Sis ve Öfke Sarayı
7/10
Cam Şato ve Sis ve Öfke Sarayı'ndan spoiler içerir. Puan verirken çok cömert davrandığımı fark ettim, eğer incelemeyle orantılı bir puanlama yapsaydım daha düşük verirdim belki ama sevdiğim çok kısım oldu:) o sahnelerin hatrı için 7 puan. Yazın bu serinin ilk kitabını okumuştum ve beklentim o kadar yüksekti ki (çünkü herhangi bir okur ortamında ACOTAR serisi dediğinizde akan sular duruyor) kitabı bitirdiğimde yaşadığım hayal kırıklığı bile yarışmazdı beklentimle. Ama ilk kitap gözümde çöp seviyesine indi ve bu yüzden 2. kitaba çok büyük önyargıyla başladım. Bir açıdan önyargıyla başlamam iyi sonuçlandı çünkü kitap beklentimin çok çok üstünde çıktı. Tabi kötü kısımlar da var ve aslında kötü bulduğum yerler iyi bulduğum yerlerden daha çok ama sonuç olarak bu kitabı SEVDİM ve şimdi incelememe geçiyorum. Ama tek tek karakterler üzerinden yazacağım düşüncelerimi; FEYRE: İlk kitaba yazdığım incelemeyi okursanız Feyre'den ne kadar nefret ettiğimi görürsünüz, bu kitabı okumayı bu kadar ertelemenin bir sebebi de Feyre'ye duyduğum nefretti zaten. Ama ilk kitapta ne kadar nefrete ettiysem bu kitapta sevdim. Yine çok fazla çelişkili, sinir bozucu tavırları vardı tabi ama bunun Feyre'nin değil yazarın suçu olduğunu düşünüyorum:) Feyre İlk kitapta Amarantha'ya karşı kişisel savaşını kazanmış ve peri halkını serbest bırakmıştır, ödül olarakta kendisine ölümsüz bir yaşam verilmiştir. Ama Feyre mutlu değil, çünkü dağın altında yaşadıkları kendisinde bir travma oluşturmuştur. Gördüğü kötü kabuslar, Amarantha'nın çıkıp geleceğine dair kuruntuları, alışmaya çalıştığı ölümsüz beden, üstelik yaklaşmakta olan (ama kendini hiç hazır hissetmediği) düğünü YANİ HERŞEY üst üste gelince Feyre depresyona girmiş ve yavaş yavaş tükeniyordur. Ama onu kurtarmaya gelen bir siyah kanatlı prens de vardır. RHYSAND. Feyre'yi düğün günü tam hayır demek üzereyken kurtarıp kendi sarayına götürür ve Feyre'yi kendi gucleri ve ölümsüz bedeni üzerine çalıştırır. Biz de bu arada Feyre-Rhysand ilişkisinin temellendirilişini okuruz ve okuduğum EN KÖTÜ ilişki temeliydi. Rhysand ve Feyre'yi sevdim gerçekten ama kendi kafamda temellendirdiğim şekilde sevdim. Lütfen kusura bakmayın ama bu kısımlar o kadar kötü yazılmıştı ki eğer diğer karakterler ve Velaris olmasa atlardım bu sahneleri. Ama sonuç olarak Feyre'yi sevdim. Hatta Maas'a istediğini verip bu kitapta Feyre'ye acıdım bile:) Cam Şato okurken tüm çabalara rağmen Aelin'e acımıyordum, hatta acındırdıkça oh olmuş diyordum ama Feyre'ye karşı çok empati yaptım ve onu anladım. Özellikle ablalarıyla olan sahnelerde çok üzülüyordum ona. Feyre onları besleyebilmek için küçücük yaşında avlanmayı ve can almayı öğrendi, dilendi, pisboğaz damgası yedi ama Nesta onu sevmiyor bile. Keşke Nesta Elain'i koruduğu gibi bir kez olsun Feyre'yi de korusaydı:(( yani sonuç olarak Feyre'yi sevdim. Azgın ve Rhysand'i sevmek için acele etmediği zamanlar hariç. Asıl sorun RHYSAND VE TAMLİN'de. Bakın 647 sayfalık kitapta emin olduğum tek bir şey varsa o da yazarın Rhysand'i iyi Tamlin'i kötü yapmak için verdiği anlatım jimnastiğinin olimpik düzeyde olduğuydu. Aralarındaki farklar o kadar keskin ve ucuz işlenmiş ki... Mesela Tamlin Feyre'ye 'yüce leydi diye bir şey yok, sen benim zevcem olacaksın' diyor. Rhysand ise 'sen kimsenin kulu değilsin Feyre, sen kendi başına bir bireysin' diyor. Şimdi haklı mı? Evet. Bu sahnelerde Tamlin çok sinirimi bozdu ama yine de ondan nefret etmedim ETMEYECEĞİM de çünkü yazar herşeyi mahvediyor. Hatta yazar bile kitabın sonlarına kadar Tamlin'in kötü adam olmak için o kadar da kötü olmadığını fark etmiş olmalı ki fandomun ona karşı nefreti baki olsun diye ona o hainliği yaptırdı. Bu kısımlarda bile başarılı olamadı bence. Tamlin'in neden bu kadar aşırı korumacı olmak istediğini bile anlayabiliyordum. Feyre'yi güvende tutmada başarısız olduğu için ona ihanet ettiğini hissediyordu ve ona camdan yapılmış gibi davranarak bunu olabilecek en kötü şekilde telafi etti. Yazarın Tamlin'den nefret etmemiz için yarattığı bir sebep. Feyre artık resim yapmaktan nefret ediyor ama bunu bir kez bile Tamlin'e söylemeye tenezzül etmemiş ve Tamlin'in ona hediye olarak bir resim seti almasına çok sinirleniyor. Tamlin hangi cüretle Feyre'nin resimden artık nefret ettiğini tahmin edemez??? Nasıl olur da Rhysand gibi zihinlere hükmeden biri olamayıp bunu Feyre'nin düşüncelerini okuyarak anlayamaz??? Yazarın Tamlin'den nefret etmemiz için yarattığı bir sebep daha. Okuma-yazma olayı var. Rhysand Feyre'nin cahil kalmasına dayanamadığı için ona okuma yazma öğretiyor ve Tamlin'in bunu daha önce neden yapmadığını sorup şaşırıyor. Ama ben ilk kitapta Tamlin'in bundan bahsettiğine yüzde 100 eminim. Yazarın Tamlin'den nefret etmemiz için yarattığı bir sebep daha. Sonuç olarak arkadaşlar Rhysand'in ilk kitapta Feyre'yi taciz etmesinin sebebi Feyre'nin kendi iyiliği için, onu öfkeli tutmak ve umudunu kaybetmemesi içinmiş. Birinci kitapta Rhysand'in yaptığı her şey çileden çıkarıcı ve travmatize edici olmasına rağmen, Feyre'yi ortalıkta gezdirip kendisinin ve tüm ulu perilerin önünde nesneleştirmesine, ona uyuşturucu vermesine, zihnine tecavüz etmesine ve hatta ona zorla sahip olmakla ilgili şakalar yapmasına rağmen, Rhysand suçsuz günahsız masum acıların çocuğu ve Tamlin kötü adam çünkü onu BİR KEZ odasına kilitledi. Tamlin bu hikayenin resmen günah keçisi ilan edildi. Ama şunu unutuyorlar; Tamlin de travmatik bir olay geçirdi ve Feyre gibi sadece 3 aylığına da değil, 50 yıl boyunca. Tamlin de kötü kabuslar görmüyor muydu sizce? O da bütün bunların bir rüya olduğunu ve uyandığında yine Amarantha'nın kölesi olacağını düşünmüyor muydu? Tamlin'e çok sinir oldum evet, özellikle de Feyre'yi nasıl etkileyeceğini tahmin etmeden para dilenen su cadılarına pisboğaz dediği yerde ondan nefret ettim ve Feyre'yi çok iyi anladım ama bütün bunlar Rhysand'in iyilik meleği olduğunu bize kanıtlamak içindi ve çok ucuz numaralardı. Cam Şato'da Aelin acındırılıyor diyordum ya, hah işte burda Aelin'in rolünü Rhysand kapmış, hem de aynı numara EŞ meselesi. Cam Şato'da hatırlarsanız Aelin Rowan'ın eşi olduğunu biliyordu ama bunu yine de ona söylememişti çünkü onun hala eski karısına aşık olduğunu düşünüyordu ve biz 3 kitap boyunca Maas'ın Aelin'i bu konuda nasıl acındırdığını okuduk. Burada da Rhysand Feyre'nin eşi olduğunu en baştan biliyormuş ama Feyre'nin Tamlin'e aşık olduğunu düşündüğü için ona söylemiyor ve doğrusu Rhysand'a bu konuda Aelin'den daha çok üzüldüm ama yazarın acıların çocuğu çabaları sinirimi bozuyor. Umarım Rhysand'i de 3 kitap boyunca acındırmaz. Şimdi bu kitaba 7 puan verdin, hiç mi iyi bir yanı yok diye sorarsanız var arkadaşlar. Hatta kitabın en güzel yanı ve Sarah J. Maas'ı en başarılı bulduğum konu EVREN TASVİRİ. Maaş karakterleri ne kadar kötü yazıyorsa evren tasvirlerini de o kadar iyi yapıyor. Hatta günümüz yazarlardan bunu en iyi yapanlardan biri Sarah J Maas bence. Onun yazdığı herhangi bir kitapta kendinizi kitabın içindeymiş gibi hissetmemeniz mümkün değil:) Kitabın bir diğer güzel yanı, yazımını kötü bulsam da Feyre/Rhysand ilişkisiydi. Rhysand Feyre'ye her adıyla seslendiğinde benim kalbim duruyordu anlıyor musunuz??? Kitaptaki arkadaşlık ilişkilerini ve Velaris'te kurdukları aileyi de çok sevdim. Gerçekten grup (Cassian, Azriel, Amren, Mor) aile gibi ve Velaris'te yuva gibi hissettiriyordu keşke orada yaşasaydım:) yine kıyas yaptığım için sinirlenebilirsiniz ama Cam Şato'yu da okuduğum için kafamda kıyaslamadan duramıyorum. Mesela Aelin olsaydı bu gruptaki herkesten daha güçlü, daha güzel yazılırdı ve hepsi Aelin'e karşı hemen köle moduna girerdi. Hatta bu Cassien, Azriel, Lucien hatta Hybren kralı bile Aelin'e aşık olurdu ahhshshs. Ama Feyre'nin böyle bir durumu yok belki ilerleyen kitaplarda böyle olur ve sırf böyle olmasından korktuğum için 3. kitabı uzun bir süreliğine erteliyorum. Karakterleri gerçekten çok sevdim ve onlardan nefret etmek istemiyorum ama gelişimlerinin mahvolacağını bildiğim için sindire sindire okuyacağım. Hatta şimdiden Feyre'yi bir tanrıça olarak hayal ettim alışmak için çünkü yazarın onu gercekten bir tanrıya dönüştürme ihtimali var:)) (bkz. Kül Krallığı son bölümde Aelin: i am a god) Ay bir de söylemeden geçemeyeceğim şu Feyre ve Rhysand arasındaki ilkel mesajlaşma çok komik geldi bana, kağıda mesaj yazıyorlar ve kağıt kayboluyor. Sonra geri geliyor:)) komikti bence. Bir de takılmayayım takılmayayım diyorum ama epik fantastik bir evrende kredi limiti, banka, klozet, sifon biraz fazla modern değil mi?? Neyse neyse yeter bu kadar. İncelemem bu kadardı. Sabredip okuduysanız teşekkür ederim:)) yazdığım en uzun inceleme oldu sanırım. Öhömmmm... Bunu söylemeyi unutmuşum o yüzden yeniden düzenliyorum, kitap fantastik olarak geçiyor ama 657 sayfanın toplasanız 100 sayfası fantastiktir. Romantizm çoook fazla ve gereksiz bence, ben romantizmi severim ama fantastiği daha çok severim. Ve biz kitabın yarısı boyunca Feyre'nin Rhysand'in sevmek için bahane bulmasıni okuduk.
1000k
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,678 okunma
·
1.105 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Aelin travmamız olmuş olabilir mi acaba djejdjdjdk. Çünkü bugün bitirdim ve Feyre'yi sevip sevmediğimi bile bilmiyorum. (Ama onu anlayışla karşılıyorum yaşadığı psikolojik çöküntüden ötürü.) Öte yandan Rhys ve Tamlin için aynı şeyleri düşünüyoruz. Rhys'i seviyorum ama paragrafların hepsine de katılıyorum. Benim ikinci kitaba puanım 8/10
Bence de travmamiz 😭 okudugum butun sjm kizlarini onunla kiyaslayacagim shcbbdbdb rhys'i ben de sevdim ve kurgunun gidisati icin tamlin'in bir sekilde aradan cikmasi gerekiyirdu ama Sarah ablam cok acemice yapmis bence🙄
Sen bahsedince fark ettim cidden Tamlin'e fazla yüklenmiş olabilir miyiz? Çünkü ilk kitap tasvirinde bizim içim kusursuz Lord Tamlindi. Şimdi gidip cam şato yorumunu okuyup eğlenicem
Gerçekten çok yükleniyorsuniz tamlin'e lütfen ona acıyın😭😭 o kadar kötü yorum yapıyorlar ki ona ben Tamlin olsam intihar etmiştim. Veee Cam Şato yorumumu okurken eğleniyorsan gerçekten çok mutlu olurum:)))