Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·108 syf.··
2024 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2024 01:00
Şems Hikmet'in sevdiği kadına sırf çingene diye kavuşamaması... İnsanların ve en önemlisi kendi ailesinin onu her fırsatta bu nedenle yargılaması beni okuduğum her satırda çok etkiledi. Özellikle son kısma geldiğimde ağlayacak kadar hislerinden etkilendim açıkçası.
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Sel Yayıncılık · 20173,977 okunma
Ahmet Mithad'ın Çingenesi
8/10
·108 syf.·
2021 77. kitabı
Çingene kelimesinin günümüzde bazen tahkir sıfatı olarak kullanıldığı malum... Çingenelerin sosyal yapıdaki yerleri düşünüldüğünde fazlasıyla ötekileştirildikleri de pek gizli saklı değil. İşin garibi yaklaşık yüz yıl önceki sosyal temaslar esnasında benzer tutumların ortaya çıkması... Osmanlı münevver sınıfının çingeneye bakış açısını yansıtması bakımında Ahmet Mithat Efendi'nin bu uzun hikayesi çok şey anlatmaktadır. Özellikle insana özde saygı motiflerinin dünyada fırtınalar estirdiği bir dönemin sonrasında Osmanlı aydınının yorumunu eserde görmek mümkündür. Çünkü Çingene olarak vasıflandırılan başka bir dünyaya aitmiş gibi sunulan karakterin başkalaşımı sınıflar arası geçişin bütün insanlığın hakkı olduğunu kanıtlar niteliktedir. İnsanın şeklen fikren değişebileceği bunun olağan olduğu temasını işleyen eserin devrinde ses getirdiğini yadsıyamayız. Hatta günümüz de dahi Çingene sınıfına yapılan eleştirilerin insan payesinin hesaba katılarak yapılmasının elzem olduğu iyi bir ders olarak öne çıkabilir. Mesele içindeki cevheri taşıyan bedenin kendini nasıl geliştirebileceği yoksa adının Çingene olması dahi bazı şeyleri değiştirdiğini düşünmek sadece fikir mesabesinde kalmaktadır. Ahmet Mithat Efendi ustalığıyla çok şey anlatıyor. Bize de okumak düştü :)
Edebiyat
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Sel Yayıncılık · 20173,977 okunma
9/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2017 21. kitabı
Ahmet Mithat Efendi bu kitapta toplumun önyargılarını; önyargılardan kaçmaya, sıyrılmaya çalışan kahramanımızın birer birer çevresindeki insanlarla mücadelesini, tartışmalarını ve sonunda yenilişini mükemmel bir şekilde işlemiş.
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Sel Yayıncılık · 20173,977 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
''Bir hatayı daha büyük bir hatayla düzeltmeye kalkışmak o hatadan daha korkunç neticelere yol açar.'' Boşuna dememişler Ahmet Mithat döneminde halkının öğretmeni... Her bir anlatısında görüldüğü üzere kıssadan hisse burada da mevcut. ''Milletin ağzı torba değil ki büzesin.'' Ah üstad ne ileri görüşlü bir aydınsın... şu sözlere bakar mısınız: ''... Çünkü o zamanlar (bugünler) insanoğlu tümüyle yeknesak bir medeniyete tabi olacak ve insanlar arasında ne kavmiyetçe, ne medeniyetçe hiçbir fark kalmayacak kadar medeniyet yaygınlaşacaktır. Dünya bir insan memleketi ve insan da bir medeni aileden sayılacaktır!'' Değerli arkadaşlarım bu sözler takriben 150 yıl önce söyleniyor, 150 yıl önce cağını aşan temaları seçip adeta toplumun gözüne soka soka dillendirmiş. Türk kültür hazinelerinden biri olan Ahmet Mithat Efendi okunmalı, analiz edilmeli...
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Sel Yayıncılık · 20173,977 okunma
Bu Bir Aşk Hikâyesi Mi, Yoksa…
Puan vermedi·96 syf.··
2026 2. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 10:18
Çingene, yüzeyde bir aşk hikâyesi gibi görünse de asıl derdini klasik bir yasak aşk ya da zengin–fakir çatışmasından ziyade, toplumun “öteki” olarak gördüğü bir kimlik üzerinden kuruyor. Hikâye,
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,977 okunma
Çingene
6/10
·96 syf.··
2025 142. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 19:13
Bu kitap sadece ama sadece 96 sayfa olmasına rağmen o kadar uzun sürdü ki benim için. Kitabın giriş bölümlerinde eski Kağıthane'nin güzelliği betimleniyor. Sayfalarca... Bu kısımları okumak benim için zordu odaklanmak açısından. Kendimi 300 sayfalık bir roman okumuş gibi hissediyorum. Konak Beylerinden birisi bir gün eğlencede Çingene kızını görür. Onu sever, evine hanım yapmak ister. Ancak halk inanışları, sınıf farklılıkları gibi nedenler bu ikilinin yakasını bırakmaz. Beyefendi, bu hanımı daha münasip yapmak için, aldırmadığı ders kalmaz. Musiki, adabımuaşeret, daha bir sürü şey. Hikayenin sonu çarpıcı bitiyor. Yine de bu kitapta beni cezbeden şey, bu adamın sevdiği istediği hanım için bunca emek, zaman ayırması. Maddi manevi tüm güçlerini bu uğurda seferber etmesi. Takdire şayandı gerçekten... Demek ki bir şey sahiden istenince uğruna aşılmayacak dağ yokmuş.
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,977 okunma
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2021 20:53
Türk Edebiyatı klasiklerine hep bayılmışımdır. Her ay bir tane okumaya çalışacağım inşallah. Gelelim bu kısacık ve bir o kadar tatlı , güzel kitabımıza. 1887 yılında yazılan bu kitap beni mest etti. O zamanlara gitmeyi çok istedim. Kitap bize, sınıf ayrımcılığını reddeden, Şems Hikmet Bey’in küçük, çingene bir kızı görüp çok beğenmesini, onu yanına alarak bir hanımefendi olarak yetiştirmesini, bir yandan da bu duruma sert tepkili olanlara karşı, yaptığının doğru olduğunu savunarak vermiş olduğu mücadelesini , akıcı bir dille anlatmış. Kitabın sonu biraz şaşırttı, fakat genel olarak vermiş olduğu mesajlar ve ikili diyaloglar çok hoşuma gitti. Çok severim ve de merak ederim; şu zamanda bile yaşanan bazı durum ve olayların çooookk eski zamanlarda bile yaşandığı zaman neler olduğunu. O zamandaki insanların neler düşündüğü, neler yaptığı ve nasıl sonuçlandığı … bir çoğu hala aynı zihniyet. Fakat yazar kitabın bir yerinde şöyle diyor : “Bizim bu romanımız birkaç bin sene sonra okunsa hiç şüphesiz Şems Hikmet’i takdir ederek Rakım Efendi’yi fikir darlığıyla , yanlış düşünmekle suçlarlar. Çünkü o zamanlar insanoğlu tümüyle yeknesak bir medeniyete tabi olacak ve insanlar arasında ne kavmiyetçe ne medeniyetçe hiçbir fark kalmayacak kadar medeniyet yaygınlaşacaktır.” Sizce peki ? Bir çırpıda okunası bir kitap daha hadi :)
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,977 okunma
Spoiler
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2024 17:21
Ahmet Mithat Efendi'nin klasik eserlerinden biri, Çingene. Kitabı kısaca özetlemek gerekirse zengin aile çocuğu olan Şems Hikmet'in arkadaşlarıyla çıktığı bir gezide bir Çingene kızına aşık olmasını ve devamında süregelen olayları anlatmaktadır. Şems, kıza o kadar aşık olmuştur ki onunla birlikte olmak için kendi çevresinin kabul edeceği hâle getirmek ister. Ona konuşma, adabı muaşeret, müzik dersleri verdirir. Çingene kızı Ziba bir hanımefendiye dönüşür. Fakat Şems'in başta ailesi olmak üzere dostları da bu kızın ona uymayacağını, kızdan vazgeçmesini söyler. Şems olanlara dayanamaz ve kendini kuyuya atar, bir süre yaşadıktan sonra ölür. Bu süreç içinde Ziba'da onun yanında olur, ailesi bu kısa karşı haksız oldukları kanısına varırlar fakat iş işten geçmiştir.
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,977 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 08:28
Öyle bir tasvirle başlıyor ki, İstanbul, deniz, nehirler, İstanbul'un göbeğinde yemyeşil çimenler ve üzerinde otlayan koyunlar.. diyordum ki hemen altına yazmış Ahmet Mithat Efendi, buna tasvir derseniz ya bana ya Kağıthane'ye zulmetmiş olursunuz. Hadi gel de diyebiliyorsan. Çoook güzel bir kitaptı. Seçkin, beyefendi, kibar ve zengin sayılabilecek bir beyefendinin, çok güzel bir çingeneye olan aşkını anlatıyor. Aşk ama imkansız aşk. Olur mu hiç yoksa.. Çingene ne de olsa. Kabul görmemeli, dışlanmalı, hele hele aşk asla olunmamalı. İşte bu imkansız ve saf duyguların çizgiyi aşmadan yaptırabilecekleri anlatılıyor. Mutlaka okuyun hem klasik hem çok güzel. Sonu da ayrı çarpıcı bilginize. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar.
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,977 okunma
En sevdiğiniz çingene kim? Benimki ben.
9/10
·104 syf.·
2023 17. kitabı
Zengin, asilzade, eğitimli bir konak beyefendisi olan 25 yaşındaki Şems Hikmet, 17 yaşında çok güzel ve akıllı bir çingene kızı olan Ziba'dan etkilenir fakat bu ilişkinin toplum tarafından kabul
Edebiyat
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,977 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.