Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 4 dk.
Sayfa Sayısı:
214
Basım Tarihi:
Ağustos 2011
İlk Yayın Tarihi:
2005
Yayınevi:
Dergah Yayınları
ISBN:
9789759954536
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·214 syf.··
2024 98. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 10:55
“Hayat bu muydu? Böyle mi yaşanmalıydı?” En son ne zaman sordunuz kendinize bu soruyu? Bir aynanın karşısına geçip yıllar önce hayal ettiğiniz kişi olup olmadığınıza baktınız? Mutlu musunuz var olduğunuz yerden yoksa bir şeyleri değiştirmeye veyahut değiştiremediğin şeylerden vazgeçmeye gücünüz mü yok? Peki ya ileride denemediğiniz şeyler için pişmanlık duyarsanız? “Ne yaparsan yap pişman öleceksin, belki yaptıklarından belki yapmadıklarından.” Deneyip pişman olmak mı, denemeyip bir ömür hayıflanmak mı? “Burada böyle kalmak mı iyi, yoksa çekip gitmek mi?” “Alıp başını gitmek, diyorlar. Dünyada gidilecek bir yer var mı, kaldı mı? Her yer ve herkes birbirine benziyor. Hep aynı şey, hep aynı şey.” “Konfor alanından çıkmak” son yılların gözde deyişi! Bayılıyorlar kullanmaya… Halbuki insanları var olduğu yerde tutan konforu değil, didine didine kurduğu, uğruna bir ömür verdiği hayat. Kolay mı o hayatı bırakıp gitmek? İnsan bir yerden çıkıyorsa bu kendini oraya ait hissetmediği, orada mutsuz olduğu için. Zaten bir hayatı olmadığını hissettiği, içinde bulunduğu hayatın Gregor Samsa’sı olduğu için. İnsana doğumundan sonra biçiliyor giyeceği gömlekler. Kimi gömlek kimi insana olmuyor, ya içine sığmıyor ya da kayboluyor derinliğinde. Sahip olduğunuz hayatın ne kadarını kendiniz kurdunuz? Belli bir yaştan sonra bu sorgulamayı yapmak zor gelir insana, yaşadığı hayatın bir hiç uğruna olduğunu kabul etmek istemez kimse. Ne der Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran, “Henüz vakit varken, gülüm.” “Evet bir şey yapmalıyım. Mutlaka bir şey yapmalıyım. Hayat geldi geçiyor. Hatta geçti bile. Giyim kuşam taksitlerini, halı mobilya taksitlerini, oğlanın mektep taksitlerini ödeyerek geçti gidiyor. Taksitle yaşadık, taksitle öleceğiz.” Aynı evin içinde üç farklı hayat… Aynı yastıkta yaşayan iki yabancı ruh,
Edebiyat
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
Chef kitap yorumu
6/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2021 41. kitabı
Selam arkadaşlar Mustafa Kutlu Chef Mustafa Kutlu' nun kalemini okurken hızlandırılmış film tadı aldım.. Akıp gitti... Anlatımı sade, sizinle sohbet eder gibi... Chef kitabında ise Hüseyin Hüsnü Şen adında bir banka şefinin müdür olma hayallerini, eşiyle olan sıradan evliliğinden yorulmasını, oğluyla olan çatışmalarını, aslında herkesin hayatında yaşadığı sıkıntıları bizimle dertleşir gibi işliyor. Sonra sıra eşi Ayla ya geçiyor.. Ayla olayları kendi açısından anlatıyor.. Sırayı oğlu Özgür alıp bu sefer yaşananları kendi ekseninden aktarıyor bize.. Keyifli bir kitaptı.. Tavsiye ederim.. #kitap #mustafakutlu #chef #kitapyorumu #kitaptavsiyesi #kitapönerisi #flatlay #flatlaystyle #instagood #likesforlike #bookblogger #bookshelf #readingbook
Roman
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2020 7. kitabı
Kitapta 3 şahıs var. Aslında sürükleyici bir konusu var. Ama kitabın sonuna doğru - bu konu acaba nereye gidecek, nasıl bitecek diye düşünürken- yine Mustafa KUTLU yapacağını yaptı ve anlattığı olay havada kaldı. Kendisine bizzat hikayenin sonunu sormak istiyorum. Sonra da şöyle düşünüyorum. Zaten O anlattıklarını böyle ele aldığı için adını duyurdu. Kitaba gelirsek ilk başta dediğim gibi sürükleyici bir dille günümüz aile hikayesini anlatıp aile yapılarımızın artık sahteleştiğine vurgu yapıyor. Bir kitap size bir şeyler katıyorsa o kitap değerlidir. O kitaplardan biri.
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
Hayatının ipleri senin elinde sıkı tut başkasına bırakma...
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2021 37. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2021 11:58
Kitap 3 elden yazılmış bir çekirdek aile hikayesi... - Hüseyin Hüsnü Şen - Arzu - Özgür Hüseyin, bir bankada şef olarak çalışıyor. İki hayali var biri bankaya müdür olmak ,ikincisi ayağını yerden kesecek bir araba alıp hafta sonu ailesini arabaya atıp denize karşı bir mangal keyfi yapmak. Arzu, ayakta tutmaya çalıştığı evliliğinden umudu kesmiş kendini mutfağa vermiş o tatlı senin ,bu patlıcanlı pilav benim harala gürele yemek yapıyordu. Özgür, dünyaya ticaret yapmak için gelmişcesine ilk okuldan beri sürekli birşeyler alıp satmakla uğraşan, okulda derste gözü olmayan bir delikanlı. İlk okulda su satmakla başladığı ticaret hayatı yurt dışı ihracatına kadar varıyor. Üçünün hikayesini de kendi ağızlarından dinliyoruz. Hayat onları ne şekilde nerelere sürüklüyor tanık oluyoruz. Hepsi kendi içinde haklı, ama hepsi haksız!!! Hepsinin sonu meçhul... Ucu açık , sonu okuyucunun hayal gücüne bağlı olan hikayeleri sevmiyorum aslında. Ben kitabı okuyup kapağını kapattığımda aa öyle mi olmuş, vah vah böyle mi olaydı diye düşünmeyi daha çok seviyorum nedense... Şimdi bu üç kişinin hangi yolu seçeceği de benim elimde risk alıyorum olmaz ki! :)) Kitap karakteri de olsa sorumluluk ağır bastı şimdi bi kasılmadım değil! En iyisi şöyle yapalım ben sadece Arzu'nun hikayesini tamamlayım. Her şey çok güzel olacak Arzu! Bu gün değilse yarın, sen kalbinin peşinden git o asla yanıltmaz! Keyifle okuyun...
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
10/10
·214 syf.·
2017 4. kitabı
Yazarın hikayesi yağmurlu bir günde başlıyor. Okudukça, gökten inen rahmete tezat bir şekilde karakterimiz Hüseyin Hüsnü Şen ve ailesinin dağıldığını görüyoruz. Hüseyin Hüsnü Şen arayan bir adam. Mustafa Kutlu, Hüseyin Hüsnü Şen'in arayışının ifadesi için şu sözleri dizmiş satırlara: "Evet bir şey yapmalıyım. Mutlaka bir şey yapacağım. Hayat geldi geçiyor. Hatta geçti bile. Bir şey yapacağım garanti. Ama ne?!..." Bu satırlarda şahit olduğumuz üzere de Mustafa Kutlu bir arayışın hikayesini yazmış. Kendini arayan, mutluluğu arayan, azla yetinmeyi bilmeyen ve azla yetinmeyi bilen ama o aza erişemeyen insanları bir ailede toplamış. Aslında günümüzdeki ailelere baktığımızda bu tür ailelerin ne yazık ki çok yaygın olduğunu görüyoruz. Her gün sokakta, parkta, caddede, bahçede yürürken gördüğümüz ya da görmezden geldiğimiz kişilerden bazıları bu tür ailelerin birer fertleri. Hayattan şu andaki tek isteği son model bir araba ve terfi etmek olan bir baba, köşeyi dönme meraklısı bir çocuk ve küçük de olsa kendi evine sahip olmayı istemekle birlikte kocasının ilgi alakasını isteyen ama alamayan bir annenin hikayesini okuyoruz kitapta. Biz okudukça aslında çoktan kopan iplerin tamamen kaybolduğunu görüyoruz. Kitap günümüzdeki birçok şeye değiniyor. Keşke olmasa dediğimiz birçok şey var ve Mustafa Kutlu bunları muazzam bir şekilde hikayesine lense etmiş.
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
Bu kez oldu.
10/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2022 19:45
Mustafa Kutlu külliyatında Chef kitabıyla doruğa ulaştım. Şimdiye kadar Kutlu’nun kalemiyle yıldızımız pek barışmamış olsa da bu kitap oldukça hoşuma gitti. Üstelik şaşırtıcı bir şekilde kadın karaktere, kadın karakterin arzularına ve isteklerine yer verilmişti. Kitap üç bölümden oluşuyordu ve her bölümde çekirdek ailenin bir ferdinin ağzından yaşananları okuyorduk. Bu ailenin en dikkat çekici özelliği mantık evliliğiyle kurulmuş ve içerisinde çokça sevgi barındırmadığından dağılması işten bile olmayan mutsuz bir aile olması. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Her birinin ayrı hayatları var ve birbirlerine tahammül etmekten öteye geçemiyorlar. Ailenin babası Hüsnü Bey bir bankada şef ve tahsili yetersiz olduğundan bir türlü o çok istediği müdürlük mevkiine ulaşamıyor. Evden mümkün olduğunca uzak durabilmek için iki arkadaşıyla her akşam barda takılıyor ve biraz çıkarkeyif olduğu vakit ayakları onu yakınlardaki bir oto galeriye götürüyor. En büyük tutkusu arabalar. Tüm birikimiyle hurda sayılabilecek bir araba alıyor çünkü bir türlü ulaşamadığı saygınlığa bu sayede ulaşabileceğini düşünüyor. Yine de bu hurda ona yetmiyor ve daha iyi, daha pahalı arabaların hayalini kuruyor. Evini, karısını, oğlunu unutuyor. Sanki o insanlar hayatının bir parçası değilmiş gibi davranıyor. Evin içinde bir hayalet gibi dolanıyor. Karısı Arzu ona uzun bir müddet sabır gösteriyor. Belki de o da bu durumdan sıkıldığından, kendi düzeniyle, yani mutfağıyla mutlu olduğundan fazla ses etmiyor. Ona üst komşusu Gülşen yarenlik ediyor ama Gülşen de uçarı bir kadın. Arzu’yla tek benzerlikleri yalnızlıkları: Gülşen’in kimsesi yok ama Arzu’nun bir ailesi var. Arzu en sonunda Gülşen’in gazına gelip sıkıcı ve değersiz hayatından uzaklaşıyor ve emekliliğinden sonra Ege’de bir lokantada aşçı oluyor. Evini
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
Puan vermedi
Türk öykücülüğünün en önemli temsilcilerinden Mustafa Kutlu. Sade, akıcı bir dille yazıyor eserlerini. Anlattıkları hep insana dair şeyler, özlemini duyduğumuz, saklı bilgelikler timsali insanlara...
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
Chef
Puan vermedi·214 syf.··
2022 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2022 00:00
Birbirinden bağımsız yaşayan ve yine birbirinden bağımsız hayalleri olan çekirdek ailenin kendi çaplarında yaşadıklaları küçük ve kendilerine özgü hayatları... Kitap üç kişiyi farklı olarak ele almış Hüseyin Hüsnü Şen, Özgür ve Arzu... Hüseyin Hüsnü Şen bir bankada chef olarak çalışıyor fakat en büyük hayali müdür olmak. Aynı zamanda da büyük bir araba tutkunu. Hüseyin'in istekleri hayalleri onu her zaman yanlış yollara yanlış kararlar almaya sürüklüyor ve kendine bam başka bir hayat kurmayı tercih ediyor. Olduğu yerde mutlu olmaya çalışmak yerine, büyük isteklerinden peşinden koşup pişman olmayı göze almayı tercih ediyor. Önceden hiç aklına gelmeyecek işler peşinde koşuyor. Arzu ise Hüseyin ile olan evliliğinden umudunu kesip kendini mutfağa adamış. Ailesinin ona göstermediği ilgiyi o mutfağına yemeklerine göstermiş ama bir gün bu ilgisizlikten fazlasıyla sıkılıp, aklını çelen bir komşusuyla sonunun ne olacağını bile bilmediği yeni yollara adım atıyor. Özgür de bu çekirdek ailenin tek çocuğu üstelik ilkokuldan beridir ticarete merak salmış. Küçücük yaşında bir şeyler alıp satmaya başlamış. Ailesine gelip yaptıklarını büyük bir heyecanla ve istekle anlatıp taktir edilmek istedi her zaman ama annesi ve babası kendi isteklerinin ve beklentilerinin peşinden koşmaktan meşgul oldukları için Özgür'e hiç yardımcı olmadılar yaptığının doğru ya da yanlış olduğunu ona söyleyip destek olmadılar ama Özgür kendi doğrusunu bulup kendi yolunu çizmenin çözümlerini aramaktan vaz geçmedi. İlgisizlik bir müddet sonra insana istemediği, hiç ummadığı şeyleri bile yaptırabiliyormuş. Bu kitapta bunu anlatıyor. En sevdiğin hikaye kimindi diye sorarsanız eğer; Mustafa KutluMustafa Kutlu Özgür derim çünkü hayalinin peşinden koşarken diğerlerinin aksine doğru mu yanlış mı diye düşündü, tarttı ve hiç bir zaman
Hikaye
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
7/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2022 42. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2022 22:31
Bir bankada personel şefi olarak çalışan Hüseyin Hüsnü Şen ve ailesinin yeni düzenin fırtınası karşısında savunmalarını konu alan bir kitap. Kitap her biri ailenin bir üyesinin anlatımından oluşan üç bölümden oluşuyor. Zamanın ruhu bu üç bireyi kendi zaaflarından vuruyor: Hüseyin Bey, emekli olmadan bankanın müdürlük koltuğuna oturmak ve şöyle kız gibi bir araba almak hasretiyle yanar. Araba neticede içinde yaşanılan zamanın en önemli itibar sembolüdür. Hüseyin Bey'in eşi Arzu Hanım, küçük bir memuriyetten emekli olmuş ve ikramiyesi ile kiradan kurtaracak gönlüne uygun bir ev almanın derdindedir. Rutine binmiş evliliği, sorumluluklarının ağırlığı, ailesiyle kuramadığı ilişki onu yeni bir arayışa sürükler. Oğul Özgür ise " az çalışarak daha çok para kazanacağı" bir işe sahip olmak ister. Bu yolda karanlık ilişkiler kurmaktan da çekinmez. Ailenin her bir ferdi, kendi zaafından sınanır. Geleneksel bir ailenin yenilik karşısındaki sarsıntısını güzel yansıtmış eser. Güzel kitaptı. Tavsiye ederim.
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma
Chef
Puan vermedi·214 syf.·
2024 20. kitabı
-Yanlızlık zor - Yanlızlık ve tutunamamak aile için de sosyal çevre de bizi başka ortam ve kişilere sürükleyebilir. Bura da irade ve aklı selimlik önemlidir. - Hayatta hiç bir zaman olmazsa olmasın ( din ve inancın hariç) olmaması lazım. Yoksa hırsın ve arzun dünya menfaatin hayatını mafedebilir. Yapamam edemem olmaz dediğin yollara bir bakmışsın girmişsin. - Galiba hayatta elinde olan herseyin yarın bir başkasına geçebileceğini, biriktirdiğin herseyin yarın bir başkasının yiyebileceğini düşünerek yaşamak. Hırslanmadan, gözü karartmadan, geldik gidiyoruz mantığıyla.. - Son olarak rabbim kendinden başka putlar buldurmasın kendinden başka putlar yarattırmasın su kısacık hayatım da bizlere amin ecmain
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20112,171 okunma

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.