·208 syf.····Okunma: 04 Aralık 2024 06:47 Ölen babasının geride bıraktığı sırların peşine düşen bir oğul.
İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde yaşanmış bir yasak aşk.
Çözülmeye çalışılan bir cinayet...
Varlıklı bir iş adamı Friedhelm Lubisch yaşamını yitirir. Robert Lubisch babasının ölümü ile birlikte evi satma kararı alır. Babasından geri kalan belgeler arasında tanımadığı bir kadının soluk fotoğrafıyla bir SS subay kimliği bulur. Babasının öldüğü güne kadar bunları saklamasını garip bulduğundan kadının kimliğini araştırmaya başlar. Merakla başladığı bu yolculuğa ihtiraslı olan gazeteci Rita Albers eşlik eder ve yolculuk geçmişe doğru uzanır.
Peyzaj şirketinden gelen iki elemanın Rita Albers'i evinde ölü olarak bulmasıyla işler tamamen kontrolden çıkar. Taşra hikâyesi olarak görülen bu hikâye, çözülmeye çalışılan bu cinayetle daha sürükleyici hâle gelir.
Gelelim detaylı yorumuma...
Geçmişin ağırlığını hikâyeye gerçeklik katarak anlatması, savaşın toplum üzerindeki derin etkilerini gözler önüne sermişti. Hikâye boyunca hissettiğim gerilimi sevdim. Çünkü geçmişin karanlık atmosferini dağıtmıştı. O atmosfer dağılmasa ruhumu kesinlikle içine çekerdi. Böyle hissetmemin en büyük sebebi ise hikâyede bazı eksiklikler olmasıydı. Özellikle geçmiş yıllardaki olaylar anlatılırken yapılan hızlı geçişler, okurken detayları kaçırmama ve kopukluk hissetmeme neden oldu. Olayların çözümü geçmişte saklıyken bu şekilde ilerleme olmamalıydı.
Yazarımız bazı karakterlerin iç dünyasındaki karmaşayı detaylı ve başarılı bir şekilde işlemişti. Ancak bazı karakterlerin işlenişi yüzeysel kalmıştı. Hikâyenin genel akışına göre anlatımın derinleşmesini isterdim. Özellikle geçmişin kilit isimleri olan bu karakterlerin daha derinlemesine incelenmesi, hikâyeye daha fazla anlam katardı.