"Ölüm, ey koca kaptan, yelken açalım artık!
Sıkıldık bu ülkeden. Ölüm! Tutalım yolu!
Gök, deniz varsın olsun katran gibi karanlık.
Yüreklerimiz, bilirsin, ışıklarla dolu!"
.
.
.
Çok sayıda eserde adı geçen Kötülük Çiçekleri , birçok şairi etkileyen Charles Baudelaire 'in en ünlü eseri. Şiirler sırasıyla İç Sıkıntısı ve Ülkü, Paris Tabloları, Şarap, Kötülük Çiçekleri, Başkaldırı, Ölüm, Yeni Kötülük Çiçekleri, Buluntular olmak üzere sekiz bölümde yer alıyor. Eserin sonunda Charles Baudelaire'in "Dandy durmaksızın yüce varlık olmaya can atmalı, bir ayna önünde yaşayıp ölmeli" olarak tanımladığı Dandycilik akımıyla ilgili bir yazısı var, şiirlerden önce bu yazıyı okumanızı öneririm.
Eser genel olarak karanlık bir temaya sahip. Ölüm, toplumun çürümüşlüğü, bireysel duygu ve tutkular, hınç ve öfke, erotizm, dini ve felsefi tartışmalar içeriyor. İlk bölümdeki şiirlerin çoğu anlaması zor nitelikte ama bu çevirinin kötü olmasından değil, çeviri şiir olmasından kaynaklı. Diğer bölümlerdeki tüm şiirler oldukça akıcı ve anlamlı. İlk kısım akıcı olmadığı için şiir okumanın hazzını vermiyor. Kalanı ise muhteşem.
Güzellik, olumlama, mükemmel hissettirme duygusu arayanlara fersah fersah uzak bir eser. Ayrıca büyük yaş okuyucuya hitap ettiğini düşünüyorum.
Paris Sıkıntısı ile tanıdığım şairi bu kez bambaşka bir şekilde okudum ve oldukça beğendim. Fikriniz olması için birkaç alıntıyı da aşağıya ekleyeceğim.
Şairi biraz tanıyarak okursanız ve karanlık temaya da yatkın bir okuyucuysanız seveceğiniz bir eser olacaktır. Diğer yandan şiirleri orijinal dilinde okumak eminim daha çok tat verecektir.
Keyifli okumalar.
ALINTILAR:
"Ey kurtlar! Gözsüz kulaksız kara yoldaşlar,
İşte aranızda özgür, şen bir ölü var."
.
.
.
"Yüreğim yıkık bir saray kalabalıklardan;
İçmeler, adam öldürmeler, kavgalar dolu!"
.
.
.
"Deniz durgundu, iç çekiciydi gök yine;
Ne var ki her şey bana kara ve kanlıydı,
Sanki yüreğim kalın bir kefen kaplıydı,
Gömülüp gitmişti bu benzeşim içine."
.
.
.
"Bense, kanıksayıp, çıkacağım elbette
Düşle eylem kardeş olmayan bir dünyadan;
Kılıçtan ölenle birdir kılıç kullanan!"
.
.
.
"Artık ruhumla sinirlerim
Güzelce dinlensin isterim;
İçim ölüm düşleriyle dar,
Uzanıp örtülerinizde
Yuvarlanacağım ben sizde,
Serinletici karanlıklar!"
.
.
.
"Ama avutur Ses: "Sakla düşlerini," der,
"Delinin düşü güzeldir Bilgeninkinden!"
.
.
.
"Yılgınım uykudan, gizli bir dehşetle çevrili,
Nereye götürdüğü bilinmez bir çukur gibi;
Sonsuzluktur gördüğüm her bir pencerede ancak,
Ve ruhum, hep böyle bir baş dönmesinin tuttuğu,
Nasıl kıskanmasın hiçlikteki duygusuzluğu."
.
.
.
"Ölümden daha tatlı bir uykuya varsam!
Uyuyuversem! Benim neyime yaşamak
Yüreğim titremeden, bakır gibi parlak,
Pürüzsüz tenini öpüşlerimle sarsam.
Dingin hıçkırıklarımı boğup yutacak
Tek yer senin kucağının uçurumudur;
Ağzında hep o yaman unutuş durur
Ve öpüşlerinden Lete boşanır ancak."
.
.
.
"Bir budala sevinsin diye,
Yuha çektik en sevgiliye,
Alkışladık en çapaçulu;
Çattık, biz ne taşyürekliyiz,
Haksız yere hor bakılana;
Alkışladık Bönlüğü, dana
Suratlı koca Bönlüğü biz;
Öptük saçma sapan Nesne'yi
Bağrımıza basarcasına
Ve kutsadık taparcasına
Çürüyerek kokuşan şeyi"