Kesilen Uzuvla Birlikte Zedelenen Benlik
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2024 116. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2024 15:51
Bir uzvun kaybı hayatımızı ne kadar etkiler? Benliğimizi nasıl şekillendirir? Umutlarımız yerle bir mi olur ve buna rağmen yaşamaya devam edebilir miyiz? Bilmiyorum. Bilemiyorum. Yaşanmadan anlaşılmayacak nice acılar vardır şu zalim dünyada. Bu romanın baş karakteri Paul da bugüne kadar nice uzuv kaybı yaşayan milyonlarca insanın bir temsili. Onun yerine kendimi tamamen koyamam elbette. Duygularını, düşüncelerini ancak bir nebze anlayabilirim. Ağlayabilirim onun için. Bu ağlamak, engellerle cebelleşen tüm insanlara ağlamak olur. Elimden gelen bundan ibaret. Bir uzvun kaybı nedir mi? Tahmin ederim ki bedenimize olduğu kadar benliğimize hoyratça vurulmuş bir silledir. "BUNA RAĞMEN YAŞAMDA GÜÇLÜ BİR BİÇİMDE AYAKTA DURMALIDIR İNSAN!" Bunu demeyin. Sahiden mi? Bunu tüm içtenliğinizle mi söylüyorsunuz? Bunu kabul etmek, uzvundan olmuş insan için –en azından– okkalı bir zaman ister. Uzvundan olmamış insan ise ancak böyle aforizmalarla teselli vereceğini sanır karşısındakine. Konuşun tabi, ömür boyu sadece sıcak bir mevsim yaşamanıza rağmen "Üşümeye dayanmalıdır insan." diye böbürlenerek! Görmezden gelin acı neyse, çeken kimse... Yazıklanın ya da. En merhametlimiz bunu yapmıyor mu? Kolu olmayan birini görüp acımıyor mu, sonra kendi haline şükretmiyor mu? İçinde istemsiz bir utanç doğmuyor mu kolu olmayana karşı? Bacağı olmayan birini görüp içi burkulmuyor mu? Burkulunca ona yardım edesi gelmiyor mu? Yüzümüzü mahcup bir merhamet ifadesi yalayıp geçmiyor mu? Ya uzvundan olan kişi napıyor? Görmüyor mu kendisine yapılan bu lütufkâr muameleleri? Daha bir ağlamıyor mu haline? Herkes gibi olmak istiyor da... Olabiliyor mu ama? Ona bakıp gülen geçen gaddarlar bir yana, yardım edenlere de hınç duyuyor. Hiçbirinin onun bu hale gelmesinde payı yok, fakat kendisinde eksik olan şey onlarda tam. Bu bile yetiyor öfkelenmesine. Yürümek istiyor, koşmak... Duygularının ve düşüncelerinin hiçbirinin ardına "Ama bacağım yok ki..." çilesi çöreklenmesin istiyor. Fakat hepsine de çörekleniyor bu çile. Olmuyor işte, YAPAMIYOR... Var mı ötesi? Ötekilerin ona normal insan gibi davranması mümkün mü? Üzerindeki ya merhametli, ya alaycı ya da görmezden gelen bakışları nasıl yok edebilir? Günlük hayata nasıl uyum sağlayabilir? Acı çekiyor, her zamanki Paul olmak istiyor, olamıyor. O artık herkesin gözünde "Tek Bacağı Olmayan Paul"dan başka bir şey değil, olamayacak. Neye tutunabilir? Hayata bizi en çok bağlayan duygu aşktır, aşkına tutunuyor o da. Onu hayata bağlayan, ona her konuda yardım eden bakıcısına tutunuyor. Başka çaresi var mı? Cinselliği zedeleniyor, hasta bir insan aşağılık kompleksine kapılır, özgüvenini ve özsaygısını yitirir, cinsel açıdan da yetersiz ve beğenilmez hisseder kendini. Bir erkek olarak Paul kadınlara karşı yenik hissediyor. Artık kimi sevse, kiminle cinsellik yaşasa karşısındakinin kendisindeki bu eksikliği, uzuv kaybını göreceğini biliyor. Bu aşağı konuma, bu pasif hayata razı oluyor. Acı çeke çeke de olsa... Elinde bir tek aşk var. Aşk sağlam tutuyor onu. Ek olarak kitaptan sonra kendime sorduğum birkaç kritik soru oldu: Bir insanın bize ihtiyaç anımızda yardım etmesi o kişiye âşık olmamız için önemli bir etken midir? Bir insanı sadece bedensel güzelliğinden ötürü sevebilir miyiz? Ya da bedenini görmeyip sadece dokunmak o kişiyi sevmemize, onunla bağ kurmamıza yeter mi? Ezcümle, konusu ve aktarımı itibariyle bana dokunan bir kitaptı. Yazarın dilini beğendim. Kendine özgü, farklı ve samimiydi. Baş karakter Paul'un duygularını ve düşüncelerini başarılı bir şekilde işlemiş bence.Tabi burada çevirmenin başarısı da göz ardı edilmemeli, gayet güzel çevrilmiş kitap. Yavaşlayalım ve bir adam nasıl yavaş adama dönüşüyor, ömrü nasıl kaskatı bir çizgiyle ikiye bölünüyor, nasıl zorlu bir mücadele sonucunda çevresinin yardımlarıyla yeni halini kabullenmeyi öğreniyor, okuyalım.
Edebiyat & Roman
Yavaş AdamJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 2018359 okunma
·
260 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.