Tanzimat Dönemi’nde yazılmış, yazarın bu döneme uygun bir şekilde köleliği, kadın haklarını, eşitsizliği ve adaletin yokluğunu ele aldığı tek romanı olan “Sergüzeşt” küçük bir kızın esaretle başlayıp, aşk ve ölümle son bulan acı dolu hikayesini anlatır.
Romanın ana karakteri olan Dilber, henüz 8 yaşındayken Kafkasya’dan esir edilerek İstanbul’a getirilir. İlk esir edildiği yerde kötü bir aileye denk gelmiş olması sebebiyle evden kaçar. Daha sonra tekrar getirildiği evde esir tüccarları tarafından Asaf Paşa konağına satılır. Bu konakta ise paşanın oğlu Celal ile aralarında filizlenen aşka mani olamazlar. Fakat bu aşk, sınıfsal ayrılıklardan kaynaklı engellenir. Evin hanımı, oğlunun bir halayık parçasına* olan aşkına göz yummayıp Dilber’i derhal başka bir yere satar. Celal, bunu öğrendiğinde sevdiğini aramak için düştüğü yollarda aklını yitirir. Dilber ise Afrika nehirlerinin soğuk sularına, aşkıyla beraber kendisini hürriyetine kavuşturur.
Kölelik sistemine, toplumsal adaletsizliğe, sınıfsal ayrılıklara geniş bir pencereden baktıran bu eser hakkında uzun uzun konuşulacak nitelikte.
* halayık; eserde toplumdaki sınıfsal ayrımı gözler önüne sermek için bu ifade kullanılmıştır.