Orhan Kemal’in toplumcu gerçekçi bakış açısıyla kaleme aldığı bu eser en ince detaylarıyla Çukurova’yı ve o dönemin siyasi ve sosyoekonomik yapısını gözler önüne seriyor. İtalyan savaşında bir bacağını kaybetmiş Topal eskici ile ailesinin hikayesini konu ediniyor. Eskici iki oğluyla birlikte ayakkabı tamirciliği yapar ancak 1.Dünya Savaşı’nın ardından sanayileşmenin hız kazanmasıyla birlikte küçük esnaflar geçim derdine düşer eskici de onlardan biridir tabii. Geçim derdi bir aileyi nasıl parçalıyor önce onu görüyoruz ardından ailenin büyük bir umut ve her birinin nice hayallerle çıktığı kütlü toplama macerasının hazin sonunu. Karakterler öyle güzel tahlil edilmiş ki sanki her birini çok yakından tanıyormuş hissine kapıldım. Eskicinin agresif ve sinirli tavırlarına kızarken bir çocuk gibi duygusal hallerine üzülmekten kendimi alamadım. Her birinin hayaline ortak oldum. Büyük oğlan Mehmet ve ailesi küçük oğlan Ali, kız kardeşleri Zeliha, Topal eskici ve karısı. Mehmet fakir biriyle evlenmiş üç çocuğunun geleceğini düşünüyor, Ali abisiyle aynı kaderi paylaşmak istemiyor, Zeliha gelinlik çağına gelmiş itibarlı bir aileye gelin gitmek istiyor anne sahip olduklariyla mahalleliyi kıskandırmanın peşinde kendi tabiriyle güm güm gümüleyen bir konak en büyük hayali. Topal eskici ise şimdiye kadar çektiği cefanın sefasını sürmek istiyor bu yaştan sonra. Gelin görün ki her hayal mutlu sonla bitmiyor. Beni etkileyen bir kitap oldu diyebilirim. Okumak isteyenlere tavsiyedir.