Şimdiye kadar yapmış olduğum en özel ve en uzun inceleme olabilir, olsun Oğuz Atay o kadar yazmış ben birkaç paragraf sıralamışım çok mu?
Kendisiyle lisede tanıştım yanlış bir kitapla başlangıç yapsam da yollarımızı kesiştirmiştim bir kere :) Ardından Korkuyu Beklerken'e geçmiş Babama Mektup ile gönlümdeki tahtını kurmuştum. Yazarımızın kişisel yaşamı, aydın bunalımına yönelik fikirleri, verdiği röportajlar ve hayatı algılama şekli beni kendisine daha da yakınlaştırdı. Bu yakınlaşmanın şiddetini arttıran bir diğer noktada ise Poyraz Karayel bulunuyordu. Kitap incelemesinde dizinin ne işi var derseniz şşş duymamış olayım. Ona bir dizi diyip geçmek ayıp olur ama biz asıl konumuza dönelim. Kitapta oluşturulan dünyaya girme, Hikmet'in gelgitlerine anlam verme ve diğer karakterleri somutlaştırma noktasında dizinin büyük faydası oldu. Elbette ne kitap dizi için yazılmış ne de dizi tamamen kitaptan uyarlanmış, ben de bunun farkındalığıyla sadece bütünleştirmem gereken yerlerde gerekli canlandırmaları yaptım. Ayrıca bildiğim bir gerçek vardı bu dizi olsun ya da olmasın Oğuz Atay'ın eserlerini öylece elimize alıp okumaya başlayamayız. Öncelikle o yola giden basamakları oluşturmalı ardından ön hazırlıkları yaparak başlamalıyız. Ben bu ön hazırlık kısmını epey ciddiye aldım. Kitap üzerine çekilen inceleme videolarını izledim. Kitabı uzun süre kütüphanemde bekletirken ara ara da masaya gözümün önüne aldım. Yaptıklarımın hepsi bilinçliydi ve bahsettiğim hazırlığı oluşturan basamaklardı. Okumaya başlamadan derin bir soluk aldım ve Hikmet'in yaşamına doğru bir adım attım. Bilmem kitap hakkında ne söylenir... Bu kitap, sizi olayların olayları takip ettiği bir yolculuğa çıkarmıyor; kurgu demek ise mümkün bile değil. Bu kitapta hayat var; insanın ilerleyişte yaşadığı gelgitler, bunalım, aşk, kırık düşler, günlük sıkıntılar, iki kadın ama daha da çok iki hayat arasında kalma, birilerine uyma mecburiyeti ve bir yandan da kendin olmanın bastıran isteği, yalnızlık, bir şeylere tutunma, son ana kadar görülme hatta hayattan vazgeçişe giden o yolda bile durdurulma isteği var. Elbette bunlara ek pek çok şey daha var ama incelemeyi fazla dağıtmak istemiyorum. Kitabımız için: "Eyvah, kitabın sonunu önceden duydum artık okuyamam." gibi bir cümle kurmanın mantığı yok çünkü olay Hikmet'in intiharı değil onu intihara götüren yolda yaşananlar, albayımızın da söylediği gibi farklı bir senaryonun olup olmama ihtimali. Ne demişti Hikmet: Hayat büyük bir oyun ve bizler her sabah bu büyük oyunun bir parçası olabilmek için erkenden uyanıyor ve yollara dökülüyoruz. Sorun ise çoğumuzun oynanan oyunların ne kadar tehlikeli oluşunu görmüyor olması. Öyle kaptırıyoruz ki kendimizi bu oyunlara; ip üstünde oluşumuzu dahası bizi yutmayı bekleyen o karanlık, büyük boşluğu fark etmiyoruz. Her bir oyunla daha da kirleniyor; her oyunda daha da yıpranıyoruz, hep orada olan o demir parmaklıklar artık bizi hayatta tutmaya yetmiyor. Öyle bir ana geliyoruz ki parmaklıklar artık görünmez oluyor. Peki ya sonrası? Sen karşı balkona geçmek isterken bir bakıyorsun aşağı düşmüşsün :) Büyük bir beklentiyle başladığım kitaba beklediğimin de üstünde aldığım karşılıkla okumamı tamamladım. Bazı imzalar size baştan verir garantisini, Oğuz Atay öyle bir imzaya sahip. Hayal kırıklığına uğramanız ya da yaptığı işi kötü bulma ihtimaliniz yok. Kapanışı yapacak olursam kalbimde her zaman Hikmet için ayırdığım bir oda olacak. Sonumuz benzesin istemem Hikmet ama ilerlediğin yolda yaşadıkların bana yabancı değil. En iyisi sen şimdilik senin için ayırmış olduğum o odada kalmaya devam et. Başlangıç Oğuz Atay'a olan sevgimle yapıldı kapanış da öyle yapılsın. Ne zaman olur bilemem ama bir gün olur oğuzcum atay Tutunamayanlar'da görüşünceye kadar kendimize iyi bakalım, en büyük hazinemiz olan aklımıza sahip çıkalım.
"Sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır. Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır."
İyi okumalar dilerim :)
Oğuz AtayTehlikeli Oyunlar