Nietzsche'nin dayandığı temel de tarih ve yaşambilim,
Özellikle de Darwin ' in kuramı . Darwin'deki yaşama savaşı, doğal ayıklanma kuramları. Doğa biliminde yeni bir çığır açan Darwin ' in gelişme öğretisini , yaşama savaşı öğretisini kendisine temel alan Nietzsche ise ahlâk anlayışını da bu temel üzerine oturtmak ister .
Sayfa 57 - M.E.B Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
·
390 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yahya Saygan
Gönderi Sahibi
Darwin'in öğretisı türlerin kaıcı olmadığını, boyuna geliştiklerini, yaşama savaşında güçsüzlerin göçüp gittiğini, güçlülerin kaldığını ve daha yetkin daha yüksek bir soy yarattıklarını gösteriyor. Öyleyse ahlakın ereği nasıl eşitlik olabilir, nasıl toplumsal barış, çıkarlarda uyum olabilir? Eşitsizlik, güçlülerin güçsüzler üzerine egemenliği doğa olabilir ancak Nietzsche'ye göre, Zamanının ahlakını bir köle ahlakı olarak niteleyen Nietzsche Hristiyanlığın bütün değerlerine başkaldırmış ve bu ahlâka karşı savaş açmıştır. Çünkü bu ahlak, ona göre yaşamı ortadan kaldırıyor; çünkü bu ahlakın arkasında güçlü ve bağımsız olanlara karşı yığının içgüdüleri vardır, mutlulara karşı acı çekenlerin, olağanüstü olanlara karşı ortahallilerin, sıradan Insanların içgüdüleri vardır. Ancak, zamanının ahlakına savaş açan, insanlığı bu "köle ahlakından" kurtarmaya uğraşan Nietzsche, insanlara yeni erekler, yeni değerler getirmeye de çalışmıştır. Güçlü bağımsız insanların egemenliğinde, bir sürü olarak gördüğü insanlıkta bir ilerleme olacağına inanır. Yığın kendini feda ederek, yok olarak "üstün insan"ı bekleyecektir. Üstün insan düşüncesiyle Nietzsche insanlığa yeni bir ülkü getirmiş olduğuna inanır. Nietzsche'ye göre insan yenilmesi, aşılması gereken bir şeydir. Her varlık kendisinden üstün bir şey yaratmıştır, Öyleyse insanın da kendini aşması gerekir. Maymun insanın gözünde ne ise insan da üstüninsanın gözünde o olmalıdır. Yeryüzünün ereği ve anlamı da üstüninsandır. Öyleyse yeryüzünün ötesinde Tanrısal umutları bir yana bıra kap yeryüzüne bağlı kalmalıdır. İnsan, hayvanla üstüninsan arasıma bağlanmış bir köprüdür. İnsanın asıl büyük olan yönü de bir erek değil, bir köprü oluşudur. Üstüninsana ulaşması için insanın kendisini yoketmesi gerekir. s.59