Mrs. Curren doktor kontrolünden sonra hayatının değişeceğini düşünmemişti. Böylece ülkesini terk edip Amerika'ya yerleşen kızına mektup yazmaya karar verir. Biz okur olarak bu satırları okumakla mükellef oluyoruz.
Afrika'daki apartheid rejiminden dolayı yaşanan sürece birebir şahit olurken hem fiziki hem de ruhsal durumunun nasıl etkilediğini apaçık görüyoruz. Elizabeth Curren'ın hayatındaki son günlerindeyken evsiz olan Vercueil ile karşılaşır. Bu durum kitapta başka bir boyut açılmasına neden olacaktır. Hem kızından dolayı yalnız hissederken ölümle yüzleşmesini hem de ülkesinin nasıl ayağa kalkmasını okuyacağız. Sevgili Coetzee, asıl sorunu bu rejimin toplum üzerindeki ayrımı diye vurguluyor. Ülkesinin git gide bölünmesi tıpkı hastalığının onda yarattığı izlerle eş zamanlı gözlemliyoruz. Coetzee başka ne demek istiyor sizce?
Beyaz bir insanın Afrika'daki yeri mi? Ya da toplumda bıraktığı derin yarayı en açık şekilde vurgulaması mı? Bunu okuyarak siz karar verebilirsiniz. Eşsiz bir kalem, kusursuz bir anlatım dendiği zaman akıllara gelen nadir yazarlardan biri Coetzee. Şahsen psikolojinizi sağlam tutmak kolay olmuyor. Kitaba verilen isim ise sona doğru açıklandığı çok açık. Toplumsal kitapları sevenler için özellikle tavsiyemdir.
#demirçağı #ageofiron #jmcoetzee #siakitap