Türk’ün Tarih Sahnesindeki Ana Vatanı
8/10
·246 syf.··
2024 26. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 21:14
2024 sonuna geldik ve yılı, kendime not olarak bolca alıntı paylaştığım bir kitapla kapadığım için mutluyum. Uzun zamandır tükenmişlik sendromu yaşadığımdan akademik eserlere kendimi kapamıştım. Fakat bu kitap verdiği bilgilerle üzerimdeki ölü toprağı kaldırdı. Akademik kitapları neden okuduğumu ve neden keyif aldığımı yeniden hatırlatan bir kitap oldu. Peter B. Golden’ın bu kitabı, Orta Asya’yı dünya tarihinin merkezine yerleştirme iddiasıyla yola çıkıyor. Akademik titizlikle yazılmış, kaynak zenginliğiyle donatılmış bu kitap, bölgenin etnik, kültürel ve siyasi yapısını geniş bir çerçevede ele alıyor. Ama gel gelelim, bu merkezde Türkler mi var, yoksa Türkler yine “göçebe egzotizmi”nin dekoru mu? Golden, akademik bir titizlikle Orta Asya’nın etnik, kültürel ve siyasi yapısını inceliyor. Çin’den İran’a, Rusya’dan Hindistan’a kadar uzanan etki alanını anlatırken, Türklerin tarih sahnesine çıkışını da ele alıyor. Bu anlatım, yer yer “Batılı tarihçi filtresi”nden geçerken Türklerin rolünü ya törpülüyor ya da “atlı barbar” romantizmine indiriyor. Türkler çoğu zaman “göçebe toplumlar” bağlamında ele alınıyor. Bu da onları tarih sahnesinde birer “hareketli unsur” gibi gösteriyor, kurucu aktör değil. Kitapta Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular gibi büyük Türk devletleri elbette yer alıyor. Ama bu yer alış, çoğu zaman “bölgesel aktör” düzeyinde kalıyor. Oysa biz biliyoruz ki, Türkler sadece bölgesel değil, küresel tarih akışını değiştiren bir millet. Çin Seddi’ni diken korku, Bizans’ı titreten akın, Abbasi’yi koruyan kılıç… Bunlar sadece dipnot olamaz. Golden’ın dili akademik ama mesafeli. Türklerin kültürel üretimi, devlet teşkilatı, yazılı mirası gibi konulara değiniyor ama bunları genelde “göçebe toplumların evrimi” bağlamında ele alıyor. Yani Türk tarihi, burada daha çok antropolojik bir vaka gibi duruyor; bir medeniyetin taşıyıcısı olarak değil. Orta Asya’nın kültürel gelişimi anlatılırken, Türk etkisi genellikle Çin ve İran medeniyetleriyle etkileşim üzerinden tanımlanıyor. Tarihçi okur olarak söylemeliyim ki kitapta bilgi bol, kaynak sağlam. Çin kronikleri, Arap tarihçileri, Rus arşivleri… Golden, masa başında değil, sahada çalışmış gibi. Bu yönüyle metin, tarih meraklısı için doyurucu. Ancak anlatının merkezine Türkleri koymak yerine, onları çevresel bir unsur gibi ele almak, tarihsel gerçekliği eksik bırakıyor. Türk tarihinin öznesi değil nesnesi gibi anlatılması, bu coğrafyanın ruhunu eksik bırakıyor. Bu ne demek? Golden, Türkleri tarihsel olarak inkâr etmiyor ama onları tarih yazıcılığının merkezine koymuyor. Türk bir okur için bu, eksik ve indirgemeci bir yaklaşım. Çünkü Türk tarihi sadece savaşlardan ibaret değil; Bilge Kağan’ın taşlara kazıdığı sözler, Yusuf Has Hacib’in hikmeti, Kaşgarlı Mahmud’un haritası da bu tarihin omurgasıdır. Son olarak hatırlatmam gereken bir konu var. Çeviri dil bakımından berbat. Tarih lisans kökenli bir eğitime sahip biri olarak kitabı okurken ben bile zorlandım. Çeviriyi yapan akademisyen okuyucuya "Bak, ben ne kadar lügat bilgisine sahibim" şeklinde hava atacağım diye bolca eski Arapça/Farsca kelimeyle doldurmuş. Zira kitapta çoğunlukla İslam öncesi Arap/Fars etkisinin uzak olduğu bir dönem anlatıldığı halde böyle bir çevirinin yapılmasının başka bir açıklaması olamaz. Kısacası, Türk tarihini anlamak için bu kitap bir durak olabilir. #261134664
Tarih
Dünya Tarihinde Orta AsyaPeter B. Golden · Ötüken Neşriyat · 201560 okunma
·
3 +1'leme
·
656 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.