Kitabı okurken: kendinizi, yakın ilişkilerinizi, bir döngü haline gelen davranışlarınızı, sizi ve yakınlarınızı yakıp kül eden öfkenizi... dışardan nesnel olarak gözlemleme olanağınız oluyor.
Kitap benlik ve benliksizleşme kavramları, kimlik oluşturabilme ve yıkıcı; suçlayıcı "sen" dili yerine yapıcı; anlayışlı; yargılamayan "ben" dilinin kullanılması gerektiği üzerinde duruyor.
Gelişim, değişim ve ilişkilerimizde huzuru bulabilmemiz ya da koruyabilmemiz için içine hapsolduğumuz, bize ve ilişkilerimize zarar veren davranış kalıplarından kurtulmamız gerekiyor. Bunun için de "öfkemizi dikkatle dinlememiz ve onu değişimin hizmetine sunmamız" gerekiyor. Değişim ve gelişim için "cesur ve yürekli olmak" gerekiyor. Eski davranış kalıplarını kırmak zor olsa da imkânsız değil.
Diğer insanlarla sınırlarımızı korumanın, onlardan ayrı bir birey olduğumuzu kabul etmenin, sorunların üçüncü kişilerle değil de konunun muhatabıyla çözülmesi gerektiğinin, başkalarının alması gereken sorumlulukları kendi üstümüze almamamız gerektiğinin, ilişkilerimizde hissettiğimiz her huzursuzluğun kaynağının biz olmadığımızın, bazı değişimler için bizim "öncü olmamız" gerektiğinin... ayrımına varıyoruz.