Köy Enstitülerinin kapanmasının üzerinden 70 yıldan fazla süre geçti. Fakat aklı selim, geçmişten bugüne eğitim sistemini tahlil eden herkesin hem fikir olduğu şey şu ki; köy enstitüleri ülkenin geri kalmışlığına ve kalkınmasına üretilmiş en iyi çözümdü. Eleştirenler yerine daha iyi eğitim sistemi koyabildi mi? Hayır. Türkiye en verimli yıllarını 1980-2020 yıllları arasındaki genç nüfusunu maalesef darbeye, ideolojik saplantılara ve yap-boz sistemlere kurban verdi.
Köy Enstitüsü denince akla ilk gelen iki isim var. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç. Maalesef ikisi de ömürlerinin son yıllarını sevdikleri işinden uzakta, kızağa çekilmiş, iftiralarla mücadele ederek geçirdi. Türkiye komünizmle mücadele adı altında, cehalete mahkum bırakıldı.
Bugün gelinen noktada ülkenin kırsal kesiminde yaşayan insanlar her geçen gün tarımla ve toprakla olan bağını kopartıyor. Genç nesil kentlerde verimsiz ve düşük ücretlerle ömürlerini heba ediyor. Doğu'dan Batı'ya göçü engelleyemiyoruz. Batı'nın imkanlarını da Doğu'ya götüremiyoruz. 21. yüzyılın yetkinliklerine sahip sanayi ve tarım politikalarımız yok.
Köy Enstitüleri sadece bir başlangıçtı. Sanayi, teknik ve sanat okulları ile Türkiye altın bir jenerasyon ortaya çıkarabilirdi. İsmail Hakkı Tonguç'un mücadelesi ve yaptıkları ortada. Yeni kurulan Cumhuriyetin cefakar ve çalışkan evlatlarının mücadelesi maalesef birkaç muhafazakar, yobaz, köy ağası kılıklı siyasetçilerin hırsına kurban verildi.