6/10
·128 syf.··
2024 6. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2024 13:48
"Yedi Boş Ev" kardeşimin kitaplığında görüp okumak için anlık karar verdiğim bir öykü kitabıydı. İlk öykü olan "Hiç Alakası Yok"u da beğendim ve kitaba dair beklentim arttı. Fakat kitap sonraki öykülerle beklentilerimin altında kaldı. Her öykü ile ilgili ufak bir şeyler yazarak incelememi oluşturayım. 1) "Hiç Alakası Yok" ev dekorasyonu konusunda zevkli bir kadının, bildiklerini uygulayabileceği ve zevklerini yansıtabileceği bir evinin ve maddiyatının olmamasını anlatıyor. Belki de hayattaki tek isteği, güzel bir evi kendi zevklerine göre dekore etmek... Fakat bu istediği olmadığı için hayatını başkalarının evlerine bakarak ve özenerek geçirmiş. Bu durum da bir yerden sonra psikolojisini o kadar etkilemiş ki kendisini gizlice insanların evlerine müdahale eden bir pozisyonda bulmuş. Öykünün belki de en can alıcı kısmı da kadının ağlarken söylediği cümleler: "Bu insanlar bunca şeyi nasıl elde ediyor? Salonun iki tarafında da birer merdiven var, gördün mü? " (syf 20). Bu öyküde ve karakterde kendimden bir şeyler de bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim, hatta bence okuyanların birçoğu da bulacaktır. Hangimiz sosyal medyadaki hayatları ve evleri görünce bu hayata nasıl sahip oluyorlar diyip şaşırmıyoruz ki... Ya da belli muhitlerdeki evleri görüp buralarda kimler yaşıyor, nasıl buralarda oturuyorlar demiyoruz... 2) "Babamlar ve Çocuklarım", ebeveynlerinin ortalığı karıştırması üzerine sessiz kalan ve olayları biraz da kendi lehine çeviren eşinden ayrılmış bir adamı anlatıyor. Açıkçası bu hikayenin ne anlattığına dair başka bir fikrim yok. Hiç sevmedim ve anlamadım. 3) "Böyle Şeyler Evimizde Olağandır", oğlunun ölümünü atlatamayan bir kadının eşinin, komşu kadınla olan rutinini ve birbirlerini anlamaya çalışmalarını işliyor. Ama bu öyküde de anlamadığım şeyler oldu. 4) "Mağaramsı Nefes" sevdiğim öykülerden birisi oldu, kitabın da en uzun öyküsü. Öykünün başlarını hayli sevmiştim ama sonradan fazla uzadığını düşünüp bir sonuca bağlanmasını beklediğimi fark ettim. Ölümü bekleyen fakat ölüm kendisine uğramadığı için sıkılan yaşlı kadın bana, Murat Menteş'in Ruhi Mücerret'ini anımsattı. "Ama yolunda gitmeyen bir şey vardı: Her şey devam ediyordu. Niyeti bu kadar belirginse bedeni niçin her gün yeniden uyanıyordu? Acayip ve katlanılmaz bir durumdu bu, Lola en kötüsünden korkmaya başlamıştı: Ölüm, gerçekleşmek için kendisinden henüz hazırlıklı olmadığı bir çaba istiyordu." (syf 54). Kadın eşinin adını bile hatırlamıyor, ama adam kadının eli ayağı. Çocukları küçük yaşta iken vefat etmiş ve toz çikolata kutusu, vefat eden bu küçük çocuğu sembolize eden bir nesne olarak öyküde hayli yer alıyor. Komşu eve bir aile taşınıyor ve kadın bu ailenin oğluna takıntı geliştiriyor. Yaşadığı bazı olaylar ile kadın iyice unutkan ve kötü hale gelse de ölüme karşı direniyor desek yeridir. Eşyaları kolileme olayı ve kutular öyküde belirgin bir şekilde yer alıyor. Öykünün adı da kadının zorlukla alıp verdiği nefesini ifade ediyor. 5) "Kırka Kırk", anlamadığım öykülerden biri oldu. Kadın kayınvalidesine ilaç almak için çok da iyi bilmediği bir şehirde dışarı çıkıyor. Sonra da var olduğunu duyumsamak için depodaki eşyalarına ihtiyaç duyduğunu fark ediyor. Kitapta genel olarak eşyalar ve kutularla ilgili sembolize edilmiş şeyler var. 6) "Şanssız Bir Adam" gerginlikle okuduğum bir öyküydü. Öyküdeki adam küçük kıza bir zarar verecek mi endişesiyle okudum, fakat adam kimdi, olay neydi sonuca bağlanmadan öykü bitti. Merakta da bıraktığını söyleyebilirim. Öykü genel olarak ilgisiz bırakılan ve hatta mahcup edilen bir çocuğun, ilginin geldiği yere yönelmesini anlatıyor diyebilirim. 7) "Dışarı Çıkmak" anlamadığım ve beğenmediğim bir öykü oldu. Kadın eşiyle kavga edip üzerinde bornozu olmasına aldırmadan dışarı çıkıyor ve apartman görevlisi ile dolaşmaya başlıyor. Öyküde geçen ablasının konusu nedir, belli değil. Sevmedim. Spoiler vermeden ama kendime de hatırlatacak şekilde öyküler hakkında bir şeyler yazmaya çalıştım. Ben kitabı beğendiğimi söyleyemem. Kolay okunan bir kitap olması sebebiyle okunabilir, ama önerir misin diye sorarsanız hayır derim. Karakterler uç noktalarda yaşayan, genelde kötü bir ruh haline sahip kişiler. Kitaba hakim olan atmosfer genelde karanlık, hatta tedirgin edici. Ben belirsizliklerden hoşlanmayan biri olduğum için öykülerin birçoğundan hoşlanmadım. Okumak isteyenlere iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Yedi Boş EvSamanta Schweblin · Can Yayınları · 2022701 okunma
·
80 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.