8/10
·416 syf.··
2024 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2024 23:43
Bu kitabı uzun süre önce duymuş fakat fırsat bulup okuyamamıştım. Psikolog Zehra Hanım Ekim ayı kitabı olarak Akış’ı seçtiğini duyurunca bu fırsatı artık değerlendirmem gerektiğini düşündüm. Bu kitap için hızlı bir okuma yaptım. Çok teknik gelen yerleri atladım ama kendi “Akış” maceramı içinde bulmaya çalıştığım zamanlar oldukça keyifliydi. Şimdi içeriğine biraz bakalım: “Akış, insanların bir etkinliğe, kendilerini başka hiçbir şeyi umursamayacak kadar kaptırmalarıdır; bu yaşantı kendi başına öyle zevklidir ki insanlar sırf o etkinlikte bulunmak için büyük bir bedel bile ödeyebilirler.” “Kendimizi birbirimizden ve çevreden ayırmayı nasıl öğrendiysek, şimdi de zor kazandığımız bireyselliğimizi yitirmeksizin çevremizdeki diğer varlıklarla yeniden birleşmeyi öğrenmeliyiz. Gelecek için en fazla umut vaat eden inanç, bütün evrenin öğelerinin ortak yasalarla birbirine bağlı bir sistem olduğunu ve doğayı dikkate almaksızın hayallerimizi ve arzularımı ona dayatmamızın anlamlı olmadığını fark etmek üzerine kurulu olabilir. İnsan iradesinin sınırlarını kabul ederek, evrende hükmedici değil, işbirlikçi bir rol üstlenerek, sonunda evine dönen bir yolcu gibi rahatlayacağız. Bireyin amacı evrensel akışla birleştiği zaman anlam sorunu çözülmüş olacak.” “Ancak, mutluluğa, onu bilinçli bir biçimde arayarak ulaşamayız. J.S. Mill, ''Kendinize mutlu olup olmadığınızı sorun, mutluluğunuz sona erer'' demişti. Mutluluğu doğrudan arayarak değil, yaşamlarımızın iyi ya da kötü her ayrıntısına kendimizi tamamen vererek bulabiliriz. Avusturyalı psikolog Viktor Frankl, ‘İnsanın Anlam Arayışı’ adlı kitabının önsözünde bu düşünceyi çok güzel özetlemiştir: "Başarıyı hedeflemeyin- başarıyı hedeflediğiniz ve hedef seçtiğiniz ölçüde ıskalarsınız. Çünkü mutluluk gibi başarının da peşinden gidilmez, o başka şeylerin peşinden gelir ... tıpkı, kişinin kendinden büyük bir amaca kendini adamasının hiç de akılda olmayan bir yan etkisi gibi." “Biraz entelektüel çaba sarf etmez, kendi yaşantılarınızı uzun uzun ve derinlemesine düşünmeye yanaşmazsanız, burada okuyacaklarınızdan bir kazancınız olmaz.” “Mutluluğa ulaşmanın bu kadar zor olmasının birinci ve en önemli nedeni, evrenin insanoğlunun rahatlığı düşünülerek tasarlanmamış olmasıdır.” Mahşerin dört atlısı her zaman yakınımızdadır. Dünya tek yuvamız olabilir, ama burası her an patlamaya hazır bubi tuzaklarıyla dolu bir yuvadır. Rotası üzerindeki New York City'ye çarpacak olan bir göktaşı evrenin tüm yasalarına uyuyor olabilir, ama yine de insanoğlu için büyük bir felakettir.” "Çağdaş yaşamın kaygılarının ve üzüntülerinin üstesinden gelmek için bireylerin toplumsal çevreden, yalnızca o çevrenin ödüllerine ve cezalarına tepki vermeyecek ölçüde bağımsız olmaları gerekir. Böyle bir özerkliğe ulaşmak için kişi, kendi kendini ödüllendirmeyi öğrenmelidir. Dışsal koşullar her ne olursa olsun, zevk ve amaç bulma yeteneğini geliştirmelidir. Bu işi yapmak, söylemekten hem daha kolay hem de daha zordur: Daha kolaydır, çünkü bunu yapmak yalnızca ve yalnızca kişinin kendi elindedir; daha zordur, çünkü bu herhangi bir çağda görece az bulunan, hele ki bizim çağımızda daha da ender olan bir disiplin ve azim gerektirir. Tüm bunlardan da önce, yaşantının üzerinde denetim kurmak için neyin önemli, neyin önemsiz olduğuna ilişkin tutumlarda çarpıcı bir değişiklik yapmak gerekir.” “Büyürken bizi, yaşamlarımızda en önemli şeyin gelecekte olacaklar olduğuna inandırıyorlar. Anne babalar, çocuklarına şimdi iyi alışkanlıklar edinirlerse, gelecekte rahat edeceklerini öğretiyorlar. Öğretmenler, öğrencileri, o sıkıcı derslerin ileride, çocuklar iş ararken işlerine yarayacağına ikna ediyorlar. Şirketin müdür yardımcısı çalışanlara, sabırlı olup çok çalışmalarını, çünkü böyle yaparlarsa bir gün yöneticiliğe terfi edeceklerini söylüyor. İlerlemek için verdiğimiz uzun mücadelenin sonunda, bizi altın emeklilik yılları bekliyor. Ralph Waldo Emerson 'un bir zamanlar dediği gibi, "Her zaman yaşamaya hazırlanıyor, ama hiç yaşamıyoruz.” “Önemli olan şu anda neye sahip olduğu değil, başkalarının istediği gibi davrandığı zaman neler elde edebileceğidir. Toplumsal denetimlerin koşu bandında tutsak olan böyle bir kişinin ulaştığı ödüller her zaman avuçlarında eriyip gider. Karmaşık bir toplumda toplumsallaştırma sürecine pek çok güçlü grup katılır ve bazen bunların görünürdeki hedefleri birbiriyle çelişir. Bir yandan, okullar ve bankalar gibi resmî kurumlar bizi çok çalışmaya ve para biriktirmeye istekli, sorunlu vatandaşlara dönüştürmeye çalışırlar. Öte yandan, tüccarlar, üreticiler ve reklamcılar, birikimlerimizi onlara en fazla kârı getirecek ürünlere harcamamız için bizi kandırmaya uğraşırlar. Çözüm, toplumsal ödüllerden yavaş yavaş kendini kurtarmak ve bunların yerine, kişinin kendi gücü dahilinde olan hedefleri koymaktır. Bu, toplumun onayladığı tüm hedeflerden vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmez; daha çok, başkalarının bize rüşvet olarak önerdiği hedeflere ek olarak ya da bunların yerine, kendi hedefler dizimizi geliştirmemiz anlamına gelir. Kişinin kendini toplumsal denetimlerden kurtarıp özgürleştirmesi sürecinin en önemli aşaması, her anın olaylarında ödüller bulma yeteneği geliştirmektir. İnsan, aralıksız yaşantı akıntısından zevk almayı ve onda anlam bulmayı öğrenirse, toplumsal denetimlerin yükünü omuzlarından otomatik olarak atmış olur, demektir. Göz alıcı bir reklam, satılan ürün karşısında ağzımızı sulandırdığı ya da patronumuzun kaş çatması günümüzü mahvettiği sürece, yaşantının içeriğini belirleme özgürlüğümüz yoktur. “Epictetus çok uzun bir süre önce, "insanlar nesnelerden değil, onları görme biçimlerinden korkarlar" demiş. Niyetlerin, bilinçteki bilgileri düzenli tutan kuvvet olduğunu söyleyebiliriz. Kişi bir şeyi arzuladığının ya da bir şeyi başarmak istediğinin farkına vardığında bilincinde niyetler ortaya çıkar. Niyetler aynı zamanda ya biyolojik gereksinmelerin ya da içselleştirilmiş toplumsal hedeflerin şekillendirdiği bilgi parçalarıdır. Dikkati başka nesnelerden uzaklaştırıp belli nesnelere çeken bir manyetik alan görevi görürler ve zihnimizi başka uyaranlara tercihen belli uyaranlar üzerine odaklarlar. (Ameller niyetlere göredir ) Bu nedenle de zihnimize girmesine izin verdiğimiz bilgiler son derece önemlidir; aslına bakarsanız, yaşamın içeriğini ve kalitesini belirleyen bu bilgilerdir. (Sosyal Medya Kullanımına Dikkat!) “Bilinci kötü etkileyen başlıca kuvvetlerden biri, psişik dağınıklık, bir başka deyişle var olan niyetlerle çelişen ya da niyetlerimizi gerçekleştirmekten bizi alıkoyan bilgilerdir. Psişik dağınıklık durumunun tersi, üst düzey yaşantıdır. Bilince gelip duran bilgiler hedeflerle uyumlu olduğunda, psişik enerji çaba göstermeksizin akar. Kaygılanmak gereksizdir, kendi yeterliliğini sorgulamak için bir neden yoktur. Ancak kişi her ne zaman durup kendisi hakkında düşünse, gördüğü kanıtlar cesaret vericidir: "Doğru olanı yapıyorsun." Olumlu geri bildirim benliği güçlendirir, dış ve iç çevreyle ilgilenmek için daha fazla dikkat açığa çıkar.” “Yaşam kalitesini artırmak için kullanabileceğimiz iki strateji vardır. İlki, dış koşulların hedeflerimize uymasını sağlamaya çalışmaktır. İkincisi ise, dış koşulları hedeflerimize daha iyi uyacak şekilde değiştirmektir. Akış yaşantısının en çok sözü edilen boyutlarından biri, bu tür yaşantı sırasında kişinin, yaşamın hoşa gitmeyen tüm yönlerini unutabilmesidir. Akışın bu özelliği, zevkli etkinliklerin dikkati tamamen eldeki işe odaklamayı gerektirmesinin ve böylece zihinde ilgisiz bilgilere yer bırakmamasının önemli bir yan ürünüdür. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmemek zevkin başlıca unsurlarından biri olmasa da zamanın zulmünden kurtulmak, tam olarak kendini verme durumunda yaşadığımız heyecana gerçekten katkıda bulunur." “Üst düzey bir yaşantının kilit unsuru, amacının kendisi olmasıdır. Başlangıçta başka nedenlerle gerçekleştirilse bile, kendimizi kaptırdığımız etkinlik kendi başına bir ödül haline gelir. Görevimiz, başka insanların kendi yaşamlarından zevk alma fırsatlarını azaltmaksızın gündelik yaşamımızdan zevk almayı öğrenmektir. İnsanların, üst düzey yaşantının ortak özelliklerini nasıl betimlediklerini gördük: Bu, bireyin ne kadar iyi bir performans gösterdiği konusunda açık ipuçları veren, hedefe yönelik ve kurallarla bağlı bir eylem sistemi içinde, bireyin becerilerinin önündeki zorluklarla başa çıkmak için yeterli olduğunu hissetmesidir. Birey yaptığı işe öylesine yoğunlaşır ki ilgisiz bir şey düşünmek ya da sorunlar yüzünden kaygılanmak için geriye hiç dikkat kalmaz. Öz farkındalık ortadan kalkar ve zaman duygusu tahrif olur. Bu gibi yaşantılar üreten bir etkinlik o kadar doyurucudur ki insanlar bu etkinlikten ne elde edeceklerini düşünmeksizin, hatta söz konusu etkinliğin zor ya da tehlikeli olmasına bile aldırış etmeksizin o etkinlikte bulunmak isterler.” “Sıradan yaşantıyı akışa dönüştürmek kolay değildir, ancak hemen hemen herkes bu yeteneği geliştirebilir.” balkandays.blogspot.com/2024/10/little-...
Psikoloji
Akış: Mutluluk BilimiMihaly Csikszentmihalyi · Buzdağı Yayınevi · 20171,306 okunma
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.