Gönderi

Şiir ve Ötesi…
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 92. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2024 21:16
Herkese selamlar, Şiiri çok sevmeme rağmen ilk defa bir şiir kitabına inceleme yazıyorum. Nurullah Genç ’in kalemi ve yüreği o kadar tesir etti ki yüreğime, yazmazsam rahatlayamayacaktım.. Nurullah Genç’i Rüveyda şiiri ve kitabıyla tanımıştım ve çok beğenmiştim. Ama Yağmur bambaşka bir yolculuk oldu benim için. Kitapta 42 tane şiir var ama kitaba da ismini veren ve ilk başta yer alan Yağmur şiiri, daha doğrusu naat’ı bambaşka seviyede… Peygamber Efendimiz’e (sav) olan sevgisini, özlemini öyle içten duygularla, öyle güzel kelimelerle ifade etmiş ki yazar; hayran olmamak, gıpta etmemek elde değil… Nurullah Genç ; Erzurum’un küçük bir köyünde yoksul bir ailede dünyaya gelmiş. Fakat bu yoksulluk sadece maddi anlamda.. Çünkü köydeki halk her akşam bir araya gelip kitaplar okur, şiirler ezberler, edebiyat, maneviyat üzerine sohbetler eder ve ilim irfan ile yaşarlarmış. Kendisi de küçük yaşlardan beri babasıyla beraber bu toplantılarda bulunurmuş. İşte maneviyatının, ilminin temeli böyle böyle atılmış diyebiliriz. Ortaokul, lise, üniversite hayatlarında hep bir yandan çalışmış. Ayakkabı boyacılığı da yapmış, fırında da çalışmış. Hatta üniversite yıllarında iş çıkış saati kaldığı öğrenci yurdunun kapanış saatini geçtiği için, aylarca Erzurum tren garında yatıp kalmak zorunda kalmış. Ki şiirlerinde sık sık tren garlarına yer verir… Yazarın hayat hikayesi beni çok etkiledi. Çocuk yaştan itibaren ailesine yük olmamak için bir yandan çalışıp bir yandan derslerine de özen gösterip çok başarılı bir öğrenci olmuş. Düşünüyorum da bizler bazen bazı şeylere çok yüzeysel bakabiliyoruz. Doğan Cüceloğlu ’nun hayat hikayesinde de benzer duyguları hissetmiştim. Başarılı, bir yerlere gelmiş insanları gördüğümüzde sadece başarılı bir insan görüyoruz. Onların geçmişte neler yaşadıklarını, verdikleri mücadeleleri, emekleri, nelere sabrettiklerini, ne kadar çok çalıştıklarını hep göz ardı ediyoruz. Biraz daha derin bakabilir, olayların iç yüzüne odaklanabilirsek her hayat hikayesinden bir ders çıkarabiliriz aslında. Ve bu bizim kendi hayat mücadelemizde bize güç verir diye düşünüyorum. Emek olmadan ekmek olmayacağını anlarsak, çektiğimiz zorlukların, yaşadığımız acıların bizi biz yapan, karakterimizi oluşturan asıl değerler olduğunun idrakına varırsak eğer işte o zaman hayatımıza sağlam bir psikolojiyle devam edebilir, modern zamanların bu tüketim kültüründe bir nebze de olsa manevi olarak da tatmin olabiliriz. Yeter ki bakış açımızı değiştirelim.. Kitap ile devam edeyim.. Yağmur başta olmak üzere tasavvuf şiirleri de var kitapta, aşk, ayrılık şiirleri de.. Kafiyeleri, yazım tekniği, seçtiği kelimeler o kadar güzel ki tüylerim diken diken oldu birçok dizede.. Yağmur’dan birazdan uzun uzun bahsedeceğim zaten ama yazarımızın ayrılık-yalnızlık temalı şiirleri de o kadar başarılı, o kadar samimi ki içime işledi, adeta ruhuma dokundu diyebilirim. Olsan Da Bir Olmasan Da Bir Bileydim Layık Olmadığını Gelmedin Kopardın Ölüm Noktürnü Giderim Bulut Bilmez Göğünü Bunlar beni en çok etkileyen şiirler oldu. ( Yağmur’u ayrı tutuyorum tabii ki.) Bir adam düşünün ki hem ilahi aşkı hem dünyevi aşkı iliklerinize kadar hissettirebiliyor. Peygamberimizden bahsederken de ağlatıyor; aşktan, ayrılık acısından bahsederken de ağlatıyor. Böyle hassas, böyle güzel yürekli insanların varlığı umut oluyor bana, huzur veriyor. Böyle bir şair ile aynı çağda yaşamak bile, belki bir gün bir yerlerde yolumuzun kesişmesi ihtimali bile bana şanslı hissettiriyor… Şimdi gelelim Yağmur’a ve onun oluşum sürecine… Yazarımızın yukarda da bahsettiğim gibi ailesi de şairene ruhlu, manevi insanlardan oluşuyor. Amcası, eğer bir şairin naat türünde bir eseri yoksa tam anlamıyla şair olamamıştır der bir gün Nurettin abimize.. Bu cümle yazarımızın ruhuna işler adeta ve bir naat yazamadan rahat edemez bir türlü . 10 yıl boyunca Yağmur ismini vererek naatlar yazmaya çalışır fakat bir türlü istediği gibi bir sonuç elde edemez. 10 yılın sonunda bir gün yağmurlu bir havada, bir yolculuk sırasında pencere camından insanları seyrederken ilham gelir kendisine.. Ve şu dörtlük gelir aklına: Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü. Heyecanlanır.. Hemen cebinden otobüs biletini çıkartıp üzerine bu dizeleri yazar unutmamak için. Allah’ım der, bana bir şeyler oluyor. Galiba o an geldi, o naatı yazacağım diye düşünür. Eve gittiğinde bunu eşiyle paylaşır ve bir süre kendisine anlayış göstermesini çünkü uzun bir dönem şiir üzerinde çalışması gerektiğini söyler. Ve tam 3 ay boyunca işten döner dönmez odasına kapanıp saatlerce çalışır. Normalde çok sosyal olan yazarımızın arkadaşları kendisinin depresyona girdiğini düşünüp psikiyatriste götürmeye bile çalışırlar.. Ve üç ayın sonunda bu muhteşem naat ortaya çıkar… İşte böyle bir süreçle yazılmış Yağmur.. Okurken tüylerinizi diken diken eden, tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissedeceğiniz türden bir eser. Yazarın, O’na karşı bu denli yoğun duygular hissedebilmesi size maneviyatınızı, O’na olan sevginizi sorgulatacak okurken… Kitabın tamamını okumazsanız bile Yağmur şiirini özellikle okuyup dinlemenizi tavsiye ederim. Bu link ile Dursun Ali Erzincanlı’nın sesinden dinleyebilirsiniz.. youtu.be/PZygpZSqEbU?si=... Keyifli okumalar herkese…
Edebiyat
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,492 okunma
·
1.275 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emine İnen
Gönderi Sahibi
youtu.be/77L7uBJxNFk?si=... Yazarın Yağmur’un yazılış sürecini anlattığı röportaj.. 🌸
İncelemeniz çok güzel , keyifle okudum 🌸😇
Emine İnen
Gönderi Sahibi
@Tugbayilmaz07 Teşekkür ederim Tuğba hanım 🙏 Çok incesiniz 🫶🏻🌸