·536 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Aralık 2024 01:59 "LOZAN"
"Dört yıllık bağımsızlık mücadelemiz milletimizin şanına layık bir barış ile sonuçlanmış bulunuyor...
Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın yıkılışını bildiren bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir." -
Mustafa Kemal Atatürk
Dönemin Türkçesi ile Lozan Sulh Muâhedenâmesi), 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Britanya İmparatorluğu, Fransız Cumhuriyeti, İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yunanistan Krallığı, Romanya Krallığı ve Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı (Yugoslavya) temsilcileri tarafından, Leman Gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace'ta imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.
Türk Kurtuluş Savaşı’nın büyük bir başarı ile bitmesi, dünya üzerindeki emperyalist hesapları, dengeleri altüst etmiş. Türk Milleti'nin Mücadelesi öyle haklı ve geçerli nedenlere dayanılarak yürütülmüştür ki başlangıçta buna karşı olan güçler, sonunda bunun tartışma konusu edilemeyecek kadar yerinde olduğunu anlamışlardır. Yeni Türk Devleti bir yandan Kurtuluş Savaşı’nı yürütürken, bir yandan da bu meşru mücadelenin uluslararası alanda kabul görüp onaylanması için çalışmış. Büyük Zafer ile 1922 yılı sonbaharında askerî sonuç alınmış, bu sonucun bütün dünya tarafından tanınması, akıtılan kanların, harcanan olağanüstü çabaların boşa gitmemesi açısından bir zorunluluk olarak halini almıştır. Askerî zaferden sonra mücadele bütünüyle diplomasi alanına taşınmış ve 1923 yılı yaz ayının ortasında, bir yıl önce kazanılan büyük başarı dünyada tescil edilmiştir. Bu tescil işleminin adı Lozan Barışı’dır.
Lozan, Anadolu’nun ortasına sıkıştırılıp yok edilmek istenen Türklerin, kazandıkları büyük bir bağımsızlık savaşının ardından, tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleştirdiği bir diplomasi savaşının zafer anıtıdır. Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye, uluslararası sistemin “ötekisi” değil, “eşit” ve “egemen” bir parçası olarak kabul gördü.
Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin bugünkü sınırları büyük oranda çizilmiş oldu. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Batılı devletlere verilen ekonomik imtiyazlar, yani kapitülasyonlar da tamamen kaldırıldı. Lozan Azınlık haklarıyla ilgili de düzenlemeler getirdi.
Modern tarihin en önemli hukuki metinleri arasında sayılan antlaşma, Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurucu belgesi olarak kabul ediliyor.
İstanbul'daki Osmanlı yönetiminden bağımsız olarak Ankara'da kurulan hükümet de ilk kez uluslararası meşruiyet kazanmış oldu.
Antlaşmaya göre, Türkiye'de yaşayan gayrimüslimler azınlık olarak tanımlandı. Ayrıca, Batı Trakya'daki Türk toplumuna da "azınlık" statüsü verildi.
Ege Denizi ve buradaki adaların aidiyeti ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Türkiye, aralarında Midilli, Sakız ve Sisam'ın da olduğu bazı adaları Yunanistan'a veren 1913 tarihli antlaşmaları kabul etti ve 12 ada üzerindeki haklarından feragat etti. Bununla birlikte Bozcaada ve Gökçeada'nın kontrolü Türkiye'ye bırakıldı.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucu belgesi olarak kabul edilen Lozan Antlaşması hakkında detaylı bir inceleme ve araştırma sonucunda hazırlanan eser, döneme ait fotoğraflarla, görsellerle desteklenmiş, doğru bilginin ışığında okuyucusuna tüm gerçekliği sunuyor.
Atamız'ın 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" politikasıyla kurumsallaştırdığı 'Lozan Barış Düzeni" sayesinde -şimdilik- yüz yılı aşkın bir zamandır çevresindeki tüm yıkıcı savaşlardan uzak kalmayı başarabildi.
Kitapla Kalın.