·110 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Eylül 2024 03:00 "ÇİZGİ"
"İnsanoğlu ne garip! Acaba her canlı böyle mi? Ölüme bu kadar yakınken onu yok sayıp hayata sıkı sıkıya tutunmayı nasıl başarıyoruz."
Çağlar, devirler boyunca kadının bir çok toplumda adı bile yok. Ve bu ne yazıkki değişmeyen, belki de hiç değişmeyecek bir olgu. "Oysaki gökyüzünün yarısını kadınlar taşır." Kadının tüm varlığı kocaman bir yürek.
Kadındır; doğuran, çoğaltan, yuva yapan, derleyen, toplayan, inşa eden, aynı zaman da düşmanı yine kendisi olan kadın. "Coğrafya kaderdir". Coğrafyadan coğrafyaya değişen kültür, yaşantı farkı kadına verilen değer konusunda da farklılık göstermekte. Kadın olmanın en zor olduğu toplumların birinde yaşıyoruz. Aileyi büyütürüz, evladımızı büyütürüz, örgü dantel vs. başlar onu büyütürüz. Kendimizi büyütürüz hatta annesinin eğitimediği eşlerimizi büyütürüz de farkında bile olunmaz.
Hayatın içinde küçük çocuğuyla ayakta kalmaya çalışan, yaşama tutunan, tek isteği oğlunun mutlu ve huzurlu yaşam sürmesi için çalışan bir anne. Çok büyük zorluklara direnen kadın kahraman Alaca Timur'un hikâyesi. Hayata bir sıfır başlamış hiç olmaması gereken bir evlilik yapmış. Eksik kalan çocukluğuyla oğlunu tamamlamaya çalışıyor.
Alaca Timur, sabahın ışığıyla güneşli dünyaya merhaba demişken nerden bilecekti bir zaman sonra o alaca karanlık, kabusu olacağını.
Bir gün karanlık bir yerde çırılçıplak bağlanmış halde gözlerini açar. Nasıl, ne zaman, kiminle buraya geldiğini ve neden bu halde olduğunu anlamaya çalışır. Bu düşünceler ile boğuşurken celladı karşısında belirince anladı kimin olduğunu. Bu adamla en yakın arkadaşı aracılığıyla tanışmış, adamdan her gün çiçekler gelmeye başlamıştı. Daha da ileri gidip Alaca'yı takip etmeye başlamıştı. Takıntılı haline gelip o korkunç planını uyguluyor. Fiziki ve cinsel istismar ederek uzunca bir süre kapalı ve karanlık bir alanda saklıyor. Zor bir yaşamdan kaçıp, daha zor bir yaşamın eşiğinde buluyor kendini. Yaşadığı korkunç anlarda ölmeyi çok çok istese de oğlu geliyor aklına ve onun için mücadele ediyor, onun için direniyor.
Bir kuklayla oynar gibi karşısındaki kadınla oynayan bu adam Alaca'nın kendisine aşık olmasını nasıl bekleyebildi?
Günümüzde pek çok kadının yaşadığı bir kadın hikâyesi. Aşkına karşılık görmeyen bir şizofren adamın hem fiziksel hem ruhsal işkencesi.
Ölümle yaşam arasındaki çizginin tam ortasında olan Alaca'nın kurtuluşu özgürlükken öğrendikleri içler acısıdır. Alaca'nın mücadeleci ruhu, onun hikâyesinin en etkileyici yanlarından biri. Her ne kadar karanlık anlarda umutsuzluk hissetse de daima umuda sarılıyor.
Kadınların sesine bir yankı olmayı amaçlıyor bu kitap. Yaşadığı güçlükleri anlamak ve onlara destek olmak adına bir çağrı niteliğinde.
Kadın kendi değerinin, kimliğinin farkına varsa çok şey değişecek aslında. Başı dik, dimdik ayakta, haksızlık karşısında susmayan, her zaman kendini eğiten, geliştiren değişime ayak uyduran.
Cennet ayaklarının altında ama söz hakkı yok.
Her konu da fikri alınır ama söz hakkı yok.
Ana gibi yâr olmazdı hani?
Yoksa analar kadın değil mi?
Kitapla Kalın.