Selamün aleyküm..
Tarihte yaşanmış gerçek bir hikayenin anlatısı olan o kitap. Bana en nihayetinde insan denilen varlığın gerçekte kendi emelleri uğruna ne kadar çirkin ve ahlaksızca davranabileceğini ve elimizin altında basit olarak gördüklerimiz de dahil ne kadar çok nimetin var olduğunu hatırlattı..
Kitabın benzer bir şemasını seneler önce Yoldaki Mühendis kitabında görmüştüm. Bu yüzden hikaye beni şaşırtmak yerine gerçekliğinden iğrendirdi ve fırsat bulduğum ilk zamanda bu konuyu araştırmam için heveslendirdi.
Kitabın birçok incelemesini okudum da benim bu noktada bir şey yazmam işten bile değil, bu notu bir nevi kendim için yazıyorum..
Sınav sürecimde bir tarih hocamız bir savaş zamanında kör edilmiş, kafa derisi traşlanmış ve kavurucu çöl sıcaklarında salıverilmiş askerlerimizden bahsetmişti. Bu tür olayları duyduğum gördüğüm okuduğum her yerde onları da yâd ederim..
İnsanlık olarak gerçekte bizim olmayan ve asla da olmayacak olan topraklar için yaşamlar için ne kadar çok savaşıyor ve ölüyoruz.. Gelecek ne şekilde tezahür edecek merakla bekliyorum. İnşaallah merhametini vicdanını insanlığını kaybetmemiş insanlara tanık olur bundan sonra zamanımız, çağlarımız ve topraklarımız..