Türk Edebiyatı Klasikleri - 20

Çingene

Ahmet Mithat Efendi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·104 syf.··
2021 41. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2021 23:20
Doğruyu söylemek gerekirse kitaba romanlara olan merakımdan başladım.Roman dediysemde calgılı çengili oynayıp azla mutlu olan neşeli insanlar varya iste onlar. Ama karşılaştığım konu cok sevdiğim bir diziyle birebir aynıydı.Gönül çelen dizisi kitabın konusuyla aynı konuyu işlemiş gerçekten diziyi de cok beğenerek izlemiştim kitapta Şems adında bir istanbul beyfendisi var kendisi kültürlü bir Ses eğitmeni. Şems birgün arkadaşlarıyla birlikte bir eğlenceye katılır.eğlenceye bir grup romanda gelir kendi hallerinde eğlenirken şemsim gözü bir bayana takılır.Ziba adındaki bu bayan oldukca yeteneklidir .Şems bayana egitim vermeyi teklif eder.Ailesiyle birlikte yaşadığı yalısına taşınırlar hikaye aslında burda başlar.Şemsin ailesiyle yaşadığı karmaşayla beraber Zibanin zamanla g üzel kültürlü ve mukemmel bir sanatçı olması Şemsi ona aşık eder.kitabın olay örgüsü hakkinda bilgi vermek istemem ama eğer gönül çeleni izlemediyseniz kitabı mutlaka okuyun.Yazarın kusursuz diliyle harmanlanmış kültür çatışması bununla birlikte herşeye rağmen yaşanan saf ve temiz aşk .Keyifli okumalar..
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2022 34. kitabı
İnsan bir şeyde iyilik görmeye çalışırsa mutlaka görülecek fenalıkları görmezlikten gelerek gözleri hep iyilikleri göreceği gibi, şayet bir şeyde fenalık bulmaya çalışacak olursa o şeydeki iyiliklerin hiç birisini göremez. #ahmetmithatefendi #çingene O kadar güzel bir Türk Klasiği okudum kihayran kaldım kahramanların arasında geçen o hoş sohbetlereAralarında geçen o naif atışmalar o manidar tavırlar beni benden aldıSanırım roman bundan dolayı adeta bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden Önce biraz Ahmet Mithat Efendi'nin geniş bir zaman dilimine yayılmış olan eserlerine konuk olalım. Mithat Efendi Letâif-i Rivayât adı altında toplamış olduğu külliyatı, 1870-1894 tarihleri arasında, yirmi dört yıl gibi bir zaman diliminde yayımlanmış otuz eseri kapsıyor. Bu kitap külliyatın on beşinci kitabı Okuru yormayan, rahatlıkla okunan, üslubu ve cümlelerdeki ahenk takdire şayan Eser konusu itibariyle her ne kadar belirli bir döneme has bir mesele olmasa da, unsurları itibariyle bir dönem romanı olduğundan kitapta geçen gündelik Yaşam nesneleri, kıyafetler, oyunlar, deyimler ve argo ifadeler aynıyla korunmuş Romanım baş kişisi varlıklı bir tüccarın eğitimli, yakışıklı, toplumda saygın bir ailenin oğlu Şems HikmetDiğer karakter ise Şems'in Kağıthane'de tesadüfen karşılaştığı Çingene kızı ZibaBu kesişme öyle bir noktada can buluyor kiSormayın gitsin. Yan karakterler zaten başlı başına bir tiyatro oyunu gibi. Her telin akordu ayarlanmış da seslerin o ritmik ahengi okuru sarıp sarmalayan cinsten Artık her ay okuma listemde bir Türk Klasiği olacağı kesin
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 25. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2024 11:06
Döneminin çarpıtılmış tüm toplumsal ön yargılarına ve hurafelerine karşı farklı bir bakış açısı getirerek her fırsatta halkını hümanist bir yaklaşımla aydınlatma çabası içinde olan
Ahmet Mithat Efendi
Ahmet Mithat Efendi
, Çingene isimli bu eserinde yine nahoş fakat basılması gereken bir noktaya parmak basıyor: Irk ayrımcılığı. Tam 122 sene önce Ahmet Mithat Efendi tarafından büyük bir ustalıkla kaleme alındıktan sonra ilk defa günümüz okuyucusuna kazandırılan okunamaya değer güzel bir eser.
Türk Edebiyatı Klasikleri
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2024 685. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2024 19:45
Çingene'de romanın başkahramanı Şems Hikmet Bey,yaşadığı asrın kabiliyetleri üstünde bir merak ve teşebbüsle toplumsal narrolara ve davranışlara ters düşmesi dolayısıylaSokrat'a benzetilmekte ve bin yıl sonra Şems Hikmet'in de toplum nazarında Sakrat gibi bir kahraman olacağı ifade edilmektedir. Hatta yazar, adeta ütopist bir öngörü ve temenniyle Şems Hikmet Bey üzerinden geleceğin insan ve toplum modelini şöyle tasvir etmektedir: "... Çünkü o zamanlar insanoğlu tümüyle yeknesak bir medeniyete tabi olacak ve insanlar arasında ne kavmiyetçe, ne medeniyetçe hiçbir fark kalmayacak kadar medeniyet yaygınlaşacaktır. Dünya bir insan memleketi ve insan da medeni bir aileden ibaret sayılacaktır! İşte Şems Hikmet bir Çingene kızım terbiye ederek hanım yapmayı kafasına koyduğu zaman kendisini böyle birkaç bin sene sonra gelmiş bir adam gibi görerek bu niyete düşmüştür. Lakin bundan önce de kendi asırlarının kabiliyeti üstündeki teşebbüslerinin kötü sonuçlarına kadanan zamansız gelmiş birçok insan görmez miyiz?" Çingene sevgili dışında Hintli bir öğretmen ve Ermeni bir ressamın da dahil olduğu, etnik açıdan heterojen bir çevre içinde kurgulanan eserde genç ve zengin İstanbul beyefendisi ile güzel ve yoksul Çingene kızının toplumsal konumları arasındaki zıtlık eğitimle, medenileşrnek suretiyle aşılabilir mi tartışmaları sürerken o dönemdeki kimi yanlış önyargılar yazar tarafından sorgulanır. Çingene romanında aşk toplumsal önyargılarla mücadelede motivasyon sağlayan güçlü bir duygudur.
Hayata Dair
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
Kişisel incelemem
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 23:21
Çingene beni en çok, insanın toplum tarafından nasıl etiketlendiğini göstermesiyle etkiledi. Ahmet Mithat, “çingene” kimliği üzerinden aslında insanların önyargılarını, sınıf ayrımını ve dış görünüşe göre kurduğu yargıları eleştiriyor. Karakterin sürekli aidiyet araması ve kabul görmek istemesi, insanın sevilme ve değer görme ihtiyacını çok gerçek hissettiriyor. Kitap bence sadece bir aşk ya da kimlik hikâyesi değildir. Toplumun “öteki” gördüğü insanlara nasıl yaklaştığını anlatan güçlü bir psikolojik ve sosyal eleştiri. Özellikle karakterlerin iç çatışmaları, insanın bazen doğduğu yere değil, anlaşılabildiği yere ait olduğunu düşündürüyor.
Özet
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
Ön Yargıların acımasız etkileri
10/10
·104 syf.··
2023 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2023 19:40
Bu ön yargı denilen olay bende de bulunmakta. Fakat tecrübelerimle sabit olup yarısında yanılmam. Fakat bu doğru bir davranış olduğu anlamına gelmez. Kitap çok ilginç bir konuyu ele alıyor ve müthiş bitiyor. Ben hayatım da bu kadar beklenmedik son çok az gördüm sanırım 93 sayfa sadece 94. Sayfa için yazışmış sanırım.
Felsefe-Düşünce
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2022 15. kitabı
Öncelikle bu yıl okuma hedefimdeki kitaplardan 14. Olanı diyebilirim. Günümüz Türkçesiyle hazırlanıp çok iyi bir dille anlatılmış. Romanın baş karakterleri varlıklı bir tüccarın eğitimli, ve yakışıklı oğlu sevilip sayılan yirmi iki yaşındaki Şems Hikmet Bey'le 17 yaşında olan Çingene kızı Ziba'dır. Şems Hikmet Bey arkadaşları ile gittiği mekanda Çingene kızına aşık olur ve roman böyle başlar. İş bankası kültür yayınlarıdan çıkan bu kitap ciltli olmak üzere hem baskısı, hem kokusu, çok iyi. Yani ben bu kitabı çok sevdim
Edebiyat
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
10/10
·104 syf.··
2021 33. kitabı
Bu gece büyük ihtimalle Şems Hikmet beyin üzüntüsü ile uyuyacağım...1800'lü İstanbul'u öyle güzel anlatmış ki dayanamayip varmıdır resimleri diye baktigimda bu şehri gercekten öldürmüşüz insanlar olarak yönetim olarak( düşünsenize karaköyde sandallarla gezdiginizi ve o nehrin kollarının kac yüz metrelik alanı kapladıgını . Venedikten de güzel istanbul ) . Konunu hikayesine gelince bir leyla ve mecnundan eksigi yok . Hatta insanların ön yargıları ile ilgilide öyle güzel deyin mişki. Sanırım artık "ağaç yaş iken eğilir " sözü degil " yabani bir fidana aşı ustalıklı vurulursa istenilen verimi devşirmenin mümkün olacağı" sözüne daha fazla inanmam oldu. Gercekten eskiden edebiyat sosyal ve toplumsal hayatı cok iyi bir kalem ile degerlendiriyorlar. Ve onlar gelecekteki toplum8 bu kadaf mi güzel görmüşler olacak olanı ve olmaya devam edeni... Ön yargıdan uzak bir dünya temelimdir.
1000Kitap
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
2022 (Pars) yılında okuduğum 31.betik [Buğu ayının 4.betiği]
8/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2022 18:54
Grekçe'ye Tsingános ve Farsça'ya Çingene olarak geçen yerli sözümüz olan Çığan demeyiniz çünkü bir ulusun yaşayış tarzı ve gelenekleriyle dalga geçmek etik değildir. Bence onlara Roman
Edebiyat
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma
5/10
·104 syf.··
2025 31. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 00:00
Bir çingeneye aşık olan iyi eğitimli, görgülü, iyi aile çocuğu Şemsi Hikmet Bey bu çingene kızını eğitmek bir aile kızı yapmak ister. Çingene kızı çok sevse de aklında evlenmek yoktur kendince ırka bakmadan eğitimin gelişime etkisini görmek ister. Eğitim, iyi ailede doğmak mı önemlidir yoksa soy sop ırk mı önemlidir? Şemsi Hikmet Bey bu işle uğraşadursun etrafın sözlerini de kulak ardı edemez, çevresi git gide kendini kınamakta ve üstüne gelmektedir.
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,983 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.