Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Prens, âşık, şair, öğretmen: Mevlana Celaleddin Rumi
9/10
·110 syf.··
2025 99. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 12:36
Nasıl bilirsiniz Mevlana’yı? Mesnevi vardır dilimize pelesenk olan, ismini hepimizin bildiği, çok azımızın okuduğu… Divan-ı Kebir vardır, birçok kitapçının en ön raflarında sekiz ciltlik haliyle göz kamaştırır. Kaçımız alıp okuduk? Hepimiz biliriz Anna KareninaAnna Karenina’nın yazılış hikayesini –O meşhur Anna Karenina öldü.- Ama kaçımız biliriz Mevlana’nın Mesnevi’yi yazarken geceleri uyumadığını, sabaha kadar yazdığını. Onun ruhsal arayışını… Hepimiz ruhsal bir arayış içinde değil miyiz? Öyle kaybolduk ki kendimizi bulamıyoruz kendi dehlizlerimizde. Hep bir arayış, hayatta, kitaplarda… Ama en çok ararken kör oluyor insan, göremiyor istiridyenin içindeki inciyi. Belki Moğol istilasından kaçıp gelmeseydi, Anadolu’yu yurt bilmeseydi, yabancı olarak kalsaydı daha kıymetli olurdu bizim için. O zaman açardık istiridyeyi, o zaman bulurduk içindeki inciyi… Ve içimizdeki arayış bir rehber bulurdu kendine. “Sen şu kadarını bil ki dünyada hiç kimse, kimsesiz kalmaz; birisiyle uyuşamadın, uzlaşamadın mı bir başkası gelir onun yerine.” Bir yazarın sözü düştü aklıma: “Her insanı seven birileri bulunur çünkü, budur dünyada kalan son adalet kırıntısı.” Yılmaz Erdoğan’ın kulaklarımda “Etme!” diyen sesi… “Cennet de senin buyruğuna kul, cehennem de; bize cenneti cehennem ediyorsun, etme.” youtube.com/watch?v=ypVym8O... Tuncel Kurtiz’in de seslendirdiğini duymamışsınızdır belki de… youtube.com/watch?v=h3rUM5Y... “Gönül söylenecek bin bir sözle dolu, dil söylemekten aciz!..” RubailerRubailer Ne güzel bir giriş yapmış Hasan Ali Yücel... “Bu katra katra şiirler, Hilkatin muamması önünde Aşkın yanan vecdiyle dökülmüş Birer gözyaşıdır.” “Aşkın yanan vecdi.” Mevlana’yı tek kelime ile tanımlamak istesem “aşk” derdim. Her rubaide derin bir içsel yolculuğa çıktım, hep dışarıda arıyordum
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
Dört Mısrada Vahdet: Mevlânâ’nın Tasavvuf Atlası
10/10
·110 syf.··
2025 35. kitabı
Mevlana Celaleddin-i RumiMevlana Celaleddin-i Rumi Kitabı beğendiniz mi? Evet. Fakat Mevlânâ’nın Rubâîler kitabı, sadece beğenilecek bir şiir mecmuası değil; insan ruhunun en derin katmanlarına yönelen bir hikmet aynasıdır. Her rubâî bir “hakikat kıvılcımı”, her kıta bir içsel uyanış çağrısıdır. Mevlânâ’nın diliyle aşk, akıl, tevazu ve tefekkür yeniden vücut bulur. --- Diğer okurlara tavsiye eder misiniz? Kesinlikle evet. Özellikle: – Tasavvufî düşünceye ilgi duyanlar, – Kalp terbiyesi ve içsel yolculuk arayışında olanlar, – Mevlânâ’yı sadece Mesnevî ile sınırlı tanımak istemeyenler, – Ve şiirle hakikati duyumsamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir kaynaktır. --- Kitabın Konusu ve İçeriği Rubâîler, Mevlânâ’nın dört mısralık şiir formu olan rubâîlerle kaleme aldığı, aşk, nefs terbiyesi, ilahi aşk, insanın iç çatışmaları ve hakikat arayışı gibi konuları işleyen derinlikli bir şiir külliyatıdır. Eserde: İlahi aşkla sarhoş bir gönlün iç sesi, Nefisle yapılan iç savaşın yankısı, Varlığın faniliği karşısında kemâl arayışı, Ve aşkın mecazdan hakikate dönüşen hikmeti ustalıkla işlenmiştir.
1000Kitap
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
Beğendi
·
2022 116. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2022 20:52
“Seni özleyen yürek ateşler içinde uyur. ” Diyor kitabında Mevlana Celaleddin-i RumiMevlana Celaleddin-i Rumi RubailerRubailer Mevlânâ'nın birbirinden güzel ve anlamlı 107 rubaisinden oluşan bir eser. Kısa sürede okunabilecek anlam deryasında kaybolabileceğiniz bir kitap. Okuduğum kitabın son iki sayfasında da Mevlânâ'nın el yazma örnekleri mevcuttu. Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. Hasan Âli Yücel’ e değerli çevirisi için teşekkürler.
Edebiyat
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
8/10
·110 syf.··
2021 27. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2021 00:46
Ne ben benim , ne sen sensin , ne sen "ben "sin Hem ben benim ,hem sen sensin ,hem sen "ben"sin. Ben seninle o haldeyim ki -ey güzel sevgilim!...-ben sen miyim, yoksa sen ben misin bir türlü kestiremiyorum.
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2022 21. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2022 00:00
Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Aslında kitaptan ziyade anlatmak istediğim Hz. Mevlana ve Şems'in sıradışı dostluğu. Mevlana Hazretleri Şems'te kendi özünü bulmuştu. Birbirine ayna tutan iki insan, ruhuna dokunanı,onu olduğu gibi seveni bulmak. Her ruh aslında tekamüle ihtiyaç duyar. Hz. Mevlana'nın tekamül yolculuğu da Şems ile karşılaşması ile başlıyor. Saf bir sevgi, aşkla çekilme ve bağlanma. Bu aşk aslında günümüz aşkları gibi değil de ilahi olana duyulan aşkı ifade etmektedir. Bütün zamanını Şems'in sohbetine ayırıyor. Bu gönül, ruhların buluşması o kadar derin oluyor ki Mevlana tüm yaşamını ve heyecanını Şems'in varlığında topluyor. Mevlana Hazretleri bütün birikimine rağmen Şems'in öğrencisi oluyor. Iki hakikat yolcusu... Mevlâna o dönemin en bilgin, en çok okuyan adamı. Bilinen karşılaşmaları şu şekilde oluyor: Şems Mevlana'ya: "Bana en önemli, en iyi üç kitabını göster". Mevlana Hazretleri üç kitap gösteriyor ve bunları suya atıyor. Ve Mevlana'ya dönüp "Aradığın şey o kitaplarda değil, aradığın şeyi okuyarak bulamazsın, sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın, aradığın şeyi dünyada arayacaksın, aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın. Dünyadaki tüm kitaplar, tüm eserler, sayfalarca laflar sevginin yerini tutmaz. Severek anlayacaksın." Bu karşılaşmanın Şems'le Hz. Mevlana arasında geçen ilk ciddî diyalog olduğu rivayet edilir. Bu iki insan mânâ aleminde sohbetlerde birbirine ayna olmuşlar. Konya halkı Şems karşı düşmanlık beslemeye başlamış. Şems bu durum karşısında Konya'dan gidince Hz. Mevlana bu duruma içerliyor. Mevlana'nın oğlu Sultan Veled Şems'i döndürmek için yola düşüyor. Şems geri dönüyor lâkin Konya halkı huzursuzluğa devam ediyor. Şems Sultan Veled'e diyor ki: " Gördün ya azgınlıkta yine birleştiler, bilginlikte eşi olmayan Mevlâna'nın
Edebiyat
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
Rubailer
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2024 206. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2024 11:29
Gönlüm senin gamından her gün bir kat daha zar olmakta ve senin merhametsiz gönlün benden gittikçe bizar¹ kalmaktadır. Sen benden geçtin; fakat gamın benden geçmedi. Doğrusu, gamın senden daha vefalıymış!.. ---------------------------------------------------------- Hayatını dostlarına ve verdiği manevi eserlere adayan Mevlânâ söz konusu olunca araştırmacılar, biraz da minnet hisleriyle kalemlerine sarılıp kendisine /eserlerine dair birçok inceleme yapmışlardır. Onun manzum ve mensur eserlerinin yanında, bir de şifahî öğretilerinin şekillendiği meclis ve minber ürünleri vardır ki, bunların yazıyla tespit edilmemiş olması, irfanımız için büyük bir kayıptır. Mevlânâ’nın en önemli eseri, kuşkusuz Mesnevî-i Ma’nevî’sidir. Rubâiler, en hacimli eseri olan Divân-ı Kebîr’inin sonunda yer alır. Daha sonra bir araya toplanan bu şiirlere, “Divân-ı Rubâiyat” adı da verilmiştir. Mevlâna’nın fikrî altyapısına ciddî anlamda ışık tutan rubailer, onun düşüncelerinin yoğrulmuş ve damıtılmış ifadeleri mahiyetindedir. Bu rubailerde, sınırsız bir aşk bilincinin getirdiği kainat çapında bir sevginin, daima insanlık için çırpınan hasbî yönüne tanıklık ederiz. Bedenî hazzı aşan yönleriyle müteâl aşk, tevhid ve iman esasları, sosyal hayata ve tabiata ait gözlem unsurları kuşatıcı bir söylemle verilir. Coşkunluk yönünden Divân-ı Kebir ve temkin yönünden de Mesnevî-i Şerif ile benzerlik arz eden Rubâiler, iki eser ve iki duruş arasında geçiş konumundadır. Bu itibarla Rubâiler, onun dev hacimli eserlerinin sağlam bir şekilde anlaşılması için, bizzat Mevlânâ’nın yorumcuya sunduğu hazine anahtarları işlevindedir. Rubailer üzerine yapılmış çalışmalar 1894’de Veled Çelebi ile başlar. Türkçe’ye çeviriler ise ilk defa Hasan Ali Yücel(mensur) ve Hüseyin Rıfat(manzum) tarafından denenmiştir.
Tasavvuf
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
7/10
·110 syf.··
2020 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2020 00:32
Mevlâna'nın okuduğum ilk kitabıydı. Farsça rubailerinin Türkçe çevirileri de aynı sayfada basılmış ve çok güzel olmuş. Ben keyif alarak okudum. Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'nin çevirilerini her zaman çok sevmişimdir, bu kitapta da çeviri çok güzel yapılmıştı. Rubai severler için, kısa ama anlamlı mesajlar veren kitap okumak isteyenler için tavsiye edilebilir nitelikte. Şimdiden iyi okumalar:)
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
9/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
Hakkında yorum yapılması ve izahı oldukça zor bir kitap Rubailer. Eşsiz bir yalınlığı var elbette, fakat anlamları çok derinlere gidebilecek kadar uzun bana göre. Her kesime hitap eden bir anlatım ve arayış bulunuyor. Mevlana'yı anlamak okumaktan, düşünmekten geçer. Keyifli okumalara dilerim.
Edebiyat
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
8/10
·110 syf.··
2016 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2016 10:51
Mevlana'nın Farsça olarak; dörtlüklerinden oluşan bir kitap. Bundan önce Ömer Hayyam'ın Rubailer eserini okumuştum. O kitaba nazaran bu eser biraz daha hafif geldi. Nedeni belki eserin çok kısa oluşu yada çevirinin kafiyesiz olması olabilir. Okuduğum eser İş Bankası Kültür Yayınları; Hasan Ali Yücel çevirisi ile yayına alınmış. Günümüze göre çevrildiği için kafiyeler biraz uyumsuz olsa da çok güzel anlamlı dizeler mevcut. Okunabilir bir eser. 109 sayfadan oluşmakta. Başta 4 satırlık farsçası, altında ise açıklaması mevcut. Dikkatimi çeken bu tasavvuf düşünürünün bazen şarabı çok faydalı görmesi inancını kaybetmesi. Ömer Hayyam da bu çok çok fazlaydı ama bu eserde daha az. Hoş, kısa bir eser. İyi okumalar...
Din
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma
10/10
·110 syf.··
2020 14. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2020 21:23
Muhteşemdi!! O kadar güzel, o kadar naif , o kadar ruha dokunan bir kitapti ki anlatamam. Eğer rubai okumayı seviyorsanız bu kitap harika. Çok beğendim kısacık bir kitap ama okurken heycanlandigim ve vaay cıtayı nirvanaya taşımış dedigim bir kitapti. Her satırını alıntı yapmak istedim. Ruhum bu asrın dengi değil. Bana böyle güzellikler lazım. Bir kez daha anladım :) Keyifli okumalar...
Edebiyat
RubailerMevlana Celaleddin-i Rumi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20072,945 okunma

Yazar Hakkında

Mevlana Celaleddin-i RumiYazar · 122 kitap
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında 'Bilginlerin Sultânı' ünvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Feridüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Feridüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kufe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Musâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler. Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de 'mutlak kemâlin varlığını' cemalinde de 'Tanrı nurlarını' görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizi'nin yerini doldurmaya çalıştılar.