Hikayeleştirmek gerekirse…
Yıl 2011. Yurtdışına çıkışlarımın ( kaçışlarımın) üçüncü senesi. Pasaport kontrolünü geçtikten sonra kulaklığımı takıp rasgele bir şarkıya dokundum ismine bakmadan. Kulaklığımda Cem Karaca ama aklımda yankılanan en uzaklar… ne kadar uzağa gidebilirsem kaçışım o denli uzak olacaktı kendimden. Bir kaç mağaza, bir kaç parfüm kokusu alıp uçağa geçerken beni çeken vitrindeki bu cazibeli kitap isimlerine uğramadan geçemezdim. Geçmedim de… Uğradım kitapçıya, içeriğine bakmadan aldım. Ne de olsa uçakta vaktim olacaktı.
Uçak uçmaya başladı ben semada, hangisinden başlasam diye akıl yorarken, “Tutunamayanlar” lan zaten tutunamıyoruz,” deyip Tehlikeli oyunlardan başladım. Evet dostlar “ tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor” aklıyla sarıldım kitaba, tabi bu alıntıdan haberim bile yoktu. O zaman ki yaşımın verdiği düşünce ile elimde kalemim okudukça çiziyorum satırları. Uçak indi pasportlar geçildi, hotele varıldı… elimde kitabın tamamı, aklımda okunmamış sayfaların heyecanı. Gece ve gün boyu devam ettim okumaya. Bitirdiğimde ışığa doğru yürüdüğümü hissettim. Yok bu işin şakası… kenara indirdim kitabı ve üç gün hiçbir şeye dokunmadım… ardından Tutunamayanlar… ( uzatıyorum konuyu farkındayım)
Aradan 5 yıl geçti tekrar her ikisini bir uçak yolculuğunda başladım tekrar okumaya. İnanın 5 yıl önceki ve sonraki çizdiğim satırlar tamamen farklıydı. Kitap kendi kendini büyütüp, farklılaştırmıştı. Aradan 5 yıl daha geçti, fazla bir farklılık olmadı. Yüzdeliğe vurursak, yüzde 30 gibi bir farklılık. Şimdi üzerinden 3 yıl geçti. Dayanamadım ve aldım elime. İlk okuduğum zamana gitmek istiyorum. İlk okuduğum zamanki yorgunluğuma, uzakların verdiği heyecana, kendimi kendimden kaçırırken, tekrar yolda kendime rastlamalarıma… siz bilirsiniz arkadaşlar bu duyguyu…
“Eve dönmek istemiyorum, beni bekleyen yalnızlığı ve karanlığı istemiyorum” Tehlikeli Oyunlar
Çok güzel bir yorum sürükleyiciydi sonu merak ederek okudum sanırım bende artık Tehlikeli oyunları ertelemem gerekiyor diye düşündürdü bana. Demek ki güzel bir yazı okudum bu konuda.