Gönderi

Hoşgeldiniz deliler evine…
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2024 30. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2024 19:14
Karadeniz şehirlerinden birinde, denize sırtını dönmüş biçimde inşa edildiği için görenlerin içinde anlamsız bir küslük duygusu yaratan bir ruh sağlığı hastanesi… Bir ucu 19. yüzyılda bir ucu günümüzde geçen zaman ve mekan sınırı olmayan, aynı mekanda başlayıp aynı mekanda bitmesine rağmen epeyce gezdiriyor bizi Türkiye içinde Ayfer Tunç. Hastanenin kuruluş hikayesinin 515 sayfalık tarihini okuyoruz. 360’a yakın karakter var başhekiminden, doktoruna, hemşiresine, hastasına hastabakıcısına, esnafına, şoförüne,mimarına,hastanenin kurucularına kadar bir çok karakter tam anlamıyla karakter karnavalı… karakterler birbirinden bağımsız gibi görünse de kesişen hayatlar da var. 360’a yakın karakterden gözü korkanlar için kitabın sonunda karakter dizini olduğunu söylemeden geçmeyelim. Ne okuyorum ben? İle başlayıp, bu nasıl kurgu? Ve ne okudum ben?ile bitirdiğim temposu hiç düşmeyen harika bir kitaptı. Aslında bakılacak olursa dünya tatlısı küfürbaz Zerrin hemşirenin dediği gibi, zaten şu geçmişi boklu dünyada kim akıllı kim deli hiç belli değildi… Siz ne dersiniz Zerrin hemşire çok haklı değil mi? Şiddetle tavsiyedir. Kitapla kalın… Sevgiyle…
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
··
2.990 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Zerrin hemşire sert küfürbaz bir o kadar sevecen dobra bir karakter bu arada inceleme için teşekkürler gayet akıcı ve keyifli geldi bana Esra hanım⭐️🙏🏼
esra
Gönderi Sahibi
Rica ederim,beğenip yorum yaptığınız için asıl ben teşekkür ederim😊
Zerrin hemşire haklı Kartaliçe hocam👌😊🦅✨klasiklerden vakit bulursam okuyacağım yazardan, emeğinize, Kartal yüreğinize sağlık hocam.😊İnceleme için teşekkür ediyorum ✨👏👏🍀
esra
Gönderi Sahibi
Berceste inşallah hocam varolun✨😊
Açıkçası, karakter sayısının çokluğu beni kitaba başlamaktan alıkoyacak kadar ürküttü. Ama incelemenizde bahsettiğiniz Zerrin Hemşire’nin sözleri aklımdan çıkmıyor: "Bu geçmişi boklu dünyada kim akıllı, kim deli belli değildi..." Belki de bu cümle, sadece kitabın değil, yaşamın da en karanlık gerçeğini özetliyor. Akıl ve delilik arasında bir sınır arıyoruz, ama belki de bu sınır hiçbir zaman var olmadı. Toplum, "akıllı" dediğini yüceltti, "deli" dediğini unuttu; ama hangisi hangisiydi, gerçekten bilen var mı? Hayat, bizi anlam arayışında kaybolmaya zorluyor. Bazen akıl, yalnızca deliliği dizginlemek için uydurduğumuz bir masal gibi geliyor. Zerrin Hemşire haklı olabilir mi? Akıllı dediğimiz, sadece deliliğini daha iyi saklayan biri olabilir mi? Belki de asıl mesele, bu ikisini birbirinden ayırmaya çalışmak yerine, onların nasıl iç içe geçtiğini kabul etmekte yatıyor. Çünkü akıl ve delilik, tıpkı geceyle gündüz gibi, aynı çizgide birleşiyor.