9/10
·214 syf.··
2024 98. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 10:55
“Hayat bu muydu? Böyle mi yaşanmalıydı?” En son ne zaman sordunuz kendinize bu soruyu? Bir aynanın karşısına geçip yıllar önce hayal ettiğiniz kişi olup olmadığınıza baktınız? Mutlu musunuz var olduğunuz yerden yoksa bir şeyleri değiştirmeye veyahut değiştiremediğin şeylerden vazgeçmeye gücünüz mü yok? Peki ya ileride denemediğiniz şeyler için pişmanlık duyarsanız? “Ne yaparsan yap pişman öleceksin, belki yaptıklarından belki yapmadıklarından.” Deneyip pişman olmak mı, denemeyip bir ömür hayıflanmak mı? “Burada böyle kalmak mı iyi, yoksa çekip gitmek mi?” “Alıp başını gitmek, diyorlar. Dünyada gidilecek bir yer var mı, kaldı mı? Her yer ve herkes birbirine benziyor. Hep aynı şey, hep aynı şey.” “Konfor alanından çıkmak” son yılların gözde deyişi! Bayılıyorlar kullanmaya… Halbuki insanları var olduğu yerde tutan konforu değil, didine didine kurduğu, uğruna bir ömür verdiği hayat. Kolay mı o hayatı bırakıp gitmek? İnsan bir yerden çıkıyorsa bu kendini oraya ait hissetmediği, orada mutsuz olduğu için. Zaten bir hayatı olmadığını hissettiği, içinde bulunduğu hayatın Gregor Samsa’sı olduğu için. İnsana doğumundan sonra biçiliyor giyeceği gömlekler. Kimi gömlek kimi insana olmuyor, ya içine sığmıyor ya da kayboluyor derinliğinde. Sahip olduğunuz hayatın ne kadarını kendiniz kurdunuz? Belli bir yaştan sonra bu sorgulamayı yapmak zor gelir insana, yaşadığı hayatın bir hiç uğruna olduğunu kabul etmek istemez kimse. Ne der Nazım Hikmet Ran, “Henüz vakit varken, gülüm.” “Evet bir şey yapmalıyım. Mutlaka bir şey yapmalıyım. Hayat geldi geçiyor. Hatta geçti bile. Giyim kuşam taksitlerini, halı mobilya taksitlerini, oğlanın mektep taksitlerini ödeyerek geçti gidiyor. Taksitle yaşadık, taksitle öleceğiz.” Aynı evin içinde üç farklı hayat… Aynı yastıkta yaşayan iki yabancı ruh, Hüseyin Hüsnü Şen, eşi Arzu. Ve sevgisiz büyüyen çocukları Özgür. Ne diyordu Dumbledore, “Ölüler için üzülme Harry, yaşayanlar için üzül. Her şeyden önce de sevgisiz yaşayanlar için.” Üçünün de ağzından ayrı ayrı dinliyorsunuz hayatlarını, aynı hayat farklı perspektiflerde önünüze çıkıyor. Kimden dinleseniz biraz ona üzülüyorsunuz aslında farkında olmadan kendi hayatınıza üzülürken. Yaşamların arka planına var olduğu coğrafyanın insanların hayatına etkisini de ustalıkla yerleştirmiş yazar. Doğduğun ev kaderin, doğduğun coğrafya kaderin de ötesi… “Torpilim yoktu, arkam yoktu. Kimselere eyvallah etmeyen, yalakalık yapmayan bir kişiliğim vardı.” Ömür boyu dişimle tırnağımla kazıyıp gelemediğim yerlerin acısını hissettim. Bu hayatta çocuğuna bisiklet alamayıp çocuğu mahalledeki bisikletli çocukların ardından koşarken balkondan ağlayarak izlemek zorunda kalan babalar da vardı. youtube.com/shorts/-XqgYLq4... Cemil Meriç, Orhan Veli, Roland Barthes gibi tanıdığımız simalar da çıkıyor karşımıza eseri okurken, ve kimi yerlerde bildik bir türkü, “Şu metrisin önü bir uzun alan, bir tek seni sevdim gerisi yalan.” Siz ister kızın Bankacı Hüseyin Hüsnü Şen’e ister yadırgayın ben tutunma çabasına düştüğü için dünyayı ıskalayan biri olarak gördüm onu, “Soyadı Şen, kendi kederli.” Şener Şen’in Namuslu filmini hatırlattı biraz bana. Ve eşi Arzu… Kimi kadınlara doğdukları andan itibaren asla kendi alanı verilmiyor, onlar da mutfağa sığınıyorlar çaresizce. Ve öyle benimsiyorlar ki orayı hayatları oluveriyor. Hayalinin peşinden giderek hayatını değiştiren ama bunu yaparken gözü ailesinde kalan Arzu’ya da kızamadım. Sulanmayan hayaller sulanmayan çiçekler gibi kuruyordu ve kuruyan çiçekler bir daha açmamasına yok oluyordu. Geç olmadan suladı hayallerini ve öyle çiçekler açtı ki, böylesini belki kendisi bile tahmin etmemişti. Kimi hayatlara bir dokunuş gerek, kimi insanlara bir silkinme. Kitaptan daha iyi ne vesile olabilir ki buna?
Edebiyat
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
·
3.564 Gösterim
10 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Ben derse gidiyorum, inceleme kıymetli görüşlerinize emanet edilmiştir.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Hangi kitabın hayatınıza dokunacağını okumadan bilemezsiniz...
Kaleminize sağlık yine bizi güzel bir kitap yolculuğuna çıkardınız Okumak istiyorum 😊
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Şimdiden keyifle... 😊
Valla kitaplarda hayatlara dokunur. Hiç kitap okumayan insanlarda o hayatlara yön verir. Genelde de zaten bu şekilde bir denklem oluyor. Bir taraf okuyor öğrenir kendini geliştirmek için elinden geleni yapmaya çalışırken diğer taraf "ben böyleyim" safsatasınin arkasına sığınarak hayata devam ediyor. Böyle bir denklemde bir haksizlik yapmadan giden kişi daima haklıdır. Kişinin isterse on çocuğu olsun , o da dünyaya bir kez geldi. Bu hayatta en büyük erdem kimsenin özgürlük alanına zarar vermeden kendi Özgür alanında kendi hayatunu yaşamak. Kitabı okumadim ama ister feminist de istersen ne dersen de tek haksız adamdır🙂
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
İşte bu ön yargıları yıkmak gerek...
"Dünyada gidilecek bir yer var mı, kaldı mı? Her yer ve herkes birbirine benziyor. Hep aynı şey, hep aynı şey." Gittiğimizi mi sanıyoruz, farkında olmadan benzerini mi arıyoruz bilmiyorum ama sanki giderken içinde neyi taşıyorsa onun adresine gidiyor insan. İncelemenizin derinliği silkeler gibi olmuş... Emeğinize sağlık! Bu kitabın beni seçeceği gün geldiğinde okurum umarım.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Anlamlı katkınız için teşekkür ediyorum...