·104 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Aralık 2024 19:45 Çingene'de romanın başkahramanı Şems Hikmet Bey,yaşadığı asrın kabiliyetleri üstünde bir merak ve teşebbüsle
toplumsal narrolara ve davranışlara ters düşmesi dolayısıylaSokrat'a benzetilmekte ve bin yıl sonra Şems Hikmet'in de toplum nazarında Sakrat gibi bir kahraman olacağı
ifade edilmektedir. Hatta yazar, adeta ütopist bir öngörü ve temenniyle Şems Hikmet Bey üzerinden geleceğin insan ve toplum modelini şöyle tasvir etmektedir: "... Çünkü o
zamanlar insanoğlu tümüyle yeknesak bir medeniyete tabi olacak ve insanlar arasında ne kavmiyetçe, ne medeniyetçe hiçbir fark kalmayacak kadar medeniyet yaygınlaşacaktır.
Dünya bir insan memleketi ve insan da medeni bir aileden ibaret sayılacaktır! İşte Şems Hikmet bir Çingene kızım terbiye ederek hanım yapmayı kafasına koyduğu zaman kendisini böyle birkaç bin sene sonra gelmiş bir adam gibi görerek bu niyete düşmüştür. Lakin bundan önce de kendi
asırlarının kabiliyeti üstündeki teşebbüslerinin kötü sonuçlarına
kadanan zamansız gelmiş birçok insan görmez miyiz?"
Çingene sevgili dışında Hintli bir öğretmen ve Ermeni bir ressamın da dahil olduğu, etnik açıdan heterojen bir çevre içinde kurgulanan eserde genç ve zengin İstanbul beyefendisi
ile güzel ve yoksul Çingene kızının toplumsal konumları arasındaki zıtlık eğitimle, medenileşrnek suretiyle aşılabilir
mi tartışmaları sürerken o dönemdeki kimi yanlış önyargılar yazar tarafından sorgulanır. Çingene romanında aşk toplumsal önyargılarla mücadelede motivasyon sağlayan güçlü bir duygudur.