Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 18 Kasım 2024 00:14 E-kitap olarak okunacak bir şeyler bakınırken bir anda aklıma düşüp çocuk eğitimiyle/ebeveynlikle ilgili bir şeyler okuyayım dedim. Bebek beklemiyorum, ama ebeveyn olmaya hazırlanırken bu tarz kitaplar okumak görev hissi yaratacağı için hoşuma gitmeyebilir diye şöyle kafam rahatken en azından bir kitap okuyayım dedim. Araştırmadım. Bu kitap karşıma çıkınca, baktım yazarı da pedagoji alanında uzman, bir de kitap özet bilgi gibi, dedim okuyayım. Çok da kolay okundu, çünkü zaten sayfalardan biri sadece bölüm başlığı. Açıkçası basılı kitaplarda bu olayı sevmiyorum, kağıt müsrifliği olduğunu düşünüyorum.
Bilmediğimiz, çok şaşırdığımız bilgiler yok kitapta. Ama bildiğimiz şeyleri hatırlatması, belki vurgulaması açısından okumam bana bir şeyler kattı mı; elbette kattı. Bazı konularda daha fazla ayrıntı beklediğim oldu. Çünkü örneğin yapmayın denilen bir şey için alternatif olarak ne yapılabileceğini öğrenmek istiyor insan. Bazı konularda bununla ilgili yetersizlikler vardı; pek tabi özet bilgiler içerdiği için diyebiliriz.
Kitaptan öğrendiklerimi ve çocuk yetiştirirken dikkat etmem gerektiğini düşündüğüm konuları incelememde yazacağım. Böyle bir kitapta spoiler diye bir şey olacağını düşünmesem de geri kalanı kitabın benim için özet hali olacaktır. Yani bu incelemeyi kendime yazdım; bu kitaptan ne öğrendim, bana hangi bilgiler kaldı. Ona göre incelememi okumaya devam edebilir ya da bırakabilirsiniz.
Çocuklarla iletişimde dikkat edilecek üç nokta var; göz göze konuşmak, ten teması ve yumuşak bir ses tonu kullanmak.
Bizim gibi çalışan insanları en çok ilgilendiren konu; çocuk küçükken işe başlamak. Yazar, anne çalışmaya başlayacaksa ve çocuk dört yaşından küçükse çocuğun kreşe verilmek yerine bakıcıya emanet edilmesini öneriyor. Bu devirde bakıcılara güvenmek çok zor, ama kreşi de çok sevmiyorum. Üç yaşındaki çocuğu saat yedi gibi uyandırıp haydi kreşe demek bana üzücü geliyor. Yani aslında oldukça zor bir durum. Yazar da bu durumu şununla açıklıyor; çocuk birine bağlanmak istiyor. Anne dışında bakıcıya bağlanabiliyor. Ama kreşte o kadar çocuk arasında bağlanmayı kolaylıkla gerçekleştiremiyor. Mantıksız bulmadım. Çocuğu bakıcıya tamamen bırakmak için de altı haftalık bir süre olmasını gerektiğini ifade ediyor. İlk iki hafta ihtiyaçları anne karşılayacak, bakıcı sadece bulunacak. Sonraki iki hafta fiziksel ihtiyaçları bakıcı karşılayacak, anne sadece duygusal ihtiyaçları karşılayacak. Sonraki iki hafta ise tüm ihtiyaçları bakıcı karşılayacak. Uygulanabilirliğinin çok kolay olduğunu düşünmesem de böyle bir öneride bulunuyor yazar.
Anne çocuktan vedalaşarak ayrılmalıdır; habersizce gidildiğinde çocukta kaygı oluşuyor.
Çocuk her yerde çocuktur, çocuktan belli yerlerde ya da zamanlarda yetişkin davranışları beklemek doğru değildir. Çocuksu davranışlara eşlik etmemiz öneriliyor.
Çocuğun günlük işlere dahil edilmesi öneriliyor.
Çocuğa bu davranışını doğru bulmuyorum ya da sen yapmamalısın demek yerine bu davranış kötü bir davranış denilmelidir.
Çocuğa yemek yemesi için şartlar sunulmamalıdır.
Kardeşler arası ideal yaş farkı dörttür. Beş yaş bir jenerasyon ediyor.
Okul öncesi dönem çocuğu sürekli ilgilenecek bir şey arar. Bu yüzden, bu dönemde çocuğu çok ilgisiz bırakmak çocuğu televizyon, telefon gibi araçlarla meşgul olmaya itebilir. Dört yaş öncesinde televizyon izlemek çocukta empati duygusunu zayıflatır.
En şaşırdığım bilgilerden biri; yetişkin yorulunca yavaşlarken çocuk yorulunca hızlanır. Çocuk yorgunluk ya da uykusuzluktan hızlanırsa çocukla ilgilenip gülümseyerek sarılmak iyi gelir. Çocuk bir süre sonra istirahate geçer.
Çocuk asla aşağılanmamalı ki mahcubiyet ve utanma duygusunu kaybetmesin.
Çocuk yetiştirirken ceza ve mükafat yöntemi kullanılmamalıdır.
Çocuk ağlamak istiyorsa ağlamasına izin verilmeli, ama ilgisiz de bırakmamak lazım. Çocuk kendi isteğini yaptırmak için ağlıyorsa isteği yerine getirilmemelidir. Fakat bir ihtiyacı olduğu için ağlıyorsa ihtiyacı karşılanmalıdır.
Benim en önemsediğim şey; çocuğu konuşurken mutlaka dinlemek, göz teması kurmak ve ciddiye almak gerekiyor. Eleştirmemek ve sözünü kesmemek gerekiyor. Ebeveynliğimde en dikkat etmeye çalışacağım konu bu olabilir.
Günde yarım saat tüm aile sessizlik oyunu oynayabilir. Bu sessizlik zamanında benim tercihim herkesin kitap okuması olacaktır. Bu oyunun, çocuğun dinginleşmesi için iyi bir yol olduğu anlatılmış.
Çocuklar yaklaşık 3,5 yaşlarına geldiklerinde kendilerine küçük alanlar oluşturmaya başlıyorlar. Hangimiz koltuk aralarına minderleri dizip kendi evimizi yapmadık ki… Çocuk bir yerleri dağıtıyor diye kızılmamalı, çünkü çocuğun düzen alışkanlığını edinmeye başladığı zamanlar olduğu söyleniyor.
Çocukla iletişimde pedagojiye göre ‘ve’, ‘fakat’, ’ama’ sözcükleri uygun bulunmuyormuş. ‘Olsa da’ kelimesi bunlar yerine öneriliyor. Çocukla iletişimde bağlaçlar da önerilmiyor, cümleler kısa ve sade olmalıymış.
İncelememi burada noktalıyorum. Umarım çocuk yetiştirirken bu noktalara dikkat edebilirim. Sağlıklı çocuklar, sağlıklı bir toplumun da temelini oluşturuyor.