10/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2024 109. kitabı
Charles Bukowski ile tanışmam liseyi bitirdiğim yaz tatiliydi. Çocukluğunu anlattığı "Ekmek Arası" kitabı ile başladım onu okumaya. Hayata bakış açımdan, yazma serüvenime, isyanıma ve üslubuma kadar her şeyimi etkiledi. Bu hayattaki daimi akıl hocalarımdan oldu. 20. yüzyılın Diyojen'idir. Nitelikli bir okuyucu olma serüvenimde ondan çok kopya çekmişimdir. Tıpkı onun gibi Camus, Hemingway, Celine, Kafka, Dostoyevski, Isaiah Berlin ve tüm rus yazarları okuyarak karamsar bir bakış açısına sahip oldum. Klasik müzik zevkine hayran kaldım. 20'li yaşlarımda ondan o kadar çok alıntı yaptım ki; karamsar ve isyankar yazılarımdan dolayı Bukowski diye alay ederdi arkadaşlarım. Düz yazıda verdiği eserler kadar şiirleri de hariküladedir benim için. Ondan esinlenerek ve kopya çekerek çok şeyler yazdım. Yazmak için bu dünyaya gelmiş. David Stephen Calonne kısa ama sürükleyici bir biyografi yazmış. Eserleri, esinlendikleri, yazar olma serüveni, hayatına giren kadınlar, kumar ve alkol sorunları, kızıyla olan ilişkisi, hayata dair duruşu, niteliksiz işlerine rağmen geçinme kavgası... Kitapta Bukowski hakkında her şeye değinilmiş neredeyse. Günümüz dünyasının tüm dayatmalarına, tüketim çılgınlığına, gösteriş merakına, para biriktirme arzusuna rağmen Bukowski hayatı olduğu gibi yaşadı. Tıpkı dediği gibi: "Günleri çoğu hafızasızdı ama anlamsız değildi." Tümden delirmemek için yazıyordu. Yazmak onun için terapi gibiydi. Ayyaş bir Yunan tanrısı gibi yazılarıyla yön veriyordu. Orwell'den bu yanan bitik olma koşulunu bu kadar iyi karşılayan kimse olmadı. 40'lı yaşlarının ortasına kadar sefil bir hayat yaşadı. Bu sefil ve berduş hayatı karşısına hep kendisi gibi sorunlu kadınları çıkardı. Tipini sevmese de kendisiyle barışık olmayı beceriyordu. Ve yazdıkları sayesinden her zaman güzel kadınları kendine çekebiliyordu. Gerçek huzuru 60'lı yaşlarının başında bulabildi. Arkadaşına yazdığı mektupta da dediği gibi: "gündüzleri at yarışına gidip geceleri yazabilmenin" hayalini kurduğunu söylemişti. "İkisi birden! Bence mümkün! Dostum, böyle bir şey olsa elektrik akımı gibi bir şey olurum ben, Tanrım!" Hayali gerçek olmuştu. Yaşlandıkça, para ve itibar kazandıkça hayatı rayına oturdu. Gerçek aşkı ve sevgiyi buldu diyebilir miyiz? Çok iddialı olur belki ama hayatının son 18 yılını geçirdiği Linda Lee ona hasretini çektiği ait olma ve aile olma hissini yaşattı diyebiliriz. Bu hayatta onu anlayan ve kalın derisinin ardındaki gerçek adamı gören çok az kişi oldu. Linda Lee, kızı Marina Louise ve yayıncısı John Martin idi. Bugüne kadar sayısız alıntısıyla bana yazma ve yaşama gücü vermiştir. Kapanışı sevdiğim bir alıntısı ile yapmak istiyorum: "Hep kalıplara uymayı reddettim. Geldiğim nokta şu: Diğerlerinden daha mutsuz, bir o kadar da umutsuz, ama kafam hepsinden daha güzel!"
Biyografi
Charles BukowskiDavid Stephen Calonne · Runik Kitap · 202112 okunma
·
151 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.