Sağırdere Körduman… bitmemeliydi böyle. Sonu belli olmayan kurgular, okurun muhakeme kabiliyetini artırabilir; ama nerede ve nasıl bittiği, zihni berraklık açısından önemli. Ah Kemal Tahir! Büyük usta! Onca olay yaşamasına rağmen, muhtarlık odasında, Vahit’in ölümü üzere sorgulanırken, cama bakmaya cesaret dahi edemediğinden göz ucuyla vaveyla koparan kadınları görürken mi bitmeliydi o sanat eseri! “Ulan Mustafa! Gene yaptın yapacağını…yaptın da bütün bir köydeki olanları ufacık muhtar odasında bitirttin büyük ustaya” dedirtti kitabın sonu! Üzülmek mi bu duruma? Evet! Elbette. Sonunda köyü tüm ekiniyle yakacağını düşündüğüm Mustafa, sorgu odasında noktaladı! Devam niteliği taşıyan üçüncü bir kitap daha olmalıydı; Mustafa’nın, topal İsmail’in mahpusluğunu dinlerken hayalini kurduğu mahpusluk olma süreci de olmalıydı. Olmalıydı ki Mustafa’nın Vahit’e göre pek az söylediği “öbür bacağı da kırılası” Topal’ın, fitne fücuru ve yalanı, ortaya çıksın! Bitirdim romanı! Ama aklım hala “ne olabilirdi ki başka?” sorusu ve o köyde ikamet eden biriymiş gibi verdiğim cevaplarda…Neyse artık! Allah rahmet eylesin!
SağırdereKörduman