Gönderi

İşte benim Eylülüm…
O zaman Suat'ta hayatının şu devresi kendi ömrünün, kendi kadınlık hayatının eylülü gibi geldi: Eylül... Birkaç gün hava ne kadar güzel olsa bu kadarcık fani bir güzelliğe bile minnettar olmak lazım gelen bir ay; içine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, o güzel havaların, devamlı yazın artık nasıl geçmiş, sade bir mazi olmuş olduğunu hissettiren bir esef ve hasret ayı... Onun hayatı da öyle değil miydi? Son günlerin letafetiyle beraber, şimdi yine imkânsızlığa, yine hüzün ve kasvete düşmemiş miydi? Tıpkı şimdi düşündüğü gibi, nasıl yaz, elindeki saadetten bihaber geçip ilk kış hücumuyla teessüf ederse o da demin anlamamış, tahassür etmemiş miydi? Tekrar hayatına başlamak arzusu, bugün tekrar yaz olmak emeli gibi değil miydi? Bir senedir onu harap eden endişelerin, melallerin ne olduğunu artık iyice görüyor, "İşte benim eylülüm,” diyordu.
Sayfa 217 - Can Yayınları·Kitabı okudu
·
60 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.