·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Kasım 2024 00:00 Hamburg, bu yıl yayımlanan en iyi kitaplardan biri bence. Sebald okuru değilseniz, bu kitapla ilişkiniz nasıl olur bilmiyorum. Bence öncesinde mutlaka Sebald okuyun, tabii Hava Savaşı ve Edebiyat bu kitap için öncelikli okunmalı. Sebald’e bu kitapla başlamak da iyi.
Hamburg’dan bahsedeceğim ama birçok yazardan bahsetmeden bu kitaptan bahsetmek metni zayıflatmak gibi. Alanım da sınırlı, zaten uzun yazı kim seviyor ki:) kısaca…
“Kitaplar hakkında konuşmak gizli bir şifreyle konuşmak gibi, bellek bu şifrenin izini sürmeye yardım eder, şifreyi bilmeyenler şaşkına döner..” diye benim kısalttığım bir paragraf var. Bu kitap da tam olarak böyle, okura okumalarının izini süreceği şifreler bırakmış.
Hamburg, Sebald ve Roberto Bolano evreni arasında gezinen bir kitap, Duras’ı da hep hissettiriyor. Okuma grubunun üyeleri izini kaybettirmiş bir yazarın kitaplarından bölümler okuyorlar, bu kadar:) Kayıp yazar, onun eserlerini yazma bir Bolano izleği. Kitaptan parçalar okuma, yazarı arayış Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu kitabını da anımsattı.
Bu bölümlerde neyi hatırlarız-unuturuz, bellek anıları yeniden nasıl inşa eder gibi meseller var. Bu tabii ki Sebald’ın meseleleri. Daha sonra M.D. adlı yazarın kitaplarından bölümler okuyoruz. Duras’dan ilk sayfalarda bahsetmişti zaten, M.D. de onun adının kısaltması, zaman zaman üslup da benziyordu, ancak buradaki yazar Duras değil! Bu bölümler Sabaldvari. Sebald, Hava Savaşı ve Edebiyat kitabında savaş sonunda Alman şehirlerinin bombalanmasının edebiyatta yer bulamadığını kolektif bir suskunluğa evrildiğinden bahseder, sadece Böll’ün Melek Sustu kitabında bu dehşete değinildiğini ekler. Marco Lupo’nun yarattığı atmosfer ile Böll’ün atmosferi aynı. Lupo, bu dehşeti fotoğraflar kullanarak, Sebald gibi yazıyor. Gerçek kişilerden, olaylardan bahsederek kurgu ve gerçek arasındaki sınırı muğlaklaştırıyor, roman denemeye yakın ilerliyor. Yine Sebald diye ekleyeyim mi:)