·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Eylül 2024 17:49 "DİRİBAL"
"Elimde bir fotoğraf vardı beni zamanın içinde anımsayamadığım bir yerlere bağlayan… Ne olduğunu bir türlü bulamıyordum. Okuduğum tüm kitapların ayracı olmasına rağmen ben kaldığım sayfanın arasına koyduğum o fotoğrafı bırakıyordum. Sonra kaldığım yerden devam etmek için araladığım kitabın içinde ilk önce o fotoğrafa bir müddet bakıyor, okumaya öyle geçiyordum.Kitap bitiyor bir diğer kitabın ayracı oluyordu o fotoğraf…Kollarında bebeğini sıkı sıkı tutmuş, gülümsemesi sıcacık saran bir kadın.”
Her biri roman tadında kısacık dokuz öykü karşılıyor bizi bu eserde. Az sözle çokça kelâm.
Öyküler, sanki başka boyutlara adım atmamızı sağlayan minik ve anlık bir kapı. Çokça yaşanmışlık, hayatlar, hikâyeler. İnsan duygularıyla, yaşanmışlıklarıyla var olur evrende. Her öykü ayrı ayrı bir duygu yoğunluğu hissettirdi. İnsan tanımak gibi, benim için de öykü okumak. Kapağını açtığında içine girdiğin birer bina gibi öykülerde. Kapısını arkandan kapatır içerideki odaları tek tek dolaşarak başka hayatlar yaşamaya başlarsın. Bilmediğim bu hayatlar içinde dolaşmak, her birinin acıları, sevdaları, hayal kırıklıkları, beklentileri, birbirine benzeyen ama birbirinden çok farklı yaşadıklarımız. Dışardan bakıldığında aynı hayatları yaşıyor gibi görünsek de, küçük
nüanslarla ayrılıyoruz birbirimizden. Aynaların arasında aynılarımızla yaşıyoruz. Bakmakla görmek arasındaki o ince çizgide yer alıyor tüm ayrıntı.
Karadeniz'den, İstanbul'a, Fransa'dan Moskova'ya götürecek, bizleri zaman yolculuğuna çıkartacak birbirinden etkileyici, yurdum insanını tanıyınca yaşanmışlık hissi veriyor insana. Bazen hayatta istemeden de olsa ötelediklerimiz, ertelediklerimiz, farkında olmadığımız, inandığımız, hissettiğimiz duyguların peşinden düşünmeden ilerleyişimiz bir gün pişmanlık getirse de ne kadar geç kaldığımız gerçeğini değiştirmiyor.
İç seslerimizin bizi nasıl etkilediğini kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Bazen kendinizi göreceksiniz bazen karşınızdakini. Ama hep bir acaba oluşacak belleğimizin bir köşesinde. Bazen duygulanacak bazen ağlayacak bazen de çokca kızacağız okurken.
"İSTASYON ÇIKMAZI", bir dönem aşkı, gerçek aşk bu dediğimiz türden. Darbe yıllarında yaşanan ve kavuşamayan bir aşkın hikâyesi. Sevdiği kadını yıllarca aynı istasyonda bekleyen meczup. İstasyonda bir adamdan aldığı mektupla aile sırları ortaya dökülen Efyal annesine benzerliği neden oldu hikâyenin ortaya çıkışına. Eftal doğu görevini yaptığı Kars'tan Doğu Ekspresi ile ilk önce Ankara'ya oradan da ablasının yanına İstanbul'a gidecekti. Yolculuk esnasında mola verdiklerinde kirli giysileri, saçı sakalı birbirine girdiği cam gibi bir çift mavi göz ona bakıyordu.Tren hareket edeceği zaman adam yanına gelir, paltosunun içinden kirli bir zarf çıkarır ve bu mektubu üzerinde yazan adrese ulaştırmayı için Efyal'e verir. Mektup kime aitti peki?
"YİTİK ZAMAN" Hafızasını kaybeden bir adam gerçekleri hatırlamasında olan yolculuğu. Geçirdiği kaza sonucu hayatından silinen iki yılın pişmanlığını yaşayan Selçuk'u karısı affedecek mi?
"DİRİBAL" o gerçek bir Karadeniz kadını , çünkü sıradışı hayat hikâyesiyle. Diribal ile Mısır püskülünün aşkı.
Yazar olan Melih yeni kitap yazmak için Kaçkar Dağlarına gider, hastalanıp bir hastaneye yatar.
Hastane koridorunda tanışıyor Diribal'la.
Ortak oluyoruz hüznüne, kadın gücünün temiz yüreğine. Tek çocuk olan ve babasının ona olan düşkünlüğünden dolayı sevdiğinden ayrı kalarak yalnızlığa mahkum kalmış. Hastane koridorunda başlayan ve sonrasında memlekette devam eden bir dostluk.
Aşık olmuştu. Aşık olduğu adam İstanbul 'a gidip dönmemisti bir daha. O günden sonra da kimseye aşık olmaz. Ama yıllar sonra bazı gerçeklerle karşı karşıya kalır.
"İDA YOLUNDA"
Lilya yaşadığı ihanetin ardından kendini arabası ile yollarda bulur. Yolculuk esnasında arabası bozulunca yardıma gelen biri ile otele gider ama bu otel öyle sıradan bir otelde değildir. Hayatıyla ilgili ona gösterilen yolla aynı zamanda doğru yolu da bulur. Lilya'nın yıllardır özlemini çektiği bebeğinin geleceği için vereceği kararı, yaşam hakkının kutsallığını Perizad, Balaban ve Ulya ile kavrarken bizlere sunar Lilya.
"MADAM OFELYA'NIN ÇAMAŞIR GÜNÜ"
Madam Ofelya ve kocası Takis’le tanışıyoruz
Çocuklukta yaşanan ilk aşktan geriye kalanları,
Aynı mahallede yaşayan Selim’in de hikayesine ortak oluyoruz.
Farklı hayatlara dokunmak, hayat hikâyelerine ortak olmak, bazen hüzünlenmek, bazen sarıp sarmalamak, yarım kalmış aşklar, aldatılmanın en acısı nasıl mı yaşanır, kendi ayakları üzerinde durmak, geleceğe umutla bakmak. Vazgeçmemek yarınlarından.
Kitapla Kalın.