"AYŞE"
"İnsanlar inanmanın kolay olduğunu zannederler fakat bence öyle değil. İnanmamak daha kolay. İnanmamak için ikna olmak gerekir ya, bazen mantıkla bazen kalpten ama özünde ikna vardır. Reddetmek içinse ikna olmana gerek yok, sorgulamana, daha fazla düşünmene... Baştan kestirip atınca her şey daha kolay."
Din, esas ve ilkeleri bakımından değişiklikler gösterse de tarih boyunca insanların içinde yaşadıkları mekânı, fizik ötesi alemi, yaşamın anlamını kavramasına yardımcı olarak insanların bireysel yaşamlarını ve toplumsal ilişkilerini şekillendirmiş, toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuştur. İnsanlar üzerinde bu kadar etkili olan bu kavram, zaman zaman kötü niyetli kişiler tarafından saf, inandığı değerler konusunda yeterli bilince sahip olmayan kişilerin sömürülmesinde araç olarak kullanılmıştır. Din istismarı; din sömürüsü yapmak, dine dair kavramlar ve değerler yoluyla insanları aldatarak maddi veya manevi çıkar elde etmek, kendi menfaatleri için dini kullanmaktırlar. Din insanları hayra, iyiliğe, güzelliğe, faydalı olana davet erken, insanoğlu hayatını dinin yolunda, hakikat uğrunda harcamalıdır ki dinin gerekliliğini yerine getirebilsin. Ne zaman insan dine hizmet etmeyi bırakıp onu kendi hizmetinde kullanmaya başlarsa orada istismar, çıkar, menfaat vardır.
Ayşe, Urfa'nın Sarıağaç köyünde cami avlusuna terk edilmiş, geleneklerin, dinin ve köy hayatının baskıları altında yaşam mücadelesi veren bir kız çocuğudur. En samimi arkadaşı Neşe'nin ailesi tarafından sahiplenilir. İki kız kardeş gibi büyüyüp daima birbirlerine destek olurlar. On üç yaşındayken otuz gram altın karşılığında altmış yaşında bir adamla evlendirilir. Çocukluğunu yaşayamadan koca bir yük biner omuzlarına. Ayşe evliliğe adapte olmaya çalışırken, Hasan Efendi baskıcı, zalim tutumuyla,