Altıncı asır boyunca bir Türki halkın iki boyu kısa bir süreliğine de olsa Karadeniz'den Kore'ye kadar uzanan tüm bölgeye hakim olmuşlardı. Ardından bu grubun kağanı siyasetin ve kent hayatının tam içerisinde yer almaya başlamıştı. Aslında Semerkant'taki sarayın duvarlarının birinde kağan dost canlısı ve saygı duyulan bir idareci olarak tasvir edilmişti. Belki de fazla dost canlısıydı, zira yedinci asırda Çin'deki Tang hanedanı Orta Asya üzerinde, Türklerin ve Sasanilerin hak iddialarına karşın, bir kez daha hakimiyet kurmuştu.