Gönderi

Suikastçı mı, genç bir leydi mi?
3/10
·500 syf.··
2024 1. kitabı
Bu incelememde bana her daim okumam tavsiye edilen Cam Sato'yu yorumlayacağım. Bu yorumda ana ters köşe de dahil spoiler vardır, lütfen ona göre okuyun. Cam Şato, Celaena adlı bir suikasçıyı anlatıyor. Aslında konu gerçekten ilginç, ama keşke romantizm kaygısıyla ikinci plana atılmasaydı. Baştan başlayalım. Kitabın ilk çeyreğinde bize ana karakter kızımız anlatılıyor. Yazarın tasviri: kızımız sert, acımasız ve sorgusuzca öldüren birisi. Ama her ne hikmetse kralın oğlu ile göz temasına girdiği anda bizim acımasız kızımız yumuşayıveriyor ve ona aşık oluyor. Evet, ilk tanışmalarından itibaren kızımız kralın oğluna aşık oluyor. Bunu normal karşılarım, çünkü kızımız(neredeyse her bölüm hatırlatıldığı üzere) 16 yaşında ve genç. Aşık olması çok normal. Özeelikle de kralın oğluna. Buraya kadar sıkıntı yok diyebiliriz. AMA, kitabın ikinci çeyreğinde suikastçı kızımızın gerçek kimliği yavaş yavaş açığa çıkıyor ve şu işe bakın ki kendisi hem bir kitapkurdu, hem harika bir piyanist, hem de şeker sevdalısı. Bunları okurken içimden 'hala aynı suikastçıdan mı bahsediyoruz?' diye düşündüm. Çünkü kitabın başında tasvir edilen kız ile kitabın ilerleyen bölümlerindeki kızın hiçbir alakası yoktu. Kitap boyunca kız, ikide bir gördüğü herkes hakkında(hatta bazen kralın oğlu da dahil) içinden öldürme planları yapıyor. Ama sorun şu: sadece plan yapıyor. Kitap boyunca son derece ünlü, korkulan ve efsane suikasçımız sadece bir kere, o da bir insan değil, bir canavarı öldürüyor. KÖtü yazılmış ana karakter bir yana, bir de işin içinde saçma derecede fazla olay örgüsü var. Normalde bir kitapta en fazla iki olay örgüsü beklersiniz. Birisi ana olay örgüsüdür, sizi kitabın içine çeken olay örgüsüdür. Diğeri ise yan olay örgüsüdür ve işleri sarpa sarmak için vardır. Bu kitapta ise tam tamına dört adet olay örgüsü var. Birisi ana olay örgüsü (suikastçı kız kralın sukastçısı olmak için eğitilir), birisi suikastçıya başka boyuttan gelen canavarları durdurmak için görev verilen olay örgüsü, bir diğeri Nehemia ve Celaena arasındaki olay örgüsü ve elbette aşk üçgeni. Fazla olay örgüsünün kötü yanı, hiçbir olay örgüsüne yeteri kadar vakit ayıramamaktır. Mesela düzenlenen yarışmalar ve eğitimler çok üstünkörü geçilmişti. Şahsen ben biraz daha detaylıca okumak isterdim. Ya da Nehemia ve Celaena arasındaki ilişki biraz hızlandırılmıştı. Bir bölümde daha yeni arkadaş olmuşken birkaç bölüm sonra can dostu oluvermişlerdi. Ayrıca büyü ve işaretler ile ilgili şeyler(ayrıca hayalet kraliçe) çok hızlıca anlatılmıştı ve kitabın sonuna kadar bunları ara ara duyduk sadece. Şimdi biraz aşk üçgenine değinmek istiyorum. Normalde ben romantizm seven birisi değilim. Ama güzel yazılmış bir aşk üçgenini gerçekten severek okurum (bkz. İyilik ve Kötülük Okulu). Buradaki sorun, benim beğenmememdeki temel sebep, aşk üçgenindeki her bir karakterin çok aptal olmasıydı (aşk konusunda en azından). Özellikle de yüzbaşı. Yüzbaşı, kitabın ikinci çeyreğinde Celaena'ya aşık oluyor ama ne o bunun farkında ne de Celaena. Kitap boyunca ne hissettiğini sorguluyor ve bu da beni deli etti açıkçası. Kralın oğlu Dorian da ondan aşağı değil. İkisinin de fark etmediği şey, bir SUİKASTÇIYA aşık oldukları. Kitap boyunca ihanet etmese de(ki bence ihanet etmesi için milyonlarca sebep vardı) edebilirdi, ve ikisi de(Dorian ve Chaol) sanki sıradan bir leydiye aşık olmuş gibi davrandılar. Yazının sonunda mantık hatalarına da değinmek isterim. Aslında eleştirilecek çok fazla şey vardı ama şu an aklıma gelenleri yazdım. İlk ve en önemli mantık hatası bana göre bir suikastçıya kendi odasını verip ona çok İyi bakmaktı bence. Onun bir suçlu olması gerekmiyor muydu? Neden ona el bebek gül bebek bakılıyor? Bir diğer mantık hatası balo ve törenlere sadece onun çağırılmaması. Diğer bütün suikastçılar çağırılırken onun çağırılmaması bana çok mantıksız geldi. Ayrıca neden suikastçılar baloda? İnsanlar neden bu kadar saf? Bir diğeri Cain hariç hiç kimsenin kuralları çiğnememiş olması. Yarışmada bulunan neredeyse herkes bir suikastçı, neden kimse kimseyi öldürmeye çalışmadı? Bence bu, kitaba biraz daha drama katabilirdi. Kaçan kişilerin anında öldürülmeleri ama Nox'un hayatta kalması bir başka mantık hatasıydı ve onun sonraki kitaplarda karşımıza çıkacağı o kadar belli ki. İşin özeti, kitap çok yavandı. Ana kurgu güzeldi ama romantizm ve saydığım diğer olay örgüleriyle boğulmuştu. O yüzden ana kurgudan da çok zevk alamadım. Bazı karakterler çok tutarsızdı ama ana ters köşe gerçekten beni şaşırttı. (Cidden suçlunun Nehemia olduğunu düşünmüştüm.) sürükledi mi? Açıkçası çok değil, bitirmek için kendimi zorladım. Okumaya değer mi? Eğer romantizm ağırlıklı kitaplar seviyorsanız bir şans verin derim. Onun dışında bence o kadar da güzel değildi. Not: Cidden Celaena Hızlı Ayaklar ismini Goldie ismine tercih mi etti? Not2: Büyü mü? Ne büyüsü? Üzgünüm, kral yasakladı, o yüzden düşünmem bile yasak! Not3: Celane tek bir konuda haklıydı: Asla camdan yapılmış bir şatoya girmem. (Bu arada cam şatoda özel hayatları var mı? Kitap boyunca buna çok takıldım.)
Roman
Cam ŞatoSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20244,958 okunma
·
495 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Olay örgüsü kısmı bence 8 kitaplık bir serinin ilk kitabı olmasından kaynaklı. Ben ilk kitabı da sevmiştim ama asıl seri dördüncü kitaptan sonra başlıyor. Ama ilk kitabı sevmeyen birinin dördüncü kitaba kadar dayanması büyük bir işkence olacağından devam etmen daha güzel olur bence. Çünkü ikinci kitapta bu tarz, üçte biraz değişik şeyler oluyor. Dört ise harika