10/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2024 248. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 01:30
"AYŞE" "İnsanlar inanmanın kolay olduğunu zannederler fakat bence öyle değil. İnanmamak daha kolay. İnanmamak için ikna olmak gerekir ya, bazen mantıkla bazen kalpten ama özünde ikna vardır. Reddetmek içinse ikna olmana gerek yok, sorgulamana, daha fazla düşünmene... Baştan kestirip atınca her şey daha kolay." Din, esas ve ilkeleri bakımından değişiklikler gösterse de tarih boyunca insanların içinde yaşadıkları mekânı, fizik ötesi alemi, yaşamın anlamını kavramasına yardımcı olarak insanların bireysel yaşamlarını ve toplumsal ilişkilerini şekillendirmiş, toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuştur. İnsanlar üzerinde bu kadar etkili olan bu kavram, zaman zaman kötü niyetli kişiler tarafından saf, inandığı değerler konusunda yeterli bilince sahip olmayan kişilerin sömürülmesinde araç olarak kullanılmıştır. Din istismarı; din sömürüsü yapmak, dine dair kavramlar ve değerler yoluyla insanları aldatarak maddi veya manevi çıkar elde etmek, kendi menfaatleri için dini kullanmaktırlar. Din insanları hayra, iyiliğe, güzelliğe, faydalı olana davet erken, insanoğlu hayatını dinin yolunda, hakikat uğrunda harcamalıdır ki dinin gerekliliğini yerine getirebilsin. Ne zaman insan dine hizmet etmeyi bırakıp onu kendi hizmetinde kullanmaya başlarsa orada istismar, çıkar, menfaat vardır. Ayşe, Urfa'nın Sarıağaç köyünde cami avlusuna terk edilmiş, geleneklerin, dinin ve köy hayatının baskıları altında yaşam mücadelesi veren bir kız çocuğudur. En samimi arkadaşı Neşe'nin ailesi tarafından sahiplenilir. İki kız kardeş gibi büyüyüp daima birbirlerine destek olurlar. On üç yaşındayken otuz gram altın karşılığında altmış yaşında bir adamla evlendirilir. Çocukluğunu yaşayamadan koca bir yük biner omuzlarına. Ayşe evliliğe adapte olmaya çalışırken, Hasan Efendi baskıcı, zalim tutumuyla, ona eşinden fiziksel ve ruhsal olarak şiddet göstererek hayatını zindana çevirir. Hamile kalmadığı içinde aşağılanıyor. Şeyhler, hocalara yönlendiriliyor her ne kadar Ayşe bu durumlara inanmasa da. Bu geleneklere boyun eğmez, sorgular ve karşı çıkar. Kendine sırdaş yoldaş bildiği tek bir gölü vardır her sabah gittiği, turna kuşların ona fısıldadığı. Turna aracılığıyla vahiy alıyor ve kendini peygamber olarak ilan ediyor. Tusem, yaptığı bir haberden dolayı işine son verilmiş, tüm gücüyle mesleğine geri dönmek isteyen, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan başarılı, cesur bir gazeteci. Öyle bir haber yapmalı ki, gündemi yerinden oynatan. İş ararken Urfa'da bir kadın peygamber çıktığı duyumunu alır arkadaşından. Hiç tanımadığı bir adamla, Merdan'la evli olarak bu haberi yapmak için düşer Urfa yollarına. Gerçeklik payının neler olduğunu öğrenmek, haberi herkese duyurmak için var gücüyle habere odaklanır. Gittiği yer öyle bir köy ki, Şeyh Abdi Hazretleri Urfa ve civar köylerde nam salmış, devlete de jandarmaya da varlığın kabul ettirip, özerkliğini ilan etmiş bir zat. İki dudağının arasından çıkanlar kanun ve ona uymayan herkes kafir olarak görülüyor. Halkın parasını, malını yağmalayan, sebepsiz zengin oluyorlar. Halkın cahil ve kendilerine itaatkar kalması için ellerinden geleni yapıyorlar. Ve tüm bunlara rağmen Allah 'a yakın kabul edilen insanlar olarak görülüyorlar. İki farklı dünyadan iki farklı kadın portresi. Bir tarafta hayatını idame ettirmek, annesine yük olmamak adına mücadeleci, tuttuğunu koparan, eğitimli bir kadın. Diğer tarafta kapalı bir toplumda ona her türlü eziyeti reva gören, ezilen, itilen ve kendisini elçi olduğunu ilan eden bir kadın. Ayşe ona inanan Rafiler ile etrafına ışık olup yol göstermek ister. Şeyh Abdi Ayşe'yi tehdit görüp onu yok etmek isteyene kadar. Ayşe'nin şeyhlere kaşı isyankar tutumu, köydeki dinsel ve otoriteyi rahatsız ediyor. Ayşe'yi deli olarak yaftalıyorlar. Tusem haber peşinde koşarken Ayşe için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Din istismarının, hukuk karşısında suç olduğu gibi, ahlaki anlamda da büyük bir zafiyet olduğu gerçeği yadsınamaz. Tarih boyunca farklı bölgelerde farklı topluluklarda din konusundaki samimiyet yanında bilinç eksikliğini siyasi, ekonomik ve kişisel arzuların tatmin amacı olarak kullanıldığı aşikardır. Kadının toplumdaki yerini, değerini, yaşadığı zorlukları konu alırken, dini ve siyasi güçlerin, toplum üzerinde nasıl etkili olduğu, insanların inançlarıyla nasıl oynandığını, bireylerin hayatlarını nasıl yönlendirdiğini tüm gerçekligiyle gözler önüne sermiş yazarımız. Bir kız çocuğunun, bir genç kızın, bir kadının var olma mücadelesi. Kitapla Kalın.
Edebiyat
AyşeYiğit Özel · Elpis Yayınları · 202415 okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.