·110 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Ekim 2024 11:29 Gönlüm senin gamından her gün bir kat daha zar olmakta ve senin merhametsiz gönlün benden gittikçe bizar¹ kalmaktadır.
Sen benden geçtin; fakat gamın benden geçmedi.
Doğrusu, gamın senden daha vefalıymış!..
----------------------------------------------------------
Hayatını dostlarına ve verdiği manevi eserlere adayan Mevlânâ söz
konusu olunca araştırmacılar, biraz da minnet hisleriyle kalemlerine sarılıp kendisine /eserlerine dair birçok inceleme yapmışlardır.
Onun manzum ve mensur eserlerinin yanında, bir de şifahî öğretilerinin şekillendiği
meclis ve minber ürünleri vardır ki, bunların yazıyla tespit edilmemiş
olması, irfanımız için büyük bir kayıptır. Mevlânâ’nın en önemli eseri,
kuşkusuz Mesnevî-i Ma’nevî’sidir. Rubâiler, en hacimli eseri olan Divân-ı Kebîr’inin sonunda yer alır. Daha sonra bir araya toplanan bu şiirlere,
“Divân-ı Rubâiyat” adı da verilmiştir.
Mevlâna’nın fikrî altyapısına ciddî anlamda ışık tutan rubailer,
onun düşüncelerinin yoğrulmuş ve damıtılmış ifadeleri mahiyetindedir.
Bu rubailerde, sınırsız bir aşk bilincinin getirdiği kainat çapında bir sevginin, daima insanlık için çırpınan hasbî yönüne tanıklık ederiz. Bedenî
hazzı aşan yönleriyle müteâl aşk, tevhid ve iman esasları, sosyal hayata
ve tabiata ait gözlem unsurları kuşatıcı bir söylemle verilir.
Coşkunluk yönünden Divân-ı Kebir ve temkin yönünden de Mesnevî-i Şerif ile benzerlik arz eden Rubâiler, iki eser ve iki duruş arasında geçiş konumundadır. Bu itibarla Rubâiler, onun dev hacimli eserlerinin sağlam bir şekilde anlaşılması için, bizzat Mevlânâ’nın yorumcuya sunduğu hazine anahtarları işlevindedir.
Rubailer üzerine yapılmış çalışmalar 1894’de Veled Çelebi ile başlar. Türkçe’ye çeviriler ise ilk defa Hasan Ali Yücel(mensur) ve Hüseyin
Rıfat(manzum) tarafından denenmiştir. Rubailer, mensur olarak üç ayrı
çevirmen tarafından (Gölpınarlı, Gençosman, Can) tamamlanmış, ancak
manzum çeviriler rubailerin tamamını kapsamayıp “Seçkiler” niteliğinde
kalmıştır.
___________________________________
Öğr. Gör. M. Ziya Bağrıaçık