı zannederken Öyle olmadığını o gerçekle yüzleşince anlarız. O zaman da iş işten geçmiş olur.
Drogo o kalenin onu oksijensiz bıraktığı sıkışıklık ve tekdüzelikte bir umuda, bir hayale ve sonrasında hiç sonu gelmeyen ama gerçekleşmeyen de varsayımlara tutundu. Çünkü o koşullarda buna ihtiyacı vardı. Nasılsa bir gün bitecek. İstediğim an geri dönebilirim avuntuları gibi!
Böyle böyle farkında olmadan, yabancısı olduğu yere ait olmaya, ait olduğu yerlerin ise yabancısı olmaya başladı.
Geriye döndüğünde onun için anlam ifade eden her şey anlamsızlaşmıştı. Kaldığı yerden devam edemeyecek kadar her şeyin uzağında kalmıştı.
Herkes zamanı değerlendirmesi gerektiği gibi değerlendirirken o sadece bir asker gibi kalesini beklemişti! Onun elinde sadece umutları vardı.
Geride bıraktığı arkadaşları, dostlarının ise kurulu bir düzeni, ailesi, konumu, yaşanmışlıkları...
Drogo uzun süre aynı monotonluğa maruz kalmaktan geçmişini, neler yaptığını, bu yola çıkarken ne hedefleri olduğunu unutmuştu. Dolayısıyla da artık ne yapması gerektiğini de bilmiyordu.
Geçmişin tüm izleri yorgun yüzünde saklıydı. Parlamayan gözleri, hiçliğin peşinde boşa geçen koca bir ömrün farkındaydı.
Gençliğin yanılsamasıyla, yanlış gidilen yolun dönülmez çıkmazında son düzlüğe gelmişti. Artık ne bir yere aitti ne de bir şeylere sahip!
Yapılacak ne bir şey kalmıştı ne de her şeyi değiştirebilecek kadar zaman/enerji!
Üstelik yüzleşmenin acı ve ağır gerçeği de çökmüştü omuzlarına...
Şu hayatta kendisine onun işe yaradığını söyleyebileceği, ihtiyaç duyulan biri olduğunu anımsatacak tek bir karesi/anısı olmadan...
İşte bu yüzden o son çırpınışı yapmıştı aslında. Baba, eş, sevgili, evlat, dost olmaktan onu feragat ettiren! kahramanlık hayallerini birileri onun yerine yaşamak üzereydi. Üstelik o bunca zaman boşa beklerken!
Gözlerindeki o yaş, keşkelerin sağanağıydı... Saygı duyulan biri olmak isterken bir köşeye işe yaramaz biri olarak terk edilmek zoruna gidiyordu.