Gönderi

Huzursuzluğun Kitabı
10/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2024 02:32
"Hayattan çok az şey istedim ama o, o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş, bir lokma ekmek, bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşam bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun. Bu kadar bile esirgendi benden." Cidden, düşünüp bakınca ne ister ki bir insan hayattan? (mutlu olmak ister) Günlük hayatta yaptığımız ne varsa ya birini ya kendimizi mutlu etmek için yapmıyor muyuz zaten? Madem insan sadece bu kadar basit bir şey istiyordu, sorarım sana hayat: bunuda mı esirgedin bizden?. En sıradan hayatın bile büyük anlamları var diyor kitap ki gerçekten de öyle. Hepimizin yaratılmasının bir sebebi var (öyle değil mi? Öyle öyle). "Ben olmasam da olurdu," diyoruz ya; kim bilir, belki de o söz "Ben olmasam olmazdı, sistem olduğu gibi yürümezdi" diye değiştirilmelidir. Yazar karamsarlığı o kadar güzel özetlemiş ki, biz insanlar, çoğu zaman iyi yaptığımız şeyleri kutlamayız; fakat binlerce doğru yaptığımız şeyin içinde bir tanesini bile yanlış yapınca kendimizi cezalandırmayı çok iyi biliriz. Öyle ki, bir karamsar duygu diğerini takip eder hale gelir. "Beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum. O eli söküp atan kendi elim, beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini fark ediyorum. İpi boynumdan dikkatle çıkarıyorum, ama bu kez de kendi ellerimle boğazımı sıkmama ramak kalıyor". Yani sonuç olarak bizi boğacak şeyi bulmakta ustayız:d. Karakter kitapta hayatının sıradanlığından kaçmak için düş kuruyor; ancak işinden ve çevresindeki insanlardan ayrılmayı düşündüğünde bir acı hissediyor. Düşünde bile acı çekenlerden (çok tanıdık geldi, değil mi?). Bizde öyle değil miyiz? Düşlerimizde bile tanıdığımız kişiler var; yani cidden, onlar olmadan düş bile kuramıyor muyuz? Kuramıyoruz galiba. Tüm hayatı bu cümleyle özetlerim: "Başımıza gelen olaylar, ya herkesin başına gelmiştir ya da yalnızca bizim başımıza gelmiştir; ilk durumda bu deneyimler bayatlamış olur, ikinci durumda ise bizden başkası onları anlayamaz." Yani, başına ne gelirse gelsin, yalnızca sen kendini anlayabilirsin. Biz, çoğumuz, hayatımız boyunca yaşadığımız anlamsızlık duygusuyla yaşarız, hep bir şeylere anlam bulmaya çalışırız; tıpkı Huzursuzluğun Kitabı 'nda anlatıldığı gibi. Fernando Pessoa ,hayatın sadece olaylardan ya da büyük anlamlardan ibaret olmadığını, herkesin bir şekilde kendi boşluklarını doldurmak için bir şeyler yaptığını çok güzel bir şekilde ifade ediyor. Kısacası kitap, herkesin kendi içsel dünyasında bir anlam arayışında olduğunu, ancak çoğu zaman bu arayışın sonuçsuz kaldığını, sonuçta hayatın bir oyalama olduğunu ve herkes için aynı sona, yani ölüme, varıldığını söylüyor. Çıkarılan ders: Anın tadını çıkar; hayatı anlamaya çalışsan da pek anlaşılacak gibi değil. Sonuç olarak, kitap çok anlamlı ve güzel. Kendini bulabileceğin bir eser, kesinlikle tavsiye ederim, iyi okumalar:).
1000Kitap
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma
·
1.448 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bekliyordum :) Gayet güzel.
perin
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim
Çok kaliteli bir inceleme olmuş. Standartları yükseltmiş, tebrik ederim.
perin
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim