Gönderi

dört yaşındaydım.. paranın üzerinde senin resmini gösterip bana, 'bak bu Atatürk, vatanı, bizi kurtaran adam.' dediler. yedi yaşındaydım.. okuma yazmayı birinci sınıfa başlamadan önce biliyordum, küçük boy çizgili deftere kargacık burgacık da olsa senin adını ilk harfleri büyük olacak şekilde yazdım, seni tam tanımıyordum ama bana anlatılanlara göre kötü biri değil gibi geliyordun bana, sevilebilir, sevilmeye layık biri gibiydin. evde, okulda sen ve senin yaptıkların anlatıldıkça okula girip çıkarken senin büstüne, çevremde gördüğüm senin fotoğraflarına daha dikkatli baktım. on yaşlarındaki bir çocuk ne kadar ve nasıl uzun ve derin düşünürse bana anlatılanlar özelinde senin hakkında öyle düşündüm. ortaokul zamanlarımda elimin altında okul kitaplarımın olduğu zamanlarda durduk yere kitabın giriş sayfasında senin resminin bulunduğu sayfayı açıp baktım. sen artık bana sevilebilir, sevilmeye layık biri gelmiyordun. ben seni seviyordum. liseye gittiğim zamanlar senin hakkında benim gibi düşünmeyenlerin olduğunu gördüm, çevremde senin için, 'resmi tarihin anlattığı şekilde iyi birisi, normalde iyi değil.' diyenler de vardı. bu böyle miydi, çevremde senin için benim gibi düşünmeyenler, adına olumsuz, karalayıcı konuşanlar haklı mıydı bunları bilmiyordum. sonra seni anlatan gazete yazılarını, kitapları, dergileri bu kez bana dikte edilmeden hür irademle okudum, okumaya çalıştım. tüm bu süreçte sosyal bilgiler, tarih, inkılap tarihi, osmanlı tarihi, genel türk tarihi, coğrafya, vatandaşlık gibi ilkokul, ortaokul, lisede aldığım derslerin notları iyiydi, bu derslerim de iyiydi. evde, çevremde, okulda senin hakkında anlatılanlar sayesinde edindiğim bilgiler ve bende uyanan merak bu derslerime de olumlu yansımıştı. üniversite zamanlarımda da senin özelinde yazılanları okudum, okumaya devam ettim. yaptıklarını, yapmak istediklerini düşündüm. öncesinde bana sevilebilir, sevilmeye layık biri gibi gelen sen, sonrasında tarafımca sevilen sen, artık gözümde çok çok büyüktün. büyük türk tarihinin büyük isimlerindendin. türkün, türk tarihinin kilit taşlarındandın. vatanın, milli ülkünün ve bayrağın tek başına sembolü, temsilcisiydin. yaptıklarına, mücadelesine, fikirlerine saygı, minnet duyulması gerekendin. artık senin adına olumsuz, karalayıcı konuşanların hiç de haklı olmadığına emindim. sen hiç de şişirilerek büyütülmüş bir karakter değildin. hatta tam tersi ne kadar anlatılsan bir o kadar eksik kalacak bir kişiydin. sorun şuydu ki sen, yaptıkların, ideallerin herkesin anlayamayacağı denli yüceydi. bunun için, seni, yaptıklarını, ideallerini anlamak için onlarca okul okumak, yüzlerce kitap okuyup dergi, makale karıştırmak falan da şart değildi oysa. seni, yaptıklarını, ideallerini anlamak için kişinin türk olması, vatanını seven bir türk olması, yaşadığı hayatın kolaylığının senin ve yaptıkların sayesinde olmasını bilmesi yeterliydi. Mustafa Kemal, Gazi Mustafa Kemal, Gazi Mustafa Kemal Atatürk senin hakkında, yaptıkların hakkında kaç tane kitap okudum bilmiyorum. (bunu okuduğum kitabın çokluğunu göstermek için demiyorum.) okuduğum kitaplarda başından geçenlerin sonunu biliyor olsam da her defasında senin başarılarını okuduğumda sanki ilk kez okuyor gibi mutlu oldum, yaşadığın zorluklardan sanki ilk kez haberim oluyormuş gibi üzüldüm, sıkıldım. döneminde seni üzenler beni üzüyormuş gibi yoluna taş koymaya çalışanlar benim yoluma taş koymaya çalışıyormuş gibi geldi. hayatının son zamanlarını okurken hep aynı yüksek derecede içim sızladı. hayatımda akraba, eş, dost olarak çok kişinin vefatına şahit oldum ama onların vefatlarına ve bıraktıkları boşluklara zamanla alıştım. ama senin vefatına ne alışabildim ne de bıraktığın boşluğu doldurabildim. bu anlattıklarım bana özel bir şey değil ama. hür iradeleriyle, hiçbir zorlama olmaksızın dolmabahçeye her 10 kasımda binlerce kişi gidiyorsa, anıtkabire yılda milyonlarca kişi akın akın gidiyorsa, küçücük çocuklar senin resmini gördüğünde resmine sarılmaya çalışıyorsa, anadolunun herhangi bir yerinde hiç tanımadığım insanlar senin büstünün önüne gidip selam verip, saygı duruşunda bulunup büstüne çiçek bırakıyorsa tüm bunlar benim yalnız olmadığımı gösterir. senin videolarını izleyip, senin fotoğraflarına bakıp insanların durduk yere gözleri doluyor, tüyleri ürperiyor, içi titriyorsa tüm bunlar -ne mutlu ki- seni benden kat be kat sevenlerin, yaptıklarına saygı duyanların olduğu anlamına gelir. Atatürk, sen sadece 10 kasımda ölmüyorsun. kurduğun ülkede seni seven insanlar bir bir eksildikçe, hayatını kaybettikçe belki her gün yüzlerce ölüyorsun. ama... seni seven kişilerin hastahane kuvözlerinde, evlerinin beşiklerinde yer alan bebeklerinde binlerce doğuyorsun. bu dediğim doğru olmasaydı yukarıda anlattıklarım olmazdı. sen unutulur giderdin. oysa sen, seni ve yaptıklarını unutturmaya, karalamaya, yok etmeye çalışanlara rağmen her geçen zamanda daha bir parlıyorsun. hayatı, yaptıkları, düşünceleri satırlara, sayfalara, kitaplara sığmayacak denli yüce Atatürk, uğruna hayatını defalarca ortaya koyduğun türk milleti genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle seni seviyor. seni çok seviyor. sana ve yaptıklarına sonsuz saygı ve minnet duyuyor. biliyorum, sevgi her şey değildir. eserlerine tam anlamıyla sahip çıkamamış olduğumuzu, seni tam anlamıyla anlayamadığımızı da biliyoruz. ama eserlerini korumak, seni daha iyi anlamak için birçoğumuz farklı yer ve farklı zamanlarda farklı şekillerde elimizden geldiğince uğraş veriyoruz, vermeye çalışıyoruz. sevginin her şey demek olmadığını bilen ben/biz sevginin birçok şeyin başlangıcı olduğunu da biliyorum/z. sana olan sevgimi/zi, saygımı/zı başka kişilerin kalplerine aktarmak, yaptıklarını, düşüncelerini, büyüklüğünü, adanmışlığını, önemini kısaca seni elim/izden geldiğince, dilim/iz döndüğünce farklı kişilere anlatarak aktarmak, insanları senin açtığın yola elinden tutarak getirmek boynum/uzun borcu olsun. üzerinden onlarca sene geçmesine rağmen seni hala dört yaşımda olduğum zamanların saf ve temiz sevgisiyle seviyorum.. seni bu şekilde sevmek konusunda da yalnız değilim, bunu da biliyorum.
Mustafa Kemal Atatürk
··
1 +1'leme
·
1.808 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık. Çok beğendim. 👏👏
“Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. Buna gerçekten sevinmekteyim.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Yüreğinize sağlık, daha minicikken kalbinize ekilen bu sevgi tohumunu yine sevgiyle, kitapla, öğrenerek, araştırarak, anlamaya çalışarak, aktararak büyüttüğünüz için eminim ki kastettiği gençliğe layık olanlardansınız. Duygulandım okurken. Sevgiyle🌸
Grekov Kafkayevski
Gönderi Sahibi
🙏😌🎗