İnsanoğlunun yaşamın anlamına dair sorgulamaları çok eskiye dayanmaktadır. Belki de ölüm gerçeğidir bu sorgulamanın en temel nedeni. Ölüm düşüncesinden uzaklaşma, yaşamdaki güçlük ve ızdıraplara direnme gayesi insanı yaşamda bir anlam bulma arayışına yönlendirir.
İnsanın Anlam Arayışı kitabı nazilere esir olarak toplama kamplarına düşmüş bir psikiyatristi konu alır. Yazar; bu kamplarda yaşanılan fiziksel ve psikolojik şiddeti, her an ölümle birlikte yaşamayı, kamplarda insan hayatının ne kadar önemsiz olduğunu ustaca betimler. Anlatılan tüm bu yaşantılar insanın direnme gücünün fiziksel güçten ziyade psikolojik sağlamlık ile alakalı olduğunu gözler önüne serer. Yaşamda olduğu kadar ıztırapta da bir anlam bulan kimse yazara göre yaşam ile daha güçlü bağlar kurar.
Viktor E. Frankl’nin bu yaşantıları “logoterapi” ekolünün ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Kitapta da yer verilen logoterapi en temelde bireyin yaşam anlamı üzerine çalışmaktadır.
Yaşamın anlamının ne olduğuna dair genel bir ifadede bulunmak olanaksızdır. Yaşam anlamı özneldir ve her birey kendi anlamını; yaşamını ve acılarını göz önünde bulundurarak kendisi belirlemelidir.