Gönderi

Hala Ararken
Puan vermedi·592 syf.··
2024 13. kitabı
·
132 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2024 10:54
Yaşam genelde, tekdüze, renksiz, acı verici ve yetersizdir. Sanat ve edebiyat bunu soslayarak bize sunar ki güzellik, heyecan, dürüstlük, eğlence, iyilik, doğruluk ve anlamlılık gibi şeylerin varlığına da inanalım, yaşamı daha yaşamaya değer bulalım. Pamuk bunu yapmayı tercih etmediği için sıkıcı bulunuyor olabilir. Siyah beyaz bir ekrandan, 'olduğu gibi' dediğimiz 'gerçeklik' onun kitaplarının özelliğidir. Hayat bir şeye inanmadan, beklemeden, bir yerlere gitmeden de yaşanabilir. Çoğu insan böyle yaşar, sıradan. Bunu olduğu gibi anlatabilen yazarlara da büyük diyoruz işte. Dostoyevski, Proust, Woolf, Joyce, Marquez, Faulkner... Pamuk da bunlardan biri. Sıradan hayatı olduğu gibi anlatabilmek. Yaşamın kendisini doğrulamak. Belirli bir kişinin yaşadığı deneyimi, kendine özel sorunlarını, bireysel niteliklerini, arzularını, yıkımlarını ve ölümü anlatabilmek kolay değildir. Bireyi çözümlemek, toplumun içindeki yerini okuyucuya aktarabilmek, dönemsel ayrıntıları gerektiği zaman gerektiği şekilde kullanabilmek de ustalık gerektirir. Evrensel ve bireysel öğeleri çok güzel karıştırırsanız eğer zevk verir okuma işi. Şimdiyi, dünü ve geleceği aynı düzlemde yaşatabilen adamlardan Pamuk. Cevdet Bey ve Oğulları, 1974-78 yılları arasında yazılan bir ilk roman. Orhan Pamuk'un ilk romanı. Abdülhamit döneminin son yılları, Batılılaşma sabırsızlığı, cumhuriyetin ilk zamanları ve modernleşmenin daha doğrusu modernleşememenin yansıtıldığı bu kitap bir eski İstanbul panoraması. Saraydan arta kalan refahı bölüşemeyen paşalar, aileleri, halk denen uyuşuk belirsizlik, aydınlığı Batı kafelerinde sütlü kahve içmek sanan züppeler, geleneği kirleten muhafazakârlar ilginizi çekiyorsa okuyun bu kitabı. Sabah uyanır uyanmaz perdeyi aralayıp dışarıyı izlemek gibi bir his bırakıyor. Bir pencerenin ardından hayatı izliyor gibisiniz. Karakterler zaten sürekli iç sesleriyle omuz başınızda konuşuyorlar. Bilinç akışı tekniği ile akıcı içsel konuşmalar yoğun. Bireylerin düşündükleri sizin kafanızın içine doluveriyor. Sahaftan aldığın eski kitabın kendisini değil de okuyucunun kenar boşluklarına yazdığı notları okuyor gibi. Kişiler ve hayatlar öyle gerçek ki. Kitabı unutup bir hayatın yaşanışına dalmanın, üç nesil bir ailenin hayatını izlemenin, bir ülkenin insanlarına verdikleri ve en çok da veremedikleri üzerine düşünmenin yarattığı duygu durumunu en iyi anlatan sözcük, sakinlik. Elinden bir şey gelmediğini kabullenirse insana bir sakinlik gelir ya, işte o. 580 sayfa boyunca Tevfik ile dertleniyor, Ömer'e kızıyor, Muhittin'i sıkılarak dinliyorsunuz. Evlenmeler, ayrılıklar, aldatmalar, gözyaşı, ölüm, doğum, para, nüfûz, siyaset... gerçek hayatta bulunduğu kadarıyla önünüze konmuş. Ne eksik ne fazla. Dümdüz. Sade. Hâlâ Ararken, kitaptaki bölüm başlıklarından biri. Hâlâ aradığımız bir şeyler olduğunu hatırlatıyor. Aramak için de duraksamadan yürümek gerektiğini... Hiç duraksamadan yürümenin yorduğu zamanlarda da elinizden tutup götüren biri oluyor kitap. Aradığımızı bulamadığımızda elimizi bırakmayan bir teselli. Okuyalım. Daha çok. Cevdet Bey ve Oğulları Orhan Pamuk
1000Kitap
Cevdet Bey ve OğullarıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20247bin okunma
··
892 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu inceleme bu kitabı okutturur :)
Özlem
Gönderi Sahibi
Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Roman seviyorsanız eğer keyifle okuyacağınıza eminim. Orhan Pamuk ülkenin yakın tarihine bireylerin psikolojik tahlilleriyle ustaca ışık tutar.