Dünya klasiklerine girmiş kült eserlerden, İspanyol edebiyatının da en önemli romanlarından biri Don Kişot
Aslında konusu ve kurgusu gerçekten çok orijinal ve keyifli olsa da hem iki ciltlik hacimli bir eser olduğu için hem de arada farklı okumalar yaptığım için biraz uzun süren ve kopukluk yaşadığım bir romandı. Miguel de Cervantes 'in en sevdiğim yönlerinden biri edebî yönüyle birlikte tam olarak varoluşsal bir arayış hikâyesini kurgulamış ve bunu da ince ve üst düzey bir mizahî bakışla yazmış olmasıydı.Uzun bir metin olmasına rağmen asla sıkmayan, eğlenceli ve bana göre psikolojik alt metni olan kısaca şöhretini hak etmiş bir eserdi.
Kısaca konusu;
(Spoiler içerir !!!)
Okuduğu şövalye kitaplarının etkisiyle , hâyal gücü gelişmiş ve sıradışı bir insan olan Alonso gezici bir şövalye olmaya karar verir. Önce kendisine Don Kişot ,atına da Rossinante adını yakıştırır, bir şövalyenin âşık olduğu güzel bir kadın da olmalı diye düşünür ve hayâlinde prenses Dulcinea'sını canlandırır.Gezici şövalye Don Kişot'un elbette bir yardımcıya ihtiyacı vardır ki bu da en az kendisi kadar sıradışı biri olan Sanço ve eşeğidir. Uzun bir yolculuğa çıkan bu iki heyecanlı arkadaşın maceraları, bana kitabın sonuna kadar, kapasitesi nispetinde "bir kendini gerçekleştirme serüveni" gibi geldi. Dilinden düşürmediği platonik âşkı ise adetâ kendisine koyduğu yüksek bir hedef gibiydi. Akıldışı davranışlar sergileyen sanrıları ve vehimleriyle komik olaylar yaşayan bu iki çılgının zaman zaman çok bilgece davranması ise oldukça ironikti. Ben okurken her insanın içinde böyle bir kaçık olduğunu düşünmeden edemedim :))
Evet bazen hayatı görmek istediği gibi var sayan, gerçeklerle yüzleşmek istemeyen ve bunun için de komik mazeretler uyduran bir kaçıkla yaşadığımızı düşünüyorum.
Romanın sonunda kahramanımız geç de olsa anlamıştır, aslında ne yel değirmenleri devlerdir ,ne koyunlar düşman askeri ,ne de diğer karşılaştığı insanlar var saydığı kişiler...
Ama o, kendince başından geçen maceraların kahramanı olmuş, düşmanlarıyla savaşmış, bazen yenmiş bazen de yenilmiş ve yeni dostlar edinmiş ama tüm bu olanlara bir anlam yüklemiştir.
Hepimiz için de hayat, ancak sona geldiğimiz zaman anladığımız sadece bir hâyalden ibâret değil midir?
Bizler de Don Kişot gibi olayları ve kişileri kendimizce yorumlar ve kişisel serüvenimizi yaşarız.
Bu arada değinmeden geçemeyeceğim , bu Cervantes'in canını bizim sevgili atalarımız fena yakmış olmalı ki aleyhimizde biraz atıp tutmuş. :))
Macera ve mizah sevenler için şimdiden keyifli okumalar diliyorum.