bi subay, dostoyevski'yi bilardo oynanan bir mekanda görmüş. epey uzun boylu bu subay, dostoyevski'yi kendi yürüyeceği istikamette görünce havaya kaldırıp başka yere koymuş bir obje gibi. dostoyevski buna iki sene içerlemiş, mektup yazmış, yazdığını yollamaya cesaret edememiş, bu mektupta düello teklifi de yer alıyormuş. ancak bu mektup sonrası, iki haftalık maaşını borç nevinden istemeye utanmak pahasına gösterişli ve diğer paltolara nispeten uygun bir paltoyu alarak sürekli o subayın bulunduğu bir sokağa gidiyormuş. böylece karşılaşınca onu havaya kaldırmaya cesaret edemeyeceği bir şekilde öc almak istiyormuş. uzun süre boyunca gidip gelmiş bu şekilde, çok defa da yol vermiş, çarpışmamak için başka yönlere atlamış iyice utanç duyulacak hallere girmiş. en nihayetinde bir gün subayla aynı şeritte karşılaşmışlar ancak yerinden kıpırdamamış. ve subay ona çarpmış. dostoyevski bu meselenin nihayetini öcünü almak olarak tanımlıyor. yeraltı bölümünde de öc almayı çok manasız bulduğuna dair uzun uzun anlatmıştı. çok üzücü, bir diğer üzücü şey ise bu kitabı yazarken, subay gideli on dört yıl olmuş. bu mesele en az 14 senelikken nasıl da içine dert olmuş. yani 25-26 yaşlarındayken yaşadığı o küçücük olay kafasında 40 yaşındayken şeref meselesine dönmüş.