Hazırladığım listelere fazlasıyla yazdığınız İtiraf Ediyorum’u okudum. Hatta sizin için uyumlu görsel de hazırladım:) Artık 2666 okuyunuz lütfen. Ayrıca bu iki kitap 20. yy’ın dehşetini, kötülüklerini odaklarına alıyorlar. Geçmişten hikayeler anlatıyor, sanata yer veriyorlar. Tabii iki hikaye çok farklı, biçimleri farklı, sadece Jaume Cabré’nin Bolano’dan etkilendiğini düşünüyorum.
Geriye dönüşlerle geniş bir zaman dilimine yayılmış İtiraf Ediyorum. Adria’nın hayatının sonunda yazdığı bir veda, itiraf, vasiyetname… Ailesini, çocukluğunu, gençliğini anlatırken Avrupa tarihini de anlatıyor. Bir sanat eseri, bir müzik aleti, bir el yazması ile geçmişe dönüyor ve o nesnenin kötülükle iç içe geçmiş hikayesini de anlatıyor. Biraz Umberto Eco’yu andım Orta Çağ bölümlerinde. Adria’nın ailesinin hikayesi de bu nesnelerle ve kötülükle iç içe geçmiş durumda. Babası savaş zamanı özellikle zor durumdaki yahudilerin değerli eşyalarına çok ucuza el koymuş. Bunların satışından servet edinmiş, yeri gelmiş ihbarlarla yolunu temizlemiş. Anne, babaların günahlarını çocuklar öder, Adria için de durum farklı değil. Babasının günahlarıyla da yüzleşmesi gerekiyor.
Anlatım birinci tekil şahıs ve üçüncü tekil şahıs arasında gidip geliyor, bazen aynı cümlede oluyor bu. Çocukluğuna yabancılaşması diye düşünmüştüm sonlarda açığa çıktı bu anlatımın nedeni. Zaman da sık değişiyor ancak öyle zorlayacı bir dağınıklık değil. Sadece biraz sabır ve zaman isteyen bir okuma, sayfa sayısı da etkili tabii.
İ 2666Roberto Bolano