Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 4 dk.
Sayfa Sayısı:
214
Basım Tarihi:
2005
Yayınevi:
Dergah Yayınları
ISBN:
9789759950149
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·214 syf.·
2019 47. kitabı
Bir kitap bittiğinde zihnimiz belli başlı kelimeler yada cümleler etrafında döner durur. Bu kitap için ilk kelimem bağlanmak oldu, cümle ise sanırım; bir yerlere ait olduğundan emin olmak. Kitapta
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2021 10. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2021 10:19
Ne zaman hayata dair bir şeyler okumak istesem elime bir Mustafa Kutlu hikayesi alır, bitirene kadar da bırakmadan aralıksız okurum. Dilinin sadeliği, başka hayatlar üzerinden hayatı sorgulatışı insana dokunuşu hep hoşuma gitmiştir. Bu eserinde anne baba ve çocuk üzerinden hayata bakış açıları ele alınıyor. Kitabın içeriği ile bilgi verip tadını kaçırmak istemem. Ancak bir reklam repliği diye aklımda kalmış: "Aç bir kutu kola, rahatla" ifadesini "Aç bir Mustafa Kutlu kitabı, rahatla" diye uyarlamak mümkün sanırım. İyi okumalar...
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2021 64. kitabı
Herkese iyi akşamlar Bugün size yazarımız @mustafakutlu_ bir diğer eseri olan Chef’in yorumunu yapmaya geldim. Sürükleyici ve sade bir dil ile yazılmıştır kitap. Yazarımızın kalemini sevdiğim için bu kitapta bana bir güzel geldi yine. Bu kitabımızda diğer kitaplar gibi kendisine has bir kurgu ve güzel anlamlarıyla bizlere eşlik ediyor. Burada bir birinden kopuk bir aileye ayrı ayrı bir kurgu da yer verilmiştir. Kitap birbirine bağlı üç bölümden oluşmakta. En büyük hayali müdürlüğe terfi etmek ve lüks bir arabaya sahip olmak isteyen banka şefi baba ‘’Hüseyin Hüsnü Şen’’, kendini ailesine adamış,mutfak aşığı emekli memur annemiz ‘’Arzu Şen’’ ve gözü hep yükseklerde olan çocuk ‘’Özgür Şen’’ kitabımızın ana karakterleri. Başka hiç kimse yok mu? Diyor gibisiniz kitapta bir çok kişi var lakin en önemlisi bu üç kişi diyebilirim çünkü onlardan da bahsedersem tüm kitabı anlatmış olurum. Bu arada kitabın sonuna doğru biran ne oluyor nereye gidiyor nasıl bitecek bu kitap derken yazarımız yaptı yapacağını diyebilirim. Aaa ne yaptı ? neler oldu dediğinizi duyar gibiyim ama spoilerin fazlası zarar bence diyenlerdenim. Neler oldu öğrenmek istiyorsanız hemencecik kitabı okumalısınız. Tavsiye ederim herkese iyi okumalar.
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2020 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2020 16:00
Bir şeyler yapmalı.. Ama ne yapmalı? Bankada şef olan Hüseyin Hüsnü Şen, eşi Arzu ve oğulları Özgür’ün bu soruya aradıkları cevabın hikayesini okuyoruz. “-İnsan bulunduğu yerde ya kök salıp genişler; bir egemenlik ve güvenlik alanı kurar; ya da çekip gider. İnsanoğlu bu, bir yanı “kalk gidelim” derken; öte yanı “otur oturduğun yerde” der. Anlıyor musun?” (s.54) . Yani bütün mesele konfor alanımızı terk edip harekete geçebilmek mi dersiniz? . “Efendim bizler tuhaf bir çelişki yaşıyoruz. Yani şöyle. Risk almak istemiyoruz. Hep garantiye oynuyoruz. Garanti olanın soluk yüzüne, cansız cesedine sarılıp yatıyoruz. Evler, evler, evler. Eşyalar, eşyalar, eşyalar... İşler, işler, işler. Sonra çocuklar. Ne bileyim bir sürü kayıt kuyut. Bir sürü pranga. Oysa dünya bizi bekliyor. Uzanıp giden yollar. Yolların gizlediği meçhul, el değmemiş noktalar. Çekip gitmeyi düşünmüyor musunuz hiç? Ruhunuzu, dört duvar arasında sıkılıp duran, hesaba kitaba esir olmuş ruhunuzu bu cendereden çekip çıkarmak istemez misiniz?” (s.74) Korkularımız mı bizi yerimizde sabit tutuyor dersiniz, bağımlılıklarımız mı? Sahi siz de gerçekten çekip gitmek istemez misiniz? Çekip gitmek ama nasıl, nereye, kiminle? Mesela ansızın içimizde oluşan yürüme isteğine, gecenin bir vakti demeden, üff şimdi hazırlanması var, bu yürüyüşün bir de dönüşü var, terlersem, hasta olursam vb. çeşitli bahanelerden de çekip gidemez miyiz? Basit düşünmek lazım.. “Hayat kısa, yol uzun. Gidebileceğiniz yere kadar gideceksiniz.” (s.75) Yolculuğunuzda size eşlik etmesini isterseniz kitabı okumanızı öneririm. Sevgiylee..
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
9/10
·214 syf.··
2024 4. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2024 11:27
Mustafa Kutlu okumak bağımlılık yapıyor bilesiniz. Birkaç kitap okuyunca elime bir Kutlu kitabı alsam da kendimi yazarın o akıcı anlatımına bıraksam o anlatsa ben elimden bırakamadan takip etsem demeye başlıyorum. Neyse ki daha okumadığım kitapları var sayıları iyice azalsa da. Allah ömür versin de yazarımız yenilerini eklemeye devam etsin. Chef’i okumayı çok istiyordum yine bir günde bitti. Diğer kitaplarına göre biraz daha farklıydı doğa, toprak, çiçekler yerine para merkezli bir kitap olmuş. Hüsnü Bey, Arzu Hanım ve Özgür de Kutlu sayesinde tanıdıklarımız arasında yer aldı. Keşke evliliklerini kurtarabilselerdi diye hayıflandım ama hayat her zaman da mutlu sonla bitmiyor. Yapacak bir şey yok. Hisse kapıp kendi hayatımızda kullanabilirsek mutlu sonlar bize nasip olur umarız. Ayrıca bir kitabı bitirdikten sonra o kitap üzerine 1000Kitap okuru ile söyleşmek de ayrı bir bağımlılık oluyor gibi. Hayırlısı inşallah…
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
Puan vermedi
Hepimizin hayalleri vardır. Kimi gerçekleşmiş kimi gerçekleşmemiş. Önemli olan onları gerçekleştirmek uğruna ne kadar çaba sarf ettiğimizdir. Ama bunu yaparken çevremize, ailemize olan ilgimizi azaltmamız bizi yavaş yavaş yalnızlığa sürükler. Bu kitapta da her karakterin kendi hayalleri vardır. Aile babası olan Hüseyin Hüsnü Şen daha yüksek mevkilere gelmenin hırsıyla ailesine olan ilgisini azaltır ve bu da aile bağlarının yavaş yavaş kopmasını sağlar. Arzu, Hüsnünün karısı ayakta tutmaya çalıştığı evliliğinden kocasının ilgisizliğinden dolayı umudu kesmiş o tatlı senin bu mantı benim kendini yemeğe vermişti. Gülşen adlı komşusunun onu etkilemesiyle bir gün arkasında bir mektup bırakarak Marmaris’te bir restaurantta aşçılık yapmaya gider. Özgür, Arzu ve Hüsnü'nün tek çocuğu girişimci ruhuna sahip. İlkokulda İlyas adındaki bir arkadaşının su satmasına ortak oluşundan beri ticaretle uğraşmakta. Babasının onu ticaretten uzaklaştırma çabalarına rağmen o ticaretten kopmamaktadır. Yazar bu kitabında karakterlerin yaşadığı hayata olan pişmanlığı istediği şekilde yaşamamasına rağmen kendilerini bu hayata mecbur etmeleriyle günümüz toplumunun acı gerçeklerine değinmiştir.
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2024 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 10:39
Tesadüfi bir şekilde karşıma çıkan bu kitap, geçmişte insan hayatı ve duyguları nasılsa şimdi de benzer şekilde olduğunun güzel bir örneği oldu. Üç kişilik bir ailenin her bir ferdinin kendi bakış açılarıyla yazılan bu kitapta kendine ait bir şeyler bulmamak mümkün değil. Hayatımıza şöyle bir dönüp bakmamızı sağlayan, vaktimizi gerçekten yapmak istediğimiz şeylerle mi geçirdiğimizi sorgulatan türden bir eser olmuş. Hayatımızı etkileyen her bir etmen, seçimlerimiz, kişiliğimiz, mesleğimiz, kendimizi nasıl tanımladığımız, hayatımıza aldığımız insanlar aslında ne kadar da önemlidir. Kendinden kaçmak da çözüm değildir. Tam tersi kendini bulmalı insan, gerçekten kim olduğunu, neleri sevdiğini ve ne yapmak istediğini… Yazarın dilini çok sevdim. Okumayı düşünenlere öneririm mutlaka
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
9/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2020 00:33
Kitapla ilgili ayrıntılı bilgiyi zaten diğer okur arkadaşlar yazmışlar. Kitap inanılmaz akıcı. Bir banka şefi, eşi ve oğlunu konu edinen bir kitap. Kitap gayet iyi tek eleştirim hikaye yarıda kalıyor, nihayete erdirilmiyor. Esasen 8,5/10 veriyorum.
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2020 16:44
Kitapta 3 karakter ayri ayri islenmis..fakat karakterin ucu acik birakilmis...Arzu Egede kaldi..Husnu irise takili kaldi..Ozgur yurt disina gidecek mi gitmeyecek mi orada kaldi..benim sorum bu kitabin devami var mi?
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma
9/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
"Yeni" kelimesinin bir büyüsü vardı. "Yenilik"in dayanılmaz bir cazibesi vardı. Dünkü "yeni" bugün "eskimiş" oluyordu. Hız ve haz modern hayatı egemenliği altına almıştı. Yolun sonu "eğlence"ye çıkıyordu. Keşif, başarı, kazanç her şey, her şey bir "eğlence" vasıtası olmuştu. # Sahte bir dünyada yaşıyoruz Arzu. Her şey sahte. İlişkiler, aşklar, alışveriş.insanlar her türlü yalana kanmak için yetiştiriliyor. Dünyada bir sistem var, sürekli yalan üretiyor ve bu yalanları satıyor. Kâh gönül rızası ile kah metazori.Bu dünyada artık her yer turistik ve hepimiz birer turistiz. # Kitap alım gücümle okuma hızım arasında uçurum olan üniversite yıllarında kütüphaneden ödünç alıp okuduğum kitaplardan biriydi Chef. Bu yaz Mustafa Kutlu okumaları yaparken tekrar okuma ihtiyacı hissedince kütüphaneme de satın alip tekrar okudum. Banka şefi Hüseyin Hüsnü Şen, eşi devlet memuru Arzu ve hayırsız oğulları Özgür'un birbirinden kopuk hikayesini anlatıyor yazar bize. Aynı evin içinde üç farklı hayat yaşıyor ve sonunda üç farklı dönüm noktasına gelip kendi yollarını çiziyorlar..
ChefMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20052,170 okunma

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.