Umutsuzluk ben bilincinin oranı ölçüsünde yoğunlaşır; ama ben, kendi ölçüsü oranında ve ölçü Tanrı olduğunda sınırsız bir biçimde yoğunlaşır. Ben, Tanrı fikriyle büyür ve bunun karşılığında, Tanrı fikri ben'le büyür. Somut, bireysel ben'imizin sonsuz bir ben'e dönüşebilmesi ancak Tanrı karşısında olma bilinciyle mümkündür; ve bu durumda Tanrı önünde günah işleyen, bu sonsuz ben'dir.
Soren Kierkegaard okumaya yanlış kitaptan başladım diyebilirim. Çok yönlü düşünme kabiliyetimin kitabı tüm hatlarıyla anlamak için noksan kaldığını hissettim. Çok fazla sayfanın üzerinde durdum. Sınırlarımı açmaya çalıştım. Çok fazla ana yolun birleştiği bir kavşak gibi bir kitap. Çoğu yerde yolda kaldım. Tekrar okumam gerekecek.
Umutsuzluk kitapta çok fazla yönden ele alınmış. Bana yakın gelenler, günah, tembellik, ihanet ve ben bilinci karmaşası oldu. Kitabın ilk 90 sayfasını içeriyor bu girift noktalar. Umutsuzluga dair uzun uzun felsefesini yapacağım kıvamda beslenemedim kitaptan, çok fazla kopuş yaşadım.
Benim analitik gidiş yönüme en yakın sorulardan biri;
" Umutsuzluk bir avantaj mıdır yoksa bir kusur mu mu ?" (s.23)
Bu konuyu ele aldığı onlarca yönden sadece biriydi bu Kierkegaard' ın. Düşünme gücünü en çok kullandığım soru da bu oldu. Net bir cevap bulabildin mi deseniz ona da hayır derim.
Umutsuzluk daha çok bir süreç ve sonuç karmaşası gibi geldi bana hep. Çok sığ bir yorum olsa da, kendimce istediğim yere çekebilirim ve daha kapsamlı fikir üretebilirim bu halde. Yaşantımla özdeşleştirebileceğim bir kıyaslama yapmam bana her zaman daha rasyonel geliyor. Buna süreç ismini verdiğimde çok farklı değişkenlerden etkilenebilirliği de artığı gibi tek bi koldan beslenmeyen bir olgu olduğunu, karakter ve iç dünyan yönetimi ile doğrudan bağlantılı olduğu gerçeği de kanıksanmış oluyor.
Kitabın genelinde üzerinde durulan, kronik umutsuzluk halinin kişiyi yaşayan bir ölüye dönüştürüp hezeyana sürüklemesi işi; umudun önemini yerine göre dört koldan, yerine göre tek bir gerekçeye bağlı olarak izah edilmesinin temel dayanağıdır. Umutsuzluk, kişiyi gerçekten uzaklaştırır, herhangi bir ideolojik yaşantıda da yeri olmadığı gibi, pek tabi bir hastalık halidir. Olağanüstü haldir. Bu gerçekler, başlı başına onu bir öznel kalıba koysa da herkesin kendi nabzından bir tık fazla verilmesi gereken bir şerbettir çoğu zaman.
Zira bana öyle geliyor ki; umutsuzluk bir koz olabilir. Size güç verebilir çoğu zaman, idareli kullanın.
Sadece durması gereken yeri gösterin. O size hak ettiğiniz faydayı sağlar.